KALBİNİZ MUTLULUKTAN ÇARPSIN, STRESTEN DEĞİL

GÜNLÜK YAŞAMDA KARŞILAŞILAN ZORLUKLAR VE ÜZÜNTÜLER ÖZELLİKLE KALBİ ÇOK YORUYOR.

Uzun ve yoğun çalışma saatleri, iyi dinlenememe, düzenli ve sağlıklı beslenememe; işin ve günlük yaşamın getirdiği stresle başa çıkamama vücudu çok yıpratıyor. Özellikle de kalbi. Uzmanlar üzüntü, mutluluk, korku ve ani gelişen bir olay karşısında kalp atışlarının normalden çok daha hızlı, güçlü, düzensiz olabileceğini söylüyor. Aynı zamanda insanların stresle başa çıkamadığı zamanlarda kronik yorgunluk yaşayabileceğini ifade eden uzmanlara göre kronik yorgunluk sık sık depresyonla karıştırılıyor.

Günlük yaşamınızda bazı püf noktalarını uygularsanız; hazır gıdalardan uzak, süte ağırlık vererek, ara öğünleri atlamadan beslenmenize de dikkat ederseniz stres kaynaklı sıkıntılarla karşılaşmamanız mümkün.

KALPTE FAZLA ÇARPINTI VARSA DİKKAT
Kalbin hızlı ve düzensiz attığı anlar, hemen herkesin hayatında bir ya da birkaç kez başına gelmiştir. Çoğunlukla masum sayılabilecek bu çarpıntılar bazı durumlarda ciddi hastalıkların habercisi olabilir. Memorial Diyarbakır Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Cegerğun Polat, kalp çarpıntısı ve tedavisi hakkında şu bilgileri veriyor.

KALBİ 24 SAAT GÖZLEMEK GEREKİR
“Çarpıntı şikâyeti olan kişilere aritmi tanısı koymak mümkündür. Aritmi, kalbin ritim bozukluğu durumudur. Kalp ritim bozuklukları devamlı veya ara sıra hissedilen bir durum olabilir. Bu yüzden çarpıntı şikâyeti olan hastaların ayrıntılı bir kalp muayenesinden geçmeleri önerilir. Yine guatr gibi hastalıklarda da görülebileceği için kan tetkikleri alınır.

Kalbin, ultrasonografi olarak görüntülendiği EKO ile kendinde veya kapaklarının yapısında bir hastalık olup olmadığına bakılabilir. Sürekli çarpıntısı olmayan, ara ara yakınmaları olan hastalarda ise 24 saatlik EKG kaydını alan Holter cihazları ile takip etmek gerekebilir. Bununla günün herhangi bir saatinde olan ritm bozukluğu kaydedilerek, var ise hastalığın tanısı konulur.”

UZUN SÜRE ÇALIŞIYOR MUSUNUZ?
Kalp çarpıntısına neden olabilecek durumlar:
+ Çok efor isteyen ve uzun süreli çalışmalar ve bu yoğunluğun kanıksanarak normalleşmesi,
+ Fazla miktarda kahve, asitli içecek veya çay (Bu içecekler uykuyu kaçırır),
+ Kansızlık, kalp problemi,
+ Tiroit problemi,
+ Diyet hapları, depresyon ilaçlarının fazla kullanılması,
+ Kadınlarda menopoz öncesi dönem,
+ Vitamin eksikliği,
+ Düşük kan şekeri

BAYILMA GİBİ ŞİKAYETLER GÖRÜLÜYORSA
“Tek atımlık olarak hissedilen çarpıntılar varsa; stresten uzak durmak, çay ve kahve tüketimini azaltmak yeterli bir önlem olacaktır. Ancak bayılma gibi şikâyetlerle birlikte çarpıntı da varsa hastalarda daha önemli ritim bozuklukları saptanır. Bazı kalp çarpıntıları hayati tehlikeye bile neden olabilir. Bu durumda ilaç tedavisi yanı sıra EPS (elektrofizyolojik) ve ablasyon tedavileri de uygulanabilir.”

“EPS işlemi, kasık bölgesindeki damardan girilerek göğsün içine yerleştirilen kablolar aracılığı ile kalbin elektriksel aktivitesi hakkında bilgi edinmek için yapılan girişimsel bir işlemdir. Ablasyon ise arklı bir yöntemle radyofrekans dalgalarını kullanarak oluşan ısıyla kalp ritim bozukluğunun kaynaklandığı dokuları ortadan kaldırır. Diğer bir yöntem ise Kriyoablasyondur. Kalpte ritim bozukluğuna neden olan odakları dondurarak ortadan kaldırılması için uygulanan bir yöntemdir.”

RUH VE BEDEN SAĞLIĞINIZ İÇİN STRESTEN UZAK KALIN
Memorial Şişli Hastanesi Dahiliye Bölümü’nden Uz. Dr. Serap Bos, stresin insan sağlığı açısından zararlı etkileri hakkında bilgi verdi.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİZ ZAYIFLAR
“Stresin kişi üzerindeki fizyolojik ve psikolojik etkileri şöyle sıralanabilir: bağışıklık sistemi zayıflayabilir, uyku/ yeme bozuklukları, baş/boyun/kas ağrıları, mide/bağırsak/sindirim sistemi problemleri, tansiyonda değişimler, depresyon gibi durumlar görülebilir.

