HOROZ

HOROZ

Kadın dilinden söylenen türkülerin en içlilerinden biridir “Horoz Havada Horoz” türküsü… Ezgisi, edası, kıvamı, adeta sıradan bildiğimiz kelimeleri büyülü bir güzelliğe daldırıp çıkararak yeniden anlamlandırıyor.
Horoz’un “er” olmasıyla beklenenin “yâr” olması arasındaki koşutluk, horozun bir “ev kuşu” olmasıyla pekiştirilirken, gurbete giden evinden ayrılmak durumunda kalan erkeğin sesinin hala evde olması da “sesi yuvada horoz” dizesinde vurgulanıyor. Horozla özdeşleştirilmiyor elbette sevgili, sabahın seher vaktindeki horoz ötüşünün kadında yarattığı dayanılmaz özlemin sevgilide de yaşandığı bilgisini tamamlıyor türkü…
Bu türkü bir “halay” türküsü… Bir oyun olan hayatın içinde, kendi acılarından alabildiğine estetik bir “oyun havası” çıkarmak büyük milletlerin harcıdır. Böylesine rafine bir türkü ise az bulunur cinsten…
Uzatmayalım…

Türkü şöyle:
Horoz havada horoz
Sesi yuvada horoz
Sesine kurban olam
Yâri uyar da horoz

Horozlar öter oldu
Hasretlik yeter oldu
Bu seneki ayrılık
Ölümden beter oldu.

Bir avuç sözcükle bir sanat eseri, bir edebiyat ve musiki eseri inşa eden milletimizin evrenle ve eşya ile bütünleşik; doğal çevreyle aynı dili konuşurken yeni bir iç dil yaratan enginliği gerçekten hayret vericidir.
Türkü, bir Eğin Türküsü…
Ahmet Kayıkçı tarafından Kemaliye’den derlenmiş. Ben Latife Eraslan’dan dinlemeyi seviyorum.
Tercih sizin…