KALİTELİ YAŞAMIN TEMSİLCİSİ: CENEVRE

Ünlü araştırma şirketi Mercer’in 2016’da yaptığı Yaşam Kalitesi Araştırması’nda “dünyanın en kaliteli ve yaşanılır şehirleri” arasında ilk 10’a giren Cenevre, Leman Gölü kıyısında Alp Dağları’nın eteğinde, alabildiğine yeşil ve ferah bir Avrupa kenti. Birçokları, Birleşmiş Milletler ve Dünya Sağlık Örgütü gibi dünya çapında bazı örgütlerin merkez binalarının bulunduğu Cenevre’nin, İsviçre’nin başkenti olduğu yanılgısına kapılır. Oysa,  dinamik, kozmopolit yapısı, kaliteli, şık ve seçkin yaşam tarzıyla, burası ülkenin ikinci büyük kentidir. Karlı Alpler’le çevrili Cenevre, mevsimine bağlı olarak, kayak, snowboard, yürüyüş ve su sporları tutkunları için adeta bir oyun alanıdır. Kayağa yeni başlayanlar için olduğu kadar risk seven maceracılar için de seçenekler var. Ayrıca burası çevredeki kırsal destinasyonları keşfetmek için de elverişlidir. Tren ile seyahat ya da bisiklet için uygun rotalar bu coğrafyanın keyiflerindendir. Kent merkezi ise ayrı bir havadadır. Tertemiz sokakları, medeni gündelik yaşamı, büyük anıtları, müzeleri, kafeleri, lüks butikleri ve tasarım otelleriyle, güzel olduğu kadar adeta gıpta edilen bir yaşamın anahtarıdır.

Cennete yakın bir göl
Fransızlar’ın “Leman Gölü”, İsviçreliler’in ise “Cenevre Gölü” olarak adlandırdığı göl, Orta Avrupa’nın en büyük göllerinden. Gölün kuzey yarısı İsviçre, güney yarısı ise Fransa sınırları içinde. Cenevre, gölün İsviçre kıyısında. Göl kıyısında bir yürüyüş bu kentin klasiklerindendir. Cenevre Gölü’nün Rhône Nehri ile birleştiği yere yakın, göle yaklaşırken her yönden görülebilen meşhur fıskiye Jet d’Eau’yu kaçırmazsınız. Saatte 200 km hızla 500 litre suyu 140 metre yüksekliğe fışkırtan Jet d’Eau, dünyanın en yüksek fıskiyelerinden biri ve kentin sembollerinden. Aslında, bu sistem 1891 yılında Rhône Nehri üzerinde bulunan hidrolik su basıncının azaltılması için tasarlanmış olsa da halkın ilgisini çekmeye başlayınca bir çeşmeye dönüştürülmüş. Çeşmenin görüntüsünün yanısıra yıllar boyu sanatçılara ilham olmuş Alp Dağları’nın yansımalarıyla parıldayan Cenevre Gölü kıyılarında, tarihi şatolar, arkeolojik alanlar, üzüm bağları, balıkçı köyleri, lüks oteller ve sosyete veya sanat dünyasının göz kamaştıran villaları bulunuyor. Geceleri ışıklandırıldığında Jet d’Eau’yu kaçırmamakta yarar var. Nehrin hemen ağzında, adını Cenevreli filozof ve yazar Jean Jacques Rousseau’dan alan ve Rousseau’nun Adası olarak anılan bir adacık var. Göl kıyısında ise, Mont Blanc Rıhtımı’nda çarpıcı bir mimari göze çarpar. Bu bir anıt mezar; Brunswick Anıtı. Gerek sanatçı kimliği gerekse sıradışı karakteriyle tanınan Brunswick Dükü Charles d’Este Guelph, ünvanı elinden alınıp ülkesinden kovulmuştu. Paris’te yaşarken kentteki sanat ortamında popüler olmuş ve büyük paralar kazanmıştı. Dük, hayatının son yıllarını Cenevre’de geçirdi. Tüm servetini şehre bağışladı. Bunu yaparken de, kentin en iyi bölgelerinden birinde kendisi için bir anıt mezar yapılmasını istedi.