Stres kaynaklı hastalıkları özellikle belirli meslek gruplarına indirgemek ve gruplamak stresteki bireysel faktörlerin öneminden dolayı çok mümkün olmamasına rağmen; sorumluluğun fazla olduğu, yoğun iş temposu olan, bireysel çalışma ortamı ve çabanın fazla olduğu, planlanmamış ek yüklerin olduğu iş alanlarında strese bağlı sıkıntılarda artış olduğu gözlemlenmektedir.”

ÖĞRENME VE ALGILAMANIZ ZAYIFLAYABİLİR
“Stres durumunda öncelikle hipotalamus adı verilen beyin bölümü ACTH denen bir hormonun salgılanma emrini verir. ACTH, böbreküstü bezlerinden kortizon ve adrenalin gibi hormonların aşırı salgılanmasına neden olur. Bu durum belleği, öğrenme ve algılama yeteneğini zedeler; sinirlilik, yorgunluk, halsizlik ve depresyona neden olur.

“Kişinin tansiyonu ve şekeri yükselir. Gereksiz yere nabız hızının artması, kan basıncının yükselmesi, dolaşımdaki yağ ve glikozun metabolize edilememesi sonunda yağların damarlarda plakalar halinde birikmesi; felçlere, kalp krizlerine ve şeker hastalığına davetiye çıkartır. Eğer kişide mevcut koroner kalp hastalığı varsa kalp krizi geçirebilir.  Diyabet hastaları da stresli durumlarda şeker komasına girecek kadar şeker yükselmeleri gösterebilirler.”

BAŞ AĞRISI VE MİGREN DE GÖRÜLEBİLİR
“Gerilim tipi baş ağrılarından migrene kadar uzanan bir tablo da yine stresi görmekteyiz. Baş ağrıları dışında bel, sırt, omuz, bacak ve genel vücut ağrıları da yapabilir. Ağrı şikâyeti olan kişide öncelikle organik nedenler aranır. Eğer bulunmazsa psikojenik kökenli ağrı söz konusudur.

Horlama, yatarken diş gıcırdatma, şişmanlık ya da aşırı kilo kaybı ile seyreden yeme bozuklukları da stresten kaynaklanan diğer sağlık problemlerinden birkaçıdır.”

KRONİK YORGUNLUĞU SAĞLIKLI BESLENEREK YENİN
Memorial Kayseri Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Merve Sarptaş Büyükince, kronik yorgunluk ile başa çıkabilmek için mutlaka uzman yardımı alınmasının önemine dikkat çekerek şu önerilerde bulunuyor.

“Sürekli uyku hali, hiçbir iş yapmama ve yaptıklarımızdan memnun olmama durumunu ortaya çıkaran kronik yorgunluğun sonucunda aşırı yemek yeme isteği bir sorun haline gelmektedir. İlerleyen dönemlerde sağlık sorunlarına neden olan bu durumu engellemek için birkaç pratik önlem alınması gerekmektedir.

Kronik yorgunlukla mücadele etmek için düzenli egzersiz yapmak, stresle baş etme yöntemlerini bilmek ve ağır iş yükünü hafifletmek kadar beslenme alışkanlıkları ve diyetin de önemi büyüktür.”

PİLAV, MAKARNA VE BÖREKTEN UZAK DURUN
+ Mevsiminde taze sebze ve meyve tüketin,
+ Glisemik indeksi düşük besinleri tercih edin. Pilav, makarna, börek gibi tatlardan mümkün olduğunca uzak durun,
+ Kızartma ve yağlı yiyecekler yerine buharda, ızgara ve fırında yapılmış besinlere yönelin,
+ Haftada 2 ya da 3 kez balık tüketin,
+ Kırmızı et tüketiminde de ölçüyü kaçırmayın,
+ Ara öğünleri atlamayın,
+ Gün içinde yeteri kadar süt ve süt ürünü alımına özen gösterin,
+ Yağlı tohumlardan ceviz, fındık ve badem tüketin,
+ Hazır gıdalar, paketli ürünler, soslar ve aşırı yağlı besinlerden uzak durun.

KRONİK YORGUNLUĞU AZALTAN İÇECEK
MALZEMELER
1,5 lt su
1 limon
1 yemek kaşığı kadar taze zencefil
1 tatlı kaşığı kadar taze zerdeçal
1 tane çubuk tarçın
Yapılışı: 1 limonu dörde bölün, küçük küçük doğranmış 1 yemek kaşığı kadar taze zencefil, 1 tatlı kaşığı kadar da küçük küçük doğranmış taze zerdeçal ve 1 çubuk tarçını 1,5 lt suya ekleyin bu karışımı sabah hazırlayın ve gün içinde bitirmeye gayret edin. Kendinizi yorgun hissettiğiniz her an 1 bardak tüketebilirsiniz.