İstanbul’un Değerleri Çizimlerle Hikâyeleştiriliyor

İstanbul’un Değerleri Çizimlerle Hikâyeleştiriliyor

Urban Sketching, 2007 yılında Seattle’da yaşayan gazeteci ve illüstratör Gabriel Campanario’nun başlattığı bir proje… ‘Urban sketcher’lar, yani ‘yerinde çizerler’, o anda bulundukları yerde gördüklerini çiziyorlar.

Yaşam alanlarını, sokakları, kafe ve pencerelerden gördüklerini ya da seyahat ettikleri şehirleri olduğu gibi çizerek kendi hikâyelerini anlatıyorlar. Yanlarında sürekli pratik çizim malzemeleri taşıyorlar. Online bir ağ kuran Campanario, bu çizerleri bir araya getirmeye karar verdi. Bugün dünyanın 220 farklı şehrinde hayata geçen bu oluşuma bağlı 3 bin 500 çizer bulunuyor. Bu oluşumla ilgilenen kişi sayısı ise yüz binleri geçmiş durumda…

Raillife olarak bu oluşumun Türkiye ayağı olan Urban Sketchers İstanbul ekibi ile İstanbul Sirkeci Garı’nda bir araya geldik.

İstanbul’daki çizer ekibi ortalama 40 kişi

Urban Sketchers İstanbul, Ağustos 2017’de Talya Yücesan Öcal ve Ahmet Faruk Çetin’in koordinatörlüğünde kuruldu. Etüt ekip mühendisi olarak görev yapan Ahmet Faruk Çetin, mesleği gereği tarihi binaların rölöve çalışmaları esnasında bol bol çizim yapan bir isim. Öğrencilik yıllarında, İstanbul’u yerinde çizmek gibi, bir türlü gerçekleştiremediği, bir projesi olan ve bu projenin dünyada Urban Sketching çatısı altında uygulandığını öğrenen Çetin, kendisi gibi bu konuya meraklı çizerlerle bir araya gelerek Urban Sketchers İstanbul oluşumunu hayata geçirdiklerini belirtiyor. Projenin bir diğer koordinatörü olarak öne çıkan Talya Yücesan Öcal ise demir-çelik sektöründe pazarlama yöneticisi olarak hizmet veriyor. 2015’te el boyama ürünler ile tasarladığı Tişörtart markasını yaratan Öcal, “Böylece resim, hayatımda daha büyük bir yer kaplamaya başladı. Çizim merakımın daha interaktif, daha hayatın içinde ve daha çok insanla iç içe olması arzusu ise yolumu Urban Sketchers İstanbul’a çıkardı. Urban Sketchers İstanbul olarak 2018’i oldukça aktif geçirdik. Gönüllülük esasına dayalı yapılanmada organizasyon, iletişim, proje geliştirme gibi konuları yöneten çekirdek ekip ile beraber düzenli çizer ekibimiz ortalama 40 kişi. Her geçen gün büyüyen, dinamik ve istekli bir ekibe sahibiz. Bu zamana kadar 100 farklı çizerle yollarımız kesişti.” yorumunda bulunuyor.

50 farklı lokasyonda çizim yapıldı

Ekipte yer alan üyelerin çok farklı meslek ve yaş gruplarından geldiğini dile getiren Talya Yücesan Öcal, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu çeşitlilik bizi beslerken oluşturduğumuz sosyal ağ ise ekibin vizyonunu geliştiriyor. Normalde yolları kesişmeyecek insanlar çizim ortak noktası ile bir araya geliyor. Yurt dışındaki ekipleri de yakından takip ediyoruz. İstanbul ekibi, dünyanın en genç ve en aktif ekiplerinden biri… Urban Sketchers’ın misyonu yerinde çizimin sanatsal, hikâye anlatıcı ve eğitici değerini yükseltmek, yerinde çizim pratiğinin artmasını sağlamak, yaşadıkları ve seyahat ettikleri yerlerde çizim yapan insanlar arasında bağ kurmaktır. Bizler hem şehir hem de sanatseveriz. Her geçen gün kalabalıklaşan şehrimiz durmaksızın değişiyor. Bizler bu değişime şahitlik ederken şehrimizin değerlerini de kaydetmeye çalışıyoruz. Amacımız, salt mimari bir eser resmetmek değil. O eser o tarihte nasıl bir çevrenin içerisindeydi, etrafında neler oluyordu, şehirle ve hayatla bağı nasıldı? Tüm bunları yansıtmak, o anın hikâyesini anlatmak istiyoruz. Nihai hedefimiz, şehrimizin değerlerini korurken çizimlerimizle tüm dünyaya İstanbul’u göstermek. Çizimle ilgilenen herkesi de yapıya çekmek, onlara cesaret vermek. 2018’te 33’ü aşkın buluşma yaptık, 100 farklı çizere ulaştık. Şehrimizde 50 farklı lokasyonda çizim yaptık. 10’un üzerinde yabancı çizeri misafir ettik.”

