KALPLERE DOKUNAN ADAM: İSMAİL HACIOĞLU

İsmail Hacıoğlu kariyerinde sağlam basamakla ilerliyor. Yeteneği ile erken yaşlarda tüm Türkiye’nin tanıdığı oyuncu, Ayla filmi ile izleyen herkesin kalbine dokunmayı başardı.

İsmail Hacıoğlu’nun başrolünde oynadığı Ayla filmi Astsubay Süleyman Dilbirliği’nin Kore Savaşı’nda kimsesiz bir kız çocuğuna sahip çıkmasının dokunaklı hikayesini anlatıyor. Yarım yüzyıl önce yaşanmış gerçek bir öyküye dayanan, Astsubay Süleyman Dilbirliği ve Kore savaşında ölümden kurtardığı minik Ayla’nın hayatından kesitler sunan film Türkiye’nin Oscar adayı da oldu. Film Oscar’da yabancı dilde en iyi beş film arasına giremese de da kalbimizdeki tüm ödülleri aldı. Ayla’da Astsubayın gençliğini başarılı oyunculuğu ile İsmail Hacıoğlu canlandırdı. Yeteneği ile adından söz ettiren oyuncu ile bir araya gelerek özel bir söyleşi gerçekleştirdik.

Rolünüze hazırlanırken nasıl bir yol izlersiniz?
Her role hazırlanırken şunları yaparım dediğim belirli bir yöntemim yok aslında ama bu role hazırlanmak farklı bir deneyim oldu benim için. Canlandırdığım kişi olan Süleyman Dilbirliği ile tanışmamla şekillendi her şey.

Süleyman Dilbirliği’ni kaybettik ama film sürecinde hayattaydı, hayatta olan birini canlandırmanın zorlukları nelerdi?
Hayatta olan birini canlandırmak benim ilk defa deneyimlediğim değişik bir duygu. Başlarda altından kalkabilir miyim diye çok korktum, umarım kalkabilmişimdir. Yapımcımız Mustafa Uslu Süleyman Dilbirliği’ni bulduğu zaman yönetmenimiz Can Ulkay, senaristimiz Yiğit Güralp ile birlikte Süleyman Amca’nın çektiği yaklaşık 400 fotoğrafa baktık. Bu büyük bir şanstı benim için. O sırada başından geçenleri onun ağzından dinlemek, gözlerinin içine bakmak çok garip ve güzel bir deneyimdi. Çok farklı bir kanal açtı benim için. Ben de o açılan kanalın içinden yürümeye çalıştım.

Süleyman Dibirliği’ni yakından tanımış biri olarak neler söylersiniz?
Koca yürekli bir insan, onu tanımak benim için çok özeldi.

Onunla ilk tanıştığınızda aklınızdan neler geçti?
Çok heyecanlandım. Filmimizin gerçek kahramanı o. O olmasaydı bu film de olmazdı. Ellerinden öpüyorum.

Ayla filminin Türkiye’nin Oscar adayı olduğunu duyduğunuzda neler hissettiniz?
Biz evde kahvaltı yapıyorduk. Annem ve eşimleydim. Haberi duyduktan sonra uzun uzun birbirimize baktık acaba yanlış mı duyduk diye. Çok mutluluk verici bir haberdi bizim için. Çok sevindik ve gururlandık.

Çekim sürecini anlatır mısınız, neler yaşadınız?
“Anlatılmaz yaşanır” derler ya hepimiz için gerçekten öyle bir süreçti. Kocaman bir ekiptik ve sanırım hepimiz maraton koştuk. Ekibimizdeki kimse sanırım daha önce bu kadar uzun bir maraton koşmamıştır. Çok farklı bir tecrübe oldu, ben çok şey öğrendim. Yorucu ama keyifli bir süreçti.

Filmin yönetmeni Can Ulkay ile çalışmak nasıl bir deneyimdi?
Yıllar önce Can Ulkay ile bir reklam filmi çekmiştik, bir seriydi. Orada tanışmıştık, yıllar sonra yolumuz Ayla filmi ile tekrar kesişti. Can Ulkay’ın da ilk uzun metrajlı filmiydi. Bu tecrübeyi birlikte yaşamak güzel oldu, kendisinden çok şey öğrendim.

Seyircili özel gösterimlerde seyircilerin tepkisi nasıldı?
Çok güzel tepkiler aldık ve bu tepkiler her geçen gün artarak devam ediyor. Bunlarla karşılaşmak bize gurur veriyor.

İşimiz yoruma dayalı olduğu için siz oynarken bir şey düşünerek oynuyorsunuz ve seyirci size gelip orası ne kadar güzel olmuş dediğinde o kadar ufak noktalardan bahsettiklerini gördüğünüzde çok mutlu oluyorsunuz. Düşündüklerinizin seyirci tarafından algılanması ve bunu duymak oyuncuya nefes aldıran bir şey. Ayla’dan sonra hayatımda aldığım en derin nefesleri aldım.

Oscar Ödülleri’ni takip eder misiniz?
Bizim saatimize göre geç saate denk geldiği için canlısını etmesem de daha sonra banttan takip etmeye çalışıyorum.

Ödül almanın sizin için anlamı nedir? 
Biz ekip olarak iyi bir film yapmak üzere yola çıktık. Oscar yolu kendiliğinden açıldı Ayla filmine ve biz de bu film sayesinde buralara geldik. Amerika pazarına filmlerimizi nasıl gösterebiliriz noktasında birilerine örnek olabildiysek bu bizim için çok büyük bir adım olur.

Uluslararası arenada ses duyurabilecek filmler çekmek önemli bir iş, bunu yapabilmek adına ülkemizden insanları harekete geçirebildiysek biz zaten Oscar’ı almışız demektir. Bu yaşadığımız uzun bir yolculuktu, ben de ilk kez deneyimliyorum.

Çok iyi yönetmenlerimiz, çok iyi senaristlerimiz var. Oscar heykelciğini almamız şart değil, ülkemizde sinema sektöründeki insanların içinde bir ateş yakabildiysek bence Oscar’ı almışız demektir. Mesele aslında Oscar almak değil bana göre.