İyilerin Galibiyeti

İyilerin Galibiyeti

Michael Ende, Momo’da dünya düzeninin gidişatına dair sorularına cevap arar. Dilek Şurubu’nda aynı meseleyi daha minimal düzeyde işler.

Dilek Şurubu (Pegasus Yayınları, 2017) Michael Ende’nin diğer kitabı Momo’yla birlikte düşünülebilir. Her iki kitapta da Michael Ende kötülük problemi üzerinde durur. Daha doğrusu iyilik ve kötülüğün çatışması, birbirlerine karşı verdiği mücadele… Her iki kitapta da iyiler, çocuk ve hayvan kahramanlarca temsil edilmekte; kötüler ise, yetişkinlerce. İyiler, yardımsever ve diğerkâm; kötüler ise kıskanç, bencil ve sorumsuzdurlar.

Dilek Şurubu, Momo’ya kıyasla daha umut dolu bir kitap. Momo’nun özellikle son bölümlerinde boğucu bir karamsarlık ve umutsuzluk dikkat çeker. Bu, okuyucuya da geçen bir duygudur. Hatta korkuyu hissederiz onda. Oysa Dilek Şurubu’nda iki güçlü canavarla karşılaşmamıza rağmen aynı korkuyu duymayız. Michael Ende, Momo’da daha gerçekçi düşünmeye çalışmıştır. Zaten onun masallarında dikkat çekici unsur; masal boyunca okuyucusunu düşündürme becerisidir. Büyük ihtimal kendisi de, ulaştığı sonuçları değil düşünmekte olduğu meseleleri anlatmaktadır masallarında. Başka bir ifadeyle Michael Ende masal yoluyla düşünmektedir. Hem de felsefecilerin uğraşacağı ağırlıktaki konuları. Onun masalları için rahatlıkla “felsefi” diyebiliriz.

Ende, Momo’da dünya düzeninin gidişatına dair sorularına cevap arar. Dilek Şurubu’nda aynı meseleyi daha minimal düzeyde işler. Momo’da “duman adam”lar dünyanın her yerinde örgütlenmişken, Dilek Şurubu’nda bir cadı (ismi: Zalime), bir de büyücüyle (ismi: Şarlatan) karşılaşırız. Momo ise, çocuktur. Yazar, Momo’yla diğer çocukları birbirinden ayırmaz. Yazara göre iyiliğin en saf biçimi çocuklardadır: Masumiyet, temizlik, hüsnü zan. Diğer ifadeyle yazara göre çocukluk bozulmamışlık anlamına gelir. Yetişkinlik ise, masumiyetin ve saflığın kaybolmasıdır.

Dilek Şurubu’nun iyileriyse, karga (ismi: Yakup) ve kedidir (ismi: Mauro). Ende adeta Momo’da derinleştirdiği ve umutsuzluğa kapıldığı konuyu, Dilek Şurubu’nda daha yüzeysel, eğlenceli, fantastik bir şekilde işleyerek umutlanır. Momo’da yardımcı, metafizik güçlerle karşılaşırız. Momo bu güçler sayesinde kötülüğü yener. Fakat bu zafer okuyucuyu ikna etmez. Önceki sayfalardaki burukluk, masalın sonunda da devam eder. Dilek Şurubu’nda da metafizik yardımcılar devreye girer. Ve Dilek Şurubu’nda iyilerin ezici üstünlüğü ortaya çıkar bu şekilde. Çünkü Dilek Şurubu’nda kötülerin olduğu gibi iyilerin de bir planı vardır. Momo’da ise, iyilerin bir planı yoktur. Onlar adeta rüzgârın önünde sürüklenmekte olan yapraklar gibidir.

İyiler her iki masalın galipleri olsalar da, Ende’nin anlatmak istediği şey, iyi-kötü mücadelesinin her dönemde olduğudur. İyi insanlar, kötülüğe karşı ne kadar hazırlıklı, donanımlı ve cesur olurlarsa, o kadar dünyamız güzelleşmekte. Ne zaman da umursamaz, korkak ve sorumsuz davranırlarsa, dünyamız o kadar kötülüğün eline kalmakta ve çirkinleşmektedir. Ende’nin başarısı; bu temel felsefeyi zorlamadan, masal yoluyla hissettirmesidir.

Aslında her iki kitap da yetişkinlere dönük anlatılmış masallardan oluşuyor. Ya da şöyle söylenebilir: Michael Ende kime, nasıl masal anlatacağını düşünürken, çocuk-yetişkin ayrımı yapmamıştır. Zihinsel açıdan çocukları, yetişkinlerden farklı görmemiştir.

 

Yazarın Kitaplığı

– E. E. Cummings, Şiirleri, Yazıları ve Çizimleri, Ketebe Yayınevi

– Angela Carter, Büyülü Oyuncakçı Dükkânı, Everest Yayınları

– Orhan Koçak, Kopuk Zincir, Metis Yayınları

– Arda Arel, Ben Alageyik, Dedalus Yayınları