HEYKELİN GÖLGE OYUNCUSU

Heykeltıraş, kuklacı, ressam ve fizik mühendisi İskender Giray, anaformik sanat akımından ilham alarak gölge oyunlarına ev sahipliği yapan metal heykeller tasarlıyor. Bu heykellerin en önemli özelliği, ışıklar kapandığında özel bir ışık ve yansıtma dengesiyle eserin gölgesinin bambaşka bir imaja dönüşmesi… Adalet tanrıçası Themis’i tasvir eden çalışmasının yanı sıra Contemporary İstanbul’da sergilenecek Hayat=Su adlı çalışması ve Beşiktaş Spor Kulübü’nün 111’inci yılına yönelik olarak hazırladığı çınar ağacı heykeli prototipi de gölgesinde farklı bir sihir yansıtıyor.

Hayallerinizin peşinden gitmek için vakit hiçbir zaman geç değil. Kendisini Kadıköy Moda’daki atölyesinde ziyaret ettiğimiz fizik mühendisi, heykeltıraş, kuklacı ve ressam İskender Giray’ın öyküsü inanın pek çok kişiye ilham verecek. İstanbul Teknik Üniversitesi Fizik Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan Giray’ın içindeki sanat aşkı daha çocukluğunda başlamış. 8 yaşından bu yana resim yapan, bulduğu her malzemeden üç boyutlu objeler çıkarmaya çalışan Giray’ın çocukluğu hep atölyelerde geçmiş. Babası, amcası ve dedesinin marangozlukla uğraştığını söyleyen İskender Giray, “Babam marangozdu sonradan hukukçu oldu. Memur bir ailede büyüyen bir çocuk olarak bana hep gerçek bir mesleğim olması gerektiği fikri aşılandı. Küçüklüğümden bu yana fizik ve matematik kuramlarında hep çok başarılı olmuştum. Fizik okumak, hayata bakış açımı geliştiren, neden-sonuç ilişkileri arasında çok daha sağlıklı bağlantı kurmamı sağlayan faktör oldu. Ama üniversite bittikten sonra plaza yaşamının ve iş dünyasının bana göre olmadığını gördüm. 3.5 yıl boyunca kendimi zorladım. İyi bir üniversiteden mezun olmuştum, çalışmaya başlamıştım. Ama bu denklemde bir sorun vardı. Yaptığım iş beni mutlu etmiyordu. Bu nedenle bir dönüm noktasına geldim ve sanatı tercih ettim.” diyor.

Fizik deneyiminden faydalanıyor
2006’da kukla yapımına yönelen İskender Giray sözlerine şöyle devam ediyor: “Kukla sanatı, modelleme konusunda kendimi geliştirmem için son derece iyi bir alandı. Daha sonra kukladan figüratif çalışmalara geçtim. Şu anda ağırlıklı olarak anaformik sanat akımıyla ilgileniyorum. Bu alanda fizik deneyimimden de faydalanıyorum. Ağırlıklı olarak metal ya da plastik malzemelerle çalışıyorum. Metalde demiri çok seviyorum. Demirin paslanması, demirin nefes aldığının ve yaşadığının göstergesi… Bronz çalışmalarım da bulunuyor.”

Beşiktaş Spor Kulübü’ne özel anaformik bir çalışma prototipi hazırlayan Giray, “Beşiktaş’ın muhalif duruşunu yansıtmak üzere rüzgâra karşı büyümüş bir çınar ağacı tasarladım. 111’inci yıl için yapıldı. 111 yılı temsilen 111 dal bulunuyor. 110 kupa alındığı için 110 yaprak var. 31 taşıyıcı dal, 31 yönetim değişikliğini yansıtıyor. Eğer anlaşma sağlanırsa, bronz bir heykel tasarlayacağım. Dalların arasında Atatürk’ün portresi gizli… Beşiktaş ağacının gölgesi, akşamları farklı bir boyuta dönüşecek. Kupayı çıkarmaya çalışan bir kartal gözükecek. Bu tarz bir çalışmanın dünyada benzeri yok. Prototip onaylandığı takdirde ve sergilenmesi için uygun alan bulunduğunda 5-8 metrelik bir heykel üzerinde çalışmaya başlayacağım. Heykelin gölgesi ise en az 15 metrelik kanat derinliğine sahip olacak.” yorumunda bulunuyor.

Şekil değiştirenler sergisi
Yaptığı tüm çalışmalarda farklı gölge oyunlarından beslenen İskender Giray, “Anaformik çalışmalarda gölgeli temalardan ve farklı açılardan ilham alıyorum. İşin içine kinetiği de karıştıracağım. Her seferinde kendime farklı bir hedef koyuyorum. Şu anda Contemporary İstanbul’da sergilenecek HES, yani Hayat= Su adlı projem üzerinde çalışıyorum. Bu çalışmamda ışık ve heykel sabit olacak ama gölgesi hareketli olacak. Nefes alan bir kadın bedeni gözlemlenecek. Önümüzdeki dönemde kendi sergim için hazırlanacağım. 7-8 adet heykel çalışması olacak. Bir iş minimumda 1 ayımı alıyor. Gelecek yaz sergim için hazır olmuş olacağım. Sergimin konsepti de şekil değiştirenler yani ‘shape shifters’ olacak. Algıdaki değişikliklerden beslenip, bu algıları farklı bir dille tanımlamaya çalışıyorum. Eserlerimin önemli bir çoğunluğu ışık gerektiriyor. Bu nedenle sergide büyük duvarlara ve karartılabilir alanlara ihtiyacım olacak. Sokaklara yönelik heykel çalışmalarım da var. Yaşadığım alanda bir boşluk gördüğümde o alanı doldurmak istiyorum. Moda’da yıllardır önünden geçip durduğum, boş bir alan vardı. Oraya bir ağaç dikilmesi gerekiyordu. Bu nedenle oraya ‘Ağaca Ağıt’ heykelini yaptım. İki sokak heykelim ve sokağa yönelik bir resim çalışmam bulunuyor.” diyor.