İYİ İLE KÖTÜ GIDAYI AYIRAMIYORUZ

Kanserle beslenme arasında ciddi bir ilişki olduğuna dikkat çeken Yard. Doç. Dr. Yavuz Dizdar uyardı: “İnsanlar iyi gıda ile kötü gıdayı ayıramıyor ama hayvanlar ayırabiliyor. O yemiyorsa siz de yemeyin.”

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Enstitüsü’nde Radyasyon Onkolojisi Uzmanı olarak çalışan Yrd. Doç. Dr. Yavuz Dizdar’ı sabahın yedisinden akşama kadar İstanbul Tıp (Çapa) Fakültesi’nde hasta bakarken bulabilirsiniz. Bu kadar yoğun hasta hikâyesine tanık olduğu için mi bilinmez, tedavinin yanı sıra korunmaya odaklıdır araştırmaları… Evinde ilginç deneyler de yapar… Özellikle gıda üzerine bireysel araştırmaları da olan Yrd. Doç. Dr. Dizdar, bazen yumurtaların kaç günde koktuğunu, bazen sütün ne kadar sürede bozulduğunu, bazen de yoğurdun ekşime düzeyini araştırır.

Yediğinizin içeriği önemli
Kanser ve beslenme ilişkisini, “Ne yediğimizin önemi yok, yediğimizin içeriği önemli. Sonunda her halükarda karnımız doyuyor. Ancak içeriği bozuk, iyi olmayan gıdalarla beslenirseniz kansere davetiye çıkarırsanız.” sözleriyle anlatıyor. Her zamanki gibi evinde bir deneyle uğraştığı için bu defa yemek stilisti İnci Bak’ın sıcacık, samimi atmosferli ‘eat.drink.shoot studio’ isimli yemek stüdyosunda ağırlıyor bizi Yavuz Dizdar… Mönüyü oluştururken annesinden ne öğrendiyse ona dikkat ettiğini söyleyen Dizdar’a göre, yemekler aynı bile olsa içerikleri aynı değil. Dizdar, “Biz çocukken makarnanın tadı, domatesin tadı ayrıydı, şu an onu kaybettik. Sütler şeker tadında, yoğurtlar ekşi, meyve lezzetliydi… Şimdi hepsinin tadı birbirine benziyor. Çünkü gıdaların tadı, içeriği azaldı.” diyor. Sorularımızı da şöyle yanıtlıyor:

Bir gıdanın içeriğinin azalması ne anlama geliyor?
İnsanlar sağlıklı yaşamak için aromatik bileşiklere ihtiyaç duyar. Doğadaki gıdaların içerisinde bulunan ve insan vücudunun yapamadığı bu maddeler, ara geçiriciler yani sinirlerin arasındaki iletişimi sağlayan maddelerdir. Eksik kaldığında işlev değişiyor ve kanserle ilişki başlıyor.

Hangi değişimler gıdaları etkiledi?
Gıdaların paketlenmesi ve daha uzun süre korunması için aşırı fiziksel işlem yaşanıyor. Basınç gibi… Normalde gıdada basınç işlemi olmaz. Siz alıyorsunuz bunu 140 bar basınçtan geçiriyorsunuz. Bu aşağı yukarı 1.400 metre su basıncı. Basıncı aşırı verdiğiniz zaman çapraz bağlar oluşmaya başlıyor. Süt kokmuyor, yoğurt ekşimiyor… Yani bu maddeler eksik demek ki… Bazen de süreyi kısaltmak için bazı işlemler yapıyorlar.

Gıda sanayi, besinlere zararlı bir şey koymuyor, kullandıkları yöntemler yüzünden gıdaların içeriğindeki iyi maddelerin yok olmasına sebep oluyorlar… Tabii GDO’lu ürünü yememek değil, o ürünlerle beslenen hayvanların gıdalarını da tüketmemek lazım. Kanser vakalarının artma sebeplerinden birisi de bu.

