İnancın ve Enerjinin Ülkesi: Hindistan

İnancın ve Enerjinin Ülkesi: Hindistan

RAYTUR, programına, Hindistan rotalarında pek rastlanmayan yeni bir durak eklemiş: Serhend. Tüm dünyadan Müslümanlar İmam-ı Rabbani Hazretleri’ni ziyaret için buraya geliyor.

Hindistan, her gezginin tatması gereken bir hayat deneyimidir. Burası, renkleri daha da parlatan sıcağı; ağzına kadar yolcu ve hayvan dolu, yanardöner kamyonları; sokak yiyeceklerinin merak uyandıran kokuları; görkemli saraylara tezat hayat mücadelesi; çölü yeşerten şenlikleri; kısacası tüm ikilemleriyle, duyuların sınırlarını zorlayan, başdöndürücü bir insan denizidir.

Yeni bir enerji

Bu ülkenin neresine ayak basarsanız basın, eşsiz bir serüvenin başında ve farklı bir enerji sarmalının içinde olduğunuz hissine kapılacaksınız. Tarih burada başka bir yüzüyle karşınıza çıkar. Efsane, masal ve mitler kulağınızdan hiç eksilmezken, inanç hep başroldedir. Hindistan’ın, birçok seyahat acentelerinin de üzerinde durduğu ve tur programlarından eksik etmediği, Delhi, Jaipur ve Agra gibi dünyaca ünlü, popüler durakları vardır. Hindistan’a gitmek için plan yapan birçok seyahat meraklısının bu kentleri görmek istemesi son derece doğaldır.

Sarayların pembe şehri

Bu kentlerden biri, ‘pembe şehir’ olarak da bilinen, büyüleyici Jaipur. Hindistan’ın gösterişli eyaleti Rajasthan’ın başkenti Jaipur, modernle gelenekselin keyifli bir karışımı. Ana caddelerinde trafiğe karışan develerin çektiği yük arabaları ve onlarla aşık atan çekçekler sizi şaşırtmasın. Tüm bu karmaşanın ortasında, yüksek kuleleri ve şehir saraylarıyla Jaipur, Rajasthan’ın içlerine ilerledikçe sizi ne denli büyülü bir bölgenin beklediğine dair ipuçları verir. Kentin kalbinde bulunan ve hala eski kraliyet ailesinin yaşadığı Şehir Sarayı; ülkedeki gözlemevlerinin en meşhuru Kraliyet Gözlemevi Jantar Mantar; kraliyet ailesi kadınlarının kentin ana caddesini ve çarşısını gözlemleyebilmeleri için inşa edilmiş, bal peteği görünümlü saray Hawa Mahal; şehri sarmalayan kurak bir tepede, gözlerden uzak inşa edilmiş, ulaşımın fillerle sağlandığı, masalsı ihtişama sahip kale Amber Fort görülmeye değer. Ayrıca efsanevi ‘bulunmaz Hint kumaşı’na dokunabilmek için tekstil atölyelerinde bugün hala kullanılmakta olan el baskı tekniğini görmek de mümkün.

Aşk için anıt

Bir başka ünlü durak da Agra. Burası, dünyanın en ünlü ikonlarından Taj Mahal ile özdeşleşmiştir. 17. yüzyılda Babür Hükümdarı Şah Cihan’ın karısı Mümtaz Mahal için yaptırdığı Taj Mahal, belki de aşk için inşa edilmiş en abartılı eserlerden biri. Sabahın ilk ışıkları altında değerli taşlarıyla göz kamaştıran bu mermer anıt, her metrekaresinde romantizm ve cesaret hikayeleri barındırır. UNESCO Dünya Mirası Listesine giren, Yamuna Nehri kıyısındaki Taj Mahal olmasa, Agra’nın turist haritalarında yer almayacağını söylemek haksızlık olur. Babürlüler’in eski kale kenti Fatehpur Sikri ile Şah Cihan’ın yaşamının son günlerinde büyük oğlu tarafından hapsedildiği ve ölünceye dek penceresinden Taj Mahal’i seyrettiği odanın bulunduğu Agra Kalesi de görülmeye değer.

