KANALLAR KENTİ AMSTERDAM’IN 10 KEYİFLİ VAADİ

Kanallar kenti ve lale cenneti Amsterdam, onunla özdeşleşen bu iki karakteristiğinin dışında, bir kenti gerçek anlamda yaşamak isteyenlere cazip vaatlerde bulunuyor. Burası kaldırımlarından yüzen evlerine, kanallarından köprülerine, kafelerinden dünyaca ünlü ressamların koleksiyonlarının sergilendiği müzelerine kadar; genç, çağdaş ve üstelik bisikletle gezmenin oldukça rahat olduğu bir kent. Amsterdam’ı solumak için kentin 10 keyifli vaadine kulak verin, pişman olmayacaksınız.

Van Gogh Müzesi
Dünyanın en zengin Van Gogh koleksiyonlarından birinin sergilendiği Van Gogh Müzesi, kaçırılmaması gereken bir mekan. Müze sadece koleksiyonuyla değil aynı zamanda cam girişiyle de ilk bakışta oldukça etkileyici. Ayrıca burada Van Gogh’un sanatsal gelişiminin başlangıcından ‘Ayçiçeği’ tablosunun olgunlaşma devrine kadar, adeta hayatının bir özeti var. Müzede ayrıca Gaugin, Toulouse-Lautrec, Monet ve Bernard eserleri de sergileniyor.

 

Anne Frank’ın evi
Savaşın vahşetinden kaçarken saklandığı evde tuttuğu günlükler sayesinde dünya yaşananlara başka bir perspektiften bakabilmişti… Anne Frank, II. Dünya Savaşı sırasında, 15 yaşındayken, toplama kampında öldü. Amsterdam’da yaşadığı ev, bugün yılda 1 milyon ziyaretçinin gezdiği bir müze. Anne Frank’ın hüzünlü yatak odasını, orijinal günlüğünü görmek mümkün. Müzenin en dikkat çekici kısmı, arka ev olarak da bilinen Gizli Ek Bina. Burada Frank ailesi ve diğerleri Nazi işgali süresince, gün içinde sessiz bekleyişlerini sürdürür, Dickens okur, Hollywood oyuncularının fotoğraflarını duvarlara yapıştırarak savaştan uzaklaşmayı dener, kendilerine artık bir süre sonra küçük gelmeye başlayan elbiselerine sığmaya çalışırdı.

 

Vondelpark
İngiliz tarzı bahçeleri, havuzları, yeşillik alanları, yaya köprüleri ve kıvrımlı patikalarıyla Vondelpark, Hollanda’nın en popüler yeşil alanlarından biridir. Güneşli havalarda, açık hava kutlamaları yapanların, turistlerin, sevgililerin, bisikletle gezenlerin, kaykaycıların, bebeklerini pusetleriyle gezdirenlerin, futbol oynayan gençlerin, piknikçilerin en sevdiği atmosferdir. Senede 10 milyon ziyaretçiyi misafir etse de, hiçbir zaman parktaki kalabalık keyif kaçırıcı boyutlara gelmez. Parkın içindeki açıkhava tiyatrosundaki ücretsiz konserleri takip etmekte yarar var.

 

Albert Cuypmarkt
Kentin en büyük ve haftanın altı günü açık dinamik pazarı Albert Cuypmarkt, De Pijp bölgesine renkli bir atmosfer katar. 1904 yılından bu yana kurulan bu kapsamlı pazarda, satıcılar yüksek sesle müşterilerinin ilgisini çekmeye çalışır, sebze, meyve, baharat ve otlarını satarlar. Ayrıca tekstil ürünleri de satılır. Hollanda peynirleri ve çiçeklere göz atmayı ihmal etmeyin.

