KARIN YAKIŞTIĞI SOYLU KENT: KARS

Kar, bir kente bu kadar yakışabilir. Fırtınalı geçmişini karla bastıran, beyazı soylulukla taşıyan bir kent Kars. ‘Egzotik Anadolu’ peşindeki gezgin için, Kars renksiz bir kent gibi dursa da, Kars Çayı kıyısı, kale ve Taş Köprü’nün bulunduğu Kalealtı Mahallesi ve geniş sokaklardaki Rus işgali döneminden kalma, görkemli taş evleri, burayı özellikli bir kent yapıyor. Toplam 24 metre genişliğindeki caddeler de kentin karakterine damgasını vuruyor.

Kars’ın doğası ve iklimi, acımasız ve sert. Ancak, iki yanında söğüt ağaçlarının sıralandığı caddelerin asfaltı hiç açık vermeden, karla kaplandığında ortaya tartışmasız büyüleyici ve gizemli bir Anadolu kenti çıkıyor. Görülecek yerlerin hemen hepsi kent merkezine yakın. Kentin ızgara planlı olması ve caddelerin genişliği, gezmeyi kolay ve keyifli bir hale getiriyor. Çarpıcı Rus binalarının olduğu ve kentin kalbinin attığı caddelerde yürümelisiniz. Özellikle Erzurum- Ermenistan karayolunun devamı olan Faik Bey Caddesi ile Kars’ın en yaşayan caddelerinden Halil Paşa Caddesi, Gazi Ahmet Muhtar Paşa Caddesi, sizi at heykeliyle karşılayan Atatürk Caddesi ve aslanlarla karşılayan Kazım Paşa Caddesi… Az da olsa, eski Osmanlı ve Ermeni evlerine de rastlanıyor.

Kaleye giderken, Kars Çayı’nın karşı tarafında, On iki Havariler Kilisesi var. 930-937 yılları arasında, Ermeni Kral II. Abbas Tekver tarafından, havarilere atfen yaptırılan, koyu renk basalt taş yapının kubbesinin oniki kemerinde, oniki havarinin kabartmaları var. Burası, Kars Hıristiyanlar’ın elindeyken kilise, Osmanlılar’da cami (Kümbet Cami) olarak ve Ruslar’ın eline geçtiğindeyse tekrar dini amaçlı kullanılmış. Kilisenin önünden geçerek, fazla tırmanmadan, 2 bin yıldır, bu noktada Kars Çayı’nı yukarıdan gözleyen, kentin sembolü kaleye on dakikada çıkmak mümkün. Ancak önce, kıyısında eski Osmanlı evlerinin olduğu Kars Çayı’na doğru dönerek, Taş Köprü’ye bir göz atın. Siyah beyaz, klasik bir film sahnesindeymişsiniz hissine kapılabilirsiniz. Volkanik malzemeden yapılmış köprü, III. Murat tarafından 1580’de restore edilmiş. Yakınında 18. yüzyıldan sonra yapılmış birkaç hamam var.

İki bin yıldır, bu noktada bir kale olduğu biliniyor. Ermeni- Bizans yapı, Selçuklular tarafından onarılmış ancak Moğollar tarafından yerle bir edilmiş. Osmanlılar, 16. yüzyılın sonlarına doğru bu kaleyi tekrar inşa etmişler ancak Ruslar geldiklerinde yıkmışlar. Osmanlılar’ın kaleyi yeniden inşa etmesi 19. yüzyılı bulmuş. Yıllarca askeri bölge olarak, ziyaretçi kabul etmeyen kale, bugün artık bir park. Kaleye girer girmez sağda, Celal Baba Türbesi var. 12. yüzyılda Gürcü- Kıpçak akınları sırasında şehit düşen Celal Baba’nın türbesi, Kars halkı tarafından ziyaret ediliyor. Kalede mescit, süvari ahırı gibi bölümler var.

Canlı hayvan pazarı
Şehir turu bir yana Kars yerlilerinin peşine takılınca, sürprizler kaçınılmaz oluyor. Kars canlı hayvan pazarı, bunlardan biri. Pazarın yolunu tutan köylü, şöföre iki yolcu parası öder. Neden derken, yanında koyunu olduğunu fark ediyorsunuz. Karslılar ve köylüler için burası en önemli ekmek kapısı, mahşer günü gibidir. Kars, Türkiye’nin en büyük et deposu. Her gün, sabah 7 ile 11 arası, bu pazarın önünden geçen asfaltta, insanlarla hayvanlar arasında bir kovalamaca yaşanır. Hayvanı satma mücadelesi bir yana, onları zapt etmek başka bir derttir. Hele burnundan soluyan bir boğa diğerinin üzerine çıkmaya kalkışınca, bütün pazar birbirine girer. Her sabah, simsarlar, kolcular, satıcılar, kasaplar buradadır. Alırlar, satarlar, arabuluculuk yaparlar. Azeriler, Kürtler, Kafkas kökenli Terekemeler, Rus kökenli Malaganlar ve Osmanlı kökenli yerliler, yani Kars halkını oluşturan toplulukların her birini burada bulmak mümkündür.