Yeşile hasret kalanlara
Cenevre’de, insan yeşile doyuyor. Özellikle Cenevre Gölü ve Mont Blanc Köprüsü manzaralı İngiliz Bahçeleri, derin bir nefes almak için birebir. Dünyanın saat yapım merkezi olarak bilinen kentin bir simgesi daha burada; dev bir Çiçek Saat. Cenevre’nin saat üreten işçilerine adanmış, çerçevesi her mevsime göre değiştirilen 650 tür çiçekten oluşan saat, güneş enerjisi ile çalışıyor. 1955 tarihli saat, gerçekten de teknoloji ile peyzajın büyüleyici bir birlikteliği.

Şık ve asil
Cenevre’nin cadde ve meydanları her adımda şık ve asildir. Mesela, adeta kentin sanat merkezi olan Neuve Meydanı. Meydanın ortasında General Guillaume Henri Dufour’un (1787- 1875) atlı heykeli duruyor. Askeri rütbesiyle yetinmeyip, Kızıl Haç’ın ilk konseptini yazan “Beşler Komitesi”nin üyesi, mühendis, profesör ve İsviçre dağlarının son haritasının editörü olarak farklı hizmetlerde bulunmuş. Neuve Meydanı’ndaki kaydadeğer binalar arasında, Paris Opera’sından esinlenilmiş Büyük Tiyatro (1879), ünlü sanat koleksiyoncusu Simon Rath’ın kız kardeşleri tarafından, ağabeylerinin sanat eserlerini sergilemek için yaptırdıkları Rath Müzesi (1825), Kraliçe Victoria’ya ithaf edilen Victoria Konser Salonu (1893) ve Floransa mimari stilinde inşa edilen Müzik Konservatuarı binaları (1856) bulunuyor.

Sokaklar, mahalleler
Eski kentte ilk dikkatinizi çeken UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ndeki Aziz Pierre Katedrali olacaktır. Roma, Gotik ve Neoklasik stillere sahip katedralin yapımı 1160 yılında başlasa da ancak 100 yıl sonra tamamlanabilmiş. Önceleri Katolikler’in ibadet yeri olan katedral 16. yüzyılda Protestan mezhebine devredilmiş. Ayrıca reform dönemine ait eser ve objelerin sergilendiği Uluslararası Reform Müzesi, Belediye Sarayı, gündelik yaşamın ipuçlarını veren, kentin en eski evi Maison Tavel ve Şehir Müzesi de bu bölgede. Kentin en çarpıcı mahallelerinden biri Grottes. Burası alışveriş meraklıları için kaydadeğer olsa da, en dikkat çekici yanı, Schtroumph binaları ya da “Şirinlerin Yeri” olarak bilinen, birbirine yapışık, sıradışı bir yapı topluluğu. Ünlü Katalan mimar Gaudi’nin stilini andıran, düz çizgilerden başka farklı arayışların hissedildiği bu konutlar, ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.

Özgür tavus kuşları
La Paix Meydanı’nda bulunan 45 hektarlık Ariana Parkı’nın bahçesinde tavus kuşları dolaşır. Parkın içindeki sarayın (1929- 1937) sahibinin, binayı kente bağışlarken koyduğu ön koşul, tavus kuşlarının bahçede özgürce dolaşmalarıymış. II. Dünya Savaşı sonunda Paris’te Versay Antlaşması sonucu kurulan ilk devletlerarası örgüt olan Milletler Cemiyeti’ne ev sahipliği yapmış bu saray, 1966’da örgüt dağılınca Birleşmiş Milletler’in Cenevre ofisi olarak kullanılmaya başlanmış ve bugün Birleşmiş Milletler Sarayı olarak anılıyor. Kentte gerek tarihi binalar gerekse iç alanlarda sergilenen koleksiyonlar gerçekten de ziyaretçiye zengin bir yelpaze vaad ediyor. Prestijli Barbier- Mueller Müzesi, yenilikçi koleksiyonlarıyla farklı ufuklar açan Modern ve Çağdaş Sanat Müzesi ve Uluslararası Kızıl Haç ile Kızıl Ay Müzesi de gezmeye değer.

ALIŞVERİŞ İsviçre çakısı ve saatinin yanısıra çikolata ve emmental ya da gravyer peyniri, alışveriş listenizde olsun.
MANZARA NOKTASI Aziz Pierre Katedrali’nin kuzey kulesinin 157. basamağında müthiş bir Cenevre ve Leman Gölü manzarası sizi bekliyor. 
AKTİVİTE Mevsimine göre Cenevre kıyılarında tekne gezisi yapabilirsiniz.