 

Rijks Müzesi
1.5 km uzunluğundaki galerileri ile Hollandalı ünlü ressam Rembrandt, Vermeer ve başka birçok ressamın 7500 eseriyle, Rijks Müzesi Hollanda’nın en önemli sanat hazinelerinden biri. Özellikle Altın Çağ’a ait eserler, müzenin çarpıcı koleksiyonunu oluşturuyor. Manzaralar, portreler dikkat çekici. Rembrandt’ın 1642 tarihli ‘Gece Bekçisi’, buranın gözbebeği. Mavi-beyaz Delft porselenleri, 17. yüzyıla ait bebek evleri ve yeni Asya Pavyonu da görmeye değer. Heykellerle bezeli bahçeleri, ücretsiz gezebilirsiniz. Neo Rönesans tarzda, tuğladan yapılan müze binası da dikkate değer.

 

Bisiklet turları
Amsterdam’ı bisikletle gezmeden dönmek olmaz. Özellikle küçük bir grupla, birkaç saat süreli bisiklet turlarına zorlanmadan katılabilirsiniz. Amsterdam, düz bir kent olduğundan bisiklet ideal bir ulaşım aracı. Kentin dar sokak ve kanallarından, dünyaca ünlü Rijsk Müzesi’nden, Anne Frank’ın evinden geçilir. Bohem Jordaan Mahallesi de rota üzerinde. Önceleri fakir olan bu semt şimdi eklektik yapısıyla, sanatçı, öğrenci ve genç girişimcilerin yaşadığı havalı butik, geleneksel kafe ve modern restoranların bulunduğu bir yer. Bu gezide kentin en güzel köprüsü Magere Brug’dan ve 14. yüzyıla ait ‘Kırmızı Fener Mahallesi’nden de geçilir.

 

Kraliyet Sarayı
1655’te belediye sarayı olarak açılan bina, 19. yüzyılda kraliyet sarayı olarak kullanılmaya başlandı. Mermer işi, özellikle dünya haritalarının işlemeli olduğu yer gözalıcı. Kral Willem-Alexander, bu sarayı sadece törenler için kullanıyor. Mimarı Jacob van Campen, Amsterdam’ın zenginliğini göstermek için hiçbir taviz vermemiş.

 

Begijn Avlusu
14. yüzyıla ait bu manastır, küçük evleri, minicik bahçeleri ve korunmuş avlularıyla gizli bir köşedir. Beguine’ler, yaşlı kişilere bakan ve manastır yemini olmadan dini bir hayat yaşayan, Katolik mezhebine ait evlenmemiş ya da dul kadınlardı. En son Beguine, 1971’e kadar yaşadı. Avlunun içinde Begijnhof şapeli var.

 

Hermitaj Amsterdam Müzesi
Çar Deli Petro’nun 1697’de gemi yapımını Hollanda’da öğrenmiş olması, Rusya ile Hollanda arasındaki köklü ilişkiyi devam ettirmiş ve bunun bir yansıması olarak da, St Petersburg’daki Hermitaj Müzesi’nin bir kolu da burada açılmıştı. Rus sarayından hazineler, Matisse ve Picasso’dan başeserlerin bulunduğu sergiler senede iki kez değişir. Müze oldukça popüler olduğundan sabah erken ziyaret etmekte yarar var.

 

Greetje
Hollanda’nın geleneksel tadları için Greetje’ye uğrayın. Restoranın sahibi Rene, buraya annesinin adını vermekle kalmamış aynı zamanda onun ev yemeklerini de burada yeniden hayata geçirmiş. Restoran, organik ürünleri ve yeniden hayat bulan orijinal Hollanda yemekleriyle, iştah açıcılardan tatlıya, şaşırtıcı bir mönüye sahip. İki kişilik iştah açıcı potporisinde birçok lezzetle tanışabilir, turşulanmış et, kayısılı, pırasalı ağır ateşte pişen dana eti gibi birçok anne özeninde yemek tadabilirsiniz.

 

FOTOĞRAF NOKTASI
Westerkerk Kilisesi’nin 186 basamaklı çan kulesine tırmanın, manzara kaydadeğer.

AKTİVİTE
Kanallarda tekneyle yapılan bir gezi Amsterdam’ın olmazsa olmazıdır.

TAKVİM YAPRAĞI
24 Mart-16 Mayıs tarihlerinde yapılan Lale Festivali’ni takviminize yazın ve Keukenhof’ta binlerce laleyi birarada görme keyfini yaşayın.