Arıların, sineklerin besinlere artık konmaması da bununla mı ilgili?
Elbette… Arı ve sinek gazlı, şekerli içeceğin peşinde koşardı. Şimdi isterseniz önüne dökün gelmiyorlar. İnsanların yenilenebilecek şeyleri ayırma yeteneği yok. Ama hayvanların dürtüsel ya da verilmiş bir yetenek olarak ne yenip neyin yenmeyeceğini ayırma gücü var. Bazı sosisleri yemeyen kediler, köpekler var. İşlemden geçirilmiş sütü içmiyorlar. Çok basit bir test, özellikle et türevi bir şeyi yemeden önce kedinize, köpeğinize ya da sokaktaki herhangi bir hayvana vermeyi deneyin. Yiyorsa yiyebilirsiniz, yemiyorsa siz de yememelisiniz. Size ilginç bir örnek verebilirim. Örneğin eski kaşarı biraz ocağın üzerindeki ateşte tutun. Erimiyorsa gerçektir, eriyorsa iyi kaşar değildir. Bağırsağın içinde tutulmayan sucuk da alınmamalı.

İnsanlar ne yiyip ne içecekler o zaman?
Hayvanın kaliteli ve doğal beslenmesi lazım. Anadolu’dan zaman zaman süt getirtiyoruz. Doğrusunu isterseniz neredeyse muhallebi tadında o sütler. Çok lezzetli. Ekşidiğinde de çok keskin bir ekşime düzeyine erişiyor. Oysa birçok süt ve yoğurtta böyle bir tat yok. Balık yediğinizi düşünüyorsunuz ama çiftlik balıklarında deniz tadı yok. Üstelik de göç eden balık olmalı. İyi gıda ile beslenen insanlar kilo almaz.

İyi gıdalar arasında bizi koruyan gıdalar var mı?
Etin iliğinin içinde bulunduğu çorbalar ve yemekler sağlığa çok faydalı. Örneğin paça çorbasını hem hastalanmak istemeyenlere hem de kendi hastalarıma öneriyorum. Yemeklere kemik koymaya çalışsınlar. Tam tahıllı ekmekler yenilebilir. Keşkek çok besleyici. Şekerle de ilişki kesilmeli.

MÖNÜ
Tarhana çorbası
Fırında hamsi
Domatesli, biberli erişte

YEMEK TARİFLERİ
TARHANA ÇORBASI
Malzemeler
1 çorba kaşığı zeytinyağı
1 çorba kaşığı domates salçası
1 çorba kaşığı biber salçası
1 orta boy domates
1 su bardağı tarhana
3 diş sarımsak
Tuz
1 çay kaşığı kırmızıbiber
Hazırlanışı
Tencereye 1 çorba kaşığı zeytinyağı, 1 çorba kaşığı domates ve 1 çorba kaşığı biber salçasını koyup karıştırın. Domatesi küçük küçük doğrayın ya da rendeleyip ekleyin. Yağlı salçalı karışıma tarhanayı ekleyip kavurun. Yavaş yavaş karıştırarak 5 su bardağı suyu ilave edin. Dövdüğünüz sarımsağı da ekleyin. Kısık ateşte, kaynayana kadar çorbayı aynı tarafa doğru yavaş yavaş karıştırın. Kaynadıktan sonra 1 çay kaşığı kırmızıbiber ilave edip servis yapın. Arzu ederseniz sumak da koyabilirsiniz.

FIRINDA HAMSİ
Malzemeler
1 kilogram hamsi
2 orta boy soğan
1 domates
3 diş sarımsak
2 yeşilbiber
Yarım çay bardağı zeytinyağı
Tuz

Hazırlanışı
Hamsilerin kılçıklarını çıkarıp tuzlayın ve ikişer ikişer birbirine yapıştırın. Soğanları yarım halka ve sarımsakları ince doğrayıp karıştırın ve fırın tepsisine dizin. Üzerine hamsileri yerleştirin. Domatesi dilimleyin, biberleri de ince uzun şeritler halinde kesip hamsilerin üzerine koyun. Zeytinyağını üzerinde gezdirip önceden 200 derecede ısıtılmış fırında yarım saat pişirin.

DOMATESLİ ERİŞTE
Malzemeler
400 gram erişte
2 orta boy soğan
3 yeşilbiber
2 domates
2 diş sarımsak
Tuz
2 yemek kaşık zeytinyağı
1 yemek kaşığı tereyağı
Hazırlanışı
Soğanları zeytinyağında kavurun, ince doğradığınız sarımsakları ve yeşilbiberleri ekleyin. Küp küp doğradığınız domatesleri ilave edin. Erişteyi de tencereye koyup biraz karıştırın. Tereyağını ekleyip karıştırdıktan sonra üzerinde bir santimetre kalacak şekilde su ilave edin. İlk kaynamanın ardından kısık ateşte pişirin.