İslamın izi

Yurtdışına uçak, gemi, nehir ve tren turları düzenleyen RAYTUR www.raytur.com.tr, popüler destinasyonların yanı sıra, programına Hindistan rotalarında pek rastlanmayan yeni bir durak eklemiş: Serhend (Sirhind). Hindistan’ın birçok şehrinde Müslümanlar’ın günümüze kalmış eserlerine rastlamak mümkün. Kuzey Hindistan’ın Pencap eyaletinde bulunan Serhend’e; Delhi’den Şandigar’a (Chandigarh) yapılan bir saatlik uçuşun ardından bir saatlik kara yolculuğuyla ulaşılıyor. Burada İslâm’ın izleri belirgin bir şekilde hissediliyor. Bu küçük yerleşimde nüfusun çoğunluğu Sih. Sadece yüzde 2 oranında olan Müslümanların birçoğu, İmam-ı Rabbani Hazretleri’nin dergahı ile türbesi yakınında bulunmak, dergaha bir zarar gelmesini engellemek ve hatırasını devam ettirmek için burada yaşıyor. Ayrıca tüm dünyadan Müslümanlar İmam-ı Rabbani Hazretleri’ni ziyaret için buraya geliyor. İngiliz yönetimi ve özellikle I. Dünya Savaşı sırasında çıkan karışıklıklarda birçok Müslümanın burayı terketmesinin yanı sıra Pakistan-Hindistan ayırımında da göçler olmuştu. Hindistan’da yetişmiş, Ömer ibn Hattab’ın soyundan geldiği için ‘el-Fârûk’ lakabını almış, büyük âlim İmam-ı Rabbani Hazretleri’nin (1564-1624) türbesi başta olmak üzere Şeyh Ahmed-i Faruki Serhendi ve diğer alimlerin kabirleri de burada.

İkinci bin yılın müceddidi

Uzun yıllar İslâm egemenliğinde olan Serhend’i 1710’da ele geçiren Sihler, Serhend valisi Vezir Han’ı öldürüyorlar. Babürler, idareyi yeniden ele alsa da Sih nüfus her geçen gün artıyor. Ekber Şah zamanında, buraya bağlanan gelirler sayesinde kentin nüfusu artıyor, kent zenginleşiyor. Belgelere göre, en iyi zamanında, cami, han, hamam, kervansaray ve bahçelerin bulunduğu çok azı sağlam olarak bugüne kalabilmiş 360’e yakın eser varmış. Ekber Şah’ın İslâmı bozma ve yeni bir din oluşturma girişimlerine karşı mücadele veren İmam-ı Rabbani’nin sayesinde Dîn-i İlâhî adlı bu yeni oluşum fazla yaygınlaşmıyor. İmam-ı Rabbani, Nakşibendî tarikatı mensubu olmasının yanında Kadiriyye, Çeştiyye gibi diğer tarikatlar arasında da saygın bir yere sahip. Ehl-i Sünnet’in büyük bir kısmına göre ikinci bin yılın müceddidi ve müçtehid kabul ediliyor. İslâm hükümleri ile tasavvufu birleştirmesinden dolayı ‘Sıla’ ismiyle de anılıyor.

140 bin evliya

İmam-ı Rabbani Hazretleri’nin dergahının kapısından girince misafirhaneler var. Biraz ileride de, Afganistan sultanı Şah-ı Zaman tarafından yaptırılmış, girişi etkileyici, Hazreti Müceddid’in türbesi bulunuyor. Oğulları Muhammed Sadık ve Muhammed Sa’id de babalarıyla aynı türbedeler. Îmâm-ı Rabbani’nin türbesinin yanı sıra üçüncü oğlu Muhammed Masum-i Faruki Hazretleri’nin türbesi de burada bulunuyor. Üç ciltlik Mektubat-ı Masumiye kitabının yazarı Muhammed Masum-i Faruki, 140 bin evliya yetiştirmiş, 7 bin talebesine hilafet vermiş bir kişi. Sultan Alemgir Evrengzib’in hocası, Mektubat-ı Seyfiyye isimli kitabı bulunan oğlu Seyfeddin-i Faruki Hazretleri’nin türbesi de bu alanda ziyaret edilebilir. 10 dakikalık bir mesafede ise İmam-ı Rabbani Hazretleri’nin babası Abdülehad Hazretleri’nin türbesi var. Lahor-Delhi yolu üzerinde Âm-Has Bağı olarak bilinen, hem sultanın hem de halkın kullanması için bir kervansaray bulunuyor.

İlk planlı şehir

Hindistan, inanç söz konusu olduğunda mimarlık ve tarih açısından da ayrı bir zenginliğe sahip. Taj Mahal’den Mumbai’nin nefes kesen gökdelenlerine, yapılardaki haşmetin sınırı yok. Şandigar da kendine özgü, mimari açıdan dikkate değer bir yerleşim. Burası, ülkenin ilk planlı şehirlerinden. Ancak burada ne antik kentlere, ne İngiliz sömürge binalarına ne de çağdaş yapılara rastlamanız söz konusu değil. Burası İsviçreli mimar Charles Edouard Corbusier’nin (Le Corbusier) başı çektiği ekip tarafından tasarlanan ülkenin ilk planlı şehirlerinden biriydi. Kentteki Capitol Complex, bu muhteşem modern binalara dikkati çekerek, 2016’da UNESCO Dünya Mirası Listesine dahil edildi.