KAHRAMANIN BİTMEYEN HİKÂYESİ

Aykut Ertuğrul hikâyeciliği denilince şu üç unsur ön plana çıkmaktadır. Gerçeklik duygusunu yitirmemek; hayatın ölmeden önce bir film şeridi gibi gözlerin önünden geçmesi; “O an” diyebileceğimiz hikâye tekniği. Bunlar Aykut Ertuğrul’un ilki 2011’de üçüncüsü 2015’te çıkan hikâye kitaplarının hepsinde az veya çok bulunmaktadır. ‘Keyfekeder Kahvesi’nde (2011, Okur Kitaplığı) daha az, ‘Mümkün Öykülerin En İyisi’nde (2013, Dedalus Kitap) daha çok, ‘İki Dünyanın Ustası’nda (2015, Dedalus Kitap) ise daha ölçülü ve olgunlaştırılmış bir şekilde.

“O an”, hikâyeyi derleyip toparlayan, okuyucunun gözünde olayın canlanmasını sağlayan bir tekniktir. Aykut Ertuğrul “an”ı yazar. Bu, onda onlarca imgenin bir araya gelmesini sağlar. Onlarca imgeyle bir ânı, yani o an yaşananları aktarır Ertuğrul. Bu sağlam, diğer yandan güç bir tekniktir. Birçok hikâyeci de kullanır bu tekniği. Fakat Ertuğrul adeta bir tablonun içine onlarca unsuru sığdırıp, çerçevesini çizer gibi kurgular hikâyeyi. Çerçeve “an”dır. Diğer imgeler ise tabloyu oluşturan parçalar. Oysa birçok hikâyeci tek bir imge üzerinde çalışır. Ertuğrul ise “an”ın üzerinde durur. Çünkü Ertuğrul’un hikâyeleri hareketlidir, karakterleri sürekli düşünür ve bir sonuca ulaşmaya çalışır. O yüzden zaman, “an” merkezlidir. İmge/görüntü merkezli olsaydı, daha durağan, belki duygusal hikâyeler ortaya çıkacaktı.

“Kahramanın Sonsuz Yolculuğu” vardır ‘Mümkün Öykülerin En İyisi’ kitabında. Kahraman kalabalığa doğru yürümektedir. Hikâyenin çerçevesi budur. Daha doğrusu hikâyeyi derleyip toparlayan, okuyucunun gözünde canlanmasını sağlayan an… Kahraman kalabalığa doğru yürürken yüzlerce şey geçer içinden. Bunlar kalabalığın ne olduğuna dair düşüncelerdir. Okuyucu, kahramanın düşünceleri üzerinden kalabalığı anlamaya çalışır. Fakat bu arada kahramanımızı da tanırız. Onun neler hissettiğini, neler okuduğunu, çocukluğunu, gençliğini kısa kısa anlamaya başlarız.

Hikâye gayet hareketlidir. Ertuğrul’un cümleleri de hızla akmaktadır. Düşünce, olay ve dil birbirini tamamlar haldedir. Hareketli dil sayesinde panik ve korku hali, belirsizliğe duyulan tepki daha net yansıtılır. Kahramanın çok ve hızlı düşünmesi ister istemez klişelerle uğraşmasına neden olur. Klişenin herkes tarafından bilinmek gibi bir özelliği vardır. Ertuğrul bu bilinenlerden kendi yorumunu, belki de onların üzerine kendi hikâyesini ekleyerek istifade eder. Bu şekilde gerçeklik duygusunu da muhafaza etmesi kolaylaşır. Diğer türlü, “koşmakta olan bir buzdolabına” takılıp kalma tehlikesi vardır.

Hızla akan olaylar, düşünceler okuyucuda ölümden önce kahramanın gözünün önünden hayatının bir film şeridi gibi geçmesini çağrıştırır.

Aykut Ertuğrul’un üç hikâye kitabı da bu şekilde günümüz okuyucusuna kendini anlatabilecek güçtedir.

Yazarın Kitaplığı
-Bir Kucak Sadece, Hakan Arslanbenzer, 2016, Avangard Yayınları

-Osmanlı’nın Ustalık Eseri Edirne, Talha Uğurluel, 2016, Timaş Yayınları

 

-Dede Korkut Hikâyeleri, Ayşe Sevim, 2016, Şule Yayınları


-Yokluk Güzel Yalnızlık İyi, Mehmet Aycı, 2016, Hece Yayınları