İyiyle Kötünün Birlikteliği

İyiyle Kötünün Birlikteliği

Firavun İmanı (İletişim Yayınları, 2014); Tarık Buğra’nın İstiklal Harbi öncesi, esnası ve sonrasına yaptığı kısa bir yolculuktur.

İki ana karakteri vardır. İyi, dürüst ve namuslu olmayı Hüseyin Avni; kötü, düzenbaz ve fırsatçı olmayı ise Ali Yusuf temsil eder.

Ali Yusuf kimi zaman Fuat Zahir olur. Tarık Buğra onun hiç de göründüğü gibi biri olmadığını bu çift isimliliğiyle gösterir. Hüseyin Avni, Mehmet Akif, Hasan Basri gibi İstiklal Harbi’nin asıl kahramanları ise tek isimlidir. Hiçbir zaman kendileri olmaktan çekinmeyen insanlardır.

Olaylar İstanbul, Ankara ve İzmir’de geçer. Zile’nin ise romanda ayrı bir yeri vardır. Aslında düğümlerin çözüldüğü yer Zile’dir. Diğer ifadeyle Ali Yusuf’la Hüseyin Avni’nin karşılaştığı, Hüseyin Avni’nin Ali Yusuf’u ve onun hilesini fark edip, neredeyse İstiklal Harbi’nin gidişatını değiştirdiği yer. Fakat Tarık Buğra gerçekçidir. Romanın sonunda Ali Yusuf’u öldürmez mesela. Veya onu hezimete uğratmaz. Hüseyin Avni’yi yükseklere çıkarmaz. Aslında istese bunu yapabilirdi. Firavun İmanı her ne kadar tarihi bir roman olsa da sonuçta bir kurgu işidir ve romancı kurgusunu istediği şekilde oluşturmakta özgürdür. Tarık Buğra tarihe ve gerçeklere sadık kalır.

Romanda Ali Yusuf’un çocukluk, gençlik ve olgunluk dönemlerini okuruz. Aynı şeyi Hüseyin Avni için yapmaz Tarık Buğra. Belki de yapma gereği duymaz. İyiyi herkesin bileceğini, tanıyacağını düşündüğünden böyle davanmış olabilir. İyinin her şeyiyle meydanda olduğunu, saklanma gereği duymadığını; buna karşılık kötünün sürekli kendini saklamak zorunda kaldığını, hiçbir şeyinin açık seçik olmadığını düşündürmek istemiş olabilir okuyucuya. Ya da Ali Yusuf’un kurmaca karakter, Hüseyin Avni’nin tarihi bir kişilik olması buna engel olmuş olabilir. Fakat Tarık Buğra’nın dikkat çekmek istediği konulardan birinin, kötüyü kötü diyerek geçmemek gerektiğidir diye de düşünebiliriz. Kötü, durduk yere kötü olmamaktadır. Onun şahsiyeti, içinden çıktığı sosyal sınıf, ailesi, gördüğü eğitim ve maruz kaldığı zorluklar da hesaba katılmalıdır. Romanın geneli düşünüldüğünde son ihtimal daha ağır basmaktadır.

Tarık Buğra iki zıt karakterin yani Hüseyin Avni ve Ali Yusuf’un çıkmazlarını, umutsuzluklarını anlatırken ayrım gözetmez. Çünkü iyi insanlar da şüpheye düşmektedirler, çok acı çekmektedirler, zaman zaman vicdanlarıyla baş başa kalıp, bu kadar zorlukla neden uğraştıklarını sorgulamaktadırlar. Kötülerde de iyilik ve kötülüğe dönük sorgulama görülmektedir. Onlarda da vicdan, vatan millet aşkı vardır, fakat bunlar şahsi menfaatlerden ağır basmaz. Tarık Buğra Firavun İmanı’nda biraz da bu konuyu tartışmak ister. Birinde şahsi menfaatlerini düşünmek, ayıplanacak bir şeyken, diğerinde neden böyle değildir?

Tarık Buğra Firavun İmanı’nında birey yani mikro düzeyde vatanperverliği tartışır, fakat bir de makro yani tarih, siyaset düzeyinde işlenen konular vardır. Vatanperverle vatan hainini birlikte anlatarak İstiklal Harbi’nin bütün cephelerini kuşatmaya çalışan Tarık Buğra, bunu olayların bireysel ve toplumsal yansımaları yoluyla da gerçekleştirir.

Firavun İmanı; bu şekilde çok boyutlu, çok katmanlı bir romandır. Okuyucuyu düşünceden düşünceye, histen hisse taşımayı başarmaktadır.

 

Yazarın Kitaplığı

 

 

Doğu Batı Arasında İslam, Aliya İzzetbegoviç, Klasik Yayınları

Ulysses, James Joyce, Yapı Kredi Yayınları

Güz Nöbeti, İbrahim Gökburun, Mühür Kitaplığı

Sherlock Homeless ile Nasıl Tanıştım?, Hamza Bilgü, Avangard Kitap