ISPARTA VE ISPARTA GÜLÜ

ISPARTA VE ISPARTA GÜLÜ

Müftüzade İsmail Efendi, 1888 yılında Bulgaristan’dan getirip Isparta’nın Gülcü Mahallesi’ne ilk gül fidesini diktiğinde sanırız dünyaya nam salacak bir adım attığından haberi yoktu… İsmail Efendi her türlü zorluğa rağmen 30 dönüme ektiği gülleriyle ve çıkardığı gül yağıyla önce Osmanlı’da bir farklılık yaratmıştır. Bugün tüm dünyada gül yağının yüzde 65’inin Isparta’dan karşılanmasına öncülük etmiştir.

Neredeyse insanlık tarihi kadar eski 5 bin yıllık bir geçmişe sahip olan gül, görüntüsüyle, kokusuyla kaliçelerin, sultanların ve hükümdarların elçisi, âşıkların sembolü haline gelmiştir. Bu değerli çiçek geçmişten bu yana parfümden sabuna birçok kişisel üründe kullanılmıştır.

4 bin kilo gülden bir kilo yağ
Şiir ve edebiyatta sıkça kullanılan, 4 bin kilosundan bir kilo gülyağı elde edilen ve kokusu, reçeli, lokumu, kozmetik ve tedavi edici özellikleriyle gül, başlı başına bir dünyadır. Ama dünyanın tüm gülleri arasında Isparta’nın gülü rengi, kokusu ve çıkarılan gül yağıyla ayrı bir yere sahiptir.

Gül bahçelerini sabah gezin
‘Rosadamascena’ yani Isparta Gülü; Pembe Yağ Gülü, Yağ Gülü, Sakız Gülü ve Şam Gülü adlarıyla da bilinen pembe renkli, yarım katmerli ve kuvvetli kokulu, çok yıllık, dikenli ve kışa dayanımı yüksek bir bitkidir. Isparta’nın her sokağında başınızı döndürecek bir gül kokusunun sizi sarması da bu yüzdendir. Eğer gül bahçelerini dolaşmak isterseniz, sabahın ilk saatlerini tercih edin. Demet demet gül fidanlarının arasında burcu burcu kokan güllerle, sadece gözünüz ya da burnunuz değil, gönlünüz de şenlenecek.

Peygamberimizin sembolü olmuştur
Adına şiirler, şarkılar, ilahiler, maniler yazılmış kendi edebiyatını yaratmış, ‘cennet çiçeği’ adını almış, bülbül ile olan aşkı dillere destan olmuştur gül. Şiirlerde adından çokça söz ettiren Gül ile Bülbül yüzlerce yıl karşılıksız sevginin simgesi olarak kullanılmıştır. Ama belki de en önemlisi gül; Peygamber Efendimizin (S.A.S.) sembolü olmuş. Peygamberimiz, gülle ve gül kokusu ile özdeşleştirilmiştir.