Pazar günleri buluşuluyor

Urban Sketchers İstanbul’a dâhil olmak için yerinde çizim yapmayı istemenin yeterli olduğunu ifade eden Ahmet Faruk Çetin, “Her seviyeden çizer bize katılabilir. Performans kriterimiz yok. Herkesin kendi tarzını yaratarak, o an gördüğü hikâyeyi gerçeğe uygun şekilde resmetmesi destekleniyor. Buluşma esnasında zorlu hava şartlarına, bazen açlığa, rahatsız çizim alanlarına, bazen insanların yoğun ilgisine, belki bolca yürümeye de dayanıklı olmak gerekiyor. Çizimlerimizi merkez yapı tarafından belirlenen manifestoya göre yapıyoruz. Buluşma noktasına geldiğimizde herkes kişisel olarak bağ kurduğu, çizmeyi istediği kareyi belirleyip işe koyuluyor. Aynı noktadan onlarca farklı çizim çıkabiliyor. Sokaklarla, insanlarla ve etrafımızda dönen hayatla iç içe olmak en büyük ilhamımız. Önünden defalarca geçip hiç dikkat etmediğimiz bir bina, detayları ile bize birçok şey anlatabiliyor. Çok hızlı akan hayatın içinde durup şehre zaman ayırmak, onu her açıdan algılayıp o anki durumuna şahitlik etmek bizi motive ediyor. Bireysel tarzımızı yaratarak o anın hikâyesini çizimlerimizle tüm dünyaya anlatmayı hedefliyoruz. Ayda iki kere olacak şekilde hafta sonları, genellikle pazar günleri çizim buluşmaları düzenliyoruz. Ortalama 4-5 saat süren çizim buluşmalarında 2-3 farklı noktada çizim yapıyoruz. Tarihi önemi bulunan mekânlarda, müzelerde, parklarda, bir mahallenin meydanında buluşabiliyoruz.” diyor.

Hedef: İstanbul’un global etkinliğini artırmak

2019 ve sonrasında bünyeye daha çok çizer katmayı hedeflediklerini söyleyen Urban Sketchers İstanbul Koordinatörleri Talya Yücesan Öcal ve Ahmet Faruk Çetin, müzelerle yaptıkları iş birliklerini ilerletmeyi ve arşivlerini büyütmek istediklerini belirtiyor. Urban Sketchers İstanbul’un global arenadaki marka bilinirliliğini artırmayı ve ‘yerinde çizim’ konusunda akla gelen ilk şehirlerden biri olmayı hedefleyen ikili, İstanbul’a daha çok yabancı çizer çekmeyi ve 2019’da mini bir sergiye imza atmayı planlıyor. Her yıl merkez tarafından dünyanın bir şehrinde Urban Sketching Sempozyumu’nun düzenlendiğini söyleyen Talya Yücesan Öcal, “Dünyanın dört bir yanından 500’ü aşkın çizer, o şehirde toplanıp çizim yürüyüşleri, atölye çalışmaları gibi etkinliklerle 3-4 gün süren oldukça besleyici, öğretici ve etkili bir sempozyum gerçekleştiriyor. Bu sempozyum dünyanın en güzel şehri İstanbul’da neden olmasın? Bu hayalle işimize sımsıkı sarılıyoruz. Ayrıca İstanbul kültürel mirasının korunması kapsamında öncelikli alanları belirleyip çizimlerimizle bir envanter kitabı çıkarmayı istiyoruz.” yorumunda bulunuyor.