Sarıçam Ormanları’nın içinden kaymak
Kars’a 1.5 saat mesafede, Sarıkamış var. Birçoklarına göre, burası tartışmasız Türkiye’nin en iyisi. Hatta kar kalitesi ve pistleri esas alındığında, dünyanın en gözde kayak merkezleri arasına rahatlıkla girebileceğine inanılıyor. Sarıçam Ormanları’nın içinden süzülerek, kalitesini hiç kaybetmeyen, muhteşem bir toz karın üzerinde kayıyorsunuz. Türkiye’nin en kara kışlarına ev sahipliği yapan Sarıkamış, ünlü kayakçıların ve kayak hocalarının yurdu. Sezon, kasım ortasından nisan ortasına kadar sürüyor. Sarıkamış’ın, kuru ve soğuk iklimi sayesinde, kar nemlenmiyor ve kristal halini koruyor. Ayrıca civardaki çam ağaçları rüzgarı kestiğinden, karın birikmesine fırsat veriyor. Kayak pistleri Sarıçam Ormanları’yla kaplı olduğundan, bölgede heyelan ve çığ tehlikesi de yok.

1915 kışının trajedisi
Kars- Sarıkamış karayolu üzerinde özellikle kar altındayken, ‘Allahuekber Şehitliği’ dikkat çeker. 1877- 1878 Osmanlı- Rus Savaşı sonunda, 40 yıl süreyle Rus işgali altında kalan Sarıkamış, 29 Eylül 1920’de Rus işgalinden kurtarılarak, Gümrü Antlaşması’yla yeniden Türk hakimiyetine girmişti. Bu yakın tarihin izlerini en can yakıcı olarak yansıtan bu anıt ve öyküsüdür. I. Dünya Savaşı’nda, Enver Paşa komutasındaki Türk ordusundan, bazı kaynaklara göre 30 bin, bazı kaynaklara göre de 90 bin asker, 1915 kışında, imkansızlıklar içinde aşmak istedikleri, Sarıkamış Allahuekber Dağları’nda, soğuktan donarak şehit olmuştu. Anıt, bu olayda şehit olanların anısına yapılmıştı.

Sarıkamış’tan Osman Yüce tesisine giderken, solunuzdaki yamaçta Çarlık Rusyası döneminde, av organizasyonlarının düzenlendiği Katherina’nın Köşkü’nü de görmek mümkün.

Binbir kilise şehir
Kars’a 50 km mesafedeki Ani, bundan bin yıl önce, günümüz Ermenistan ve Türkiye’sinin kuzeydoğusunun büyük bir bölümüne yayılmış, Bagrat Krallığı’nın başkentiydi. Bugünse kocaman, boş sayılabilecek bir düzlük. Oysa Ani, zamanında en az 100 bin kişilik nüfusuyla, ‘binbir kilise şehir’ olarak da anılan, zengin ve şöhretli bir yerleşimdi. Bugün terkedilmiş bir harabeler topluluğu olsa da, zamanının en mükemmel dini ve askeri yapılarına sahipti. Sarayları, kiliseleri ve surları, teknik ve sanat açısından, döneminin Avrupa’sının en gelişmiş yapıları arasındaydı. Ermeniler taş işçiliğindeki ustalıklarını, koyu volkanik taşlarla pembe- kırmızı kumtaşından yarattıkları kiliselerde gösterdiler.

Bunlardan biri de Tigran Honents Kilisesi (Aziz Krikor Lusavoriç). Resimli Kilise olarak da adlandırılan kilisenin freskleri etkileyici. Kilisenin doğu cephesindeki yazıta göre, burası Tigran Honents adında zengin bir tüccar tarafından yaptırılmış ve 1215 yılında bitirilmiş.

Ani’nin, en büyük ve en önemli yapısı, 989- 1010 yılları arasında yapılan ve boyutlarına rağmen, tüm zerafetiyle duran Ani Katedrali. Mimarı, Ortaçağ Ermenistanı’nın en ünlü ustalarından olan Trdat Mendet. Kendisi bir depremde yıkılan İstanbul Aya Sofya’nın kubbesini onarmasıyla da ünlü. 1064 yılındaki kuşatmanın ardından bu taş katedral, camiye dönüştürülmüş ve Fethiye Camii adını almış.

Ani’deki bir başka yapı olan Menuçehr Camii, Anadolu’nun ilk Selçuklu camisi olarak kabul ediliyor. Caminin Arpaçay’a nazır, muhteşem manzaralı iç mekanına bakınca, daha çok bir saraya benziyor. Ani’nin en uç kuzeybatı köşesindeki yapı da Ani’nin tartışmasız, en saf İslami yapısı olan Selçuk Sarayı.

Buzda balık avlamak
Kars’a 55 km mesafede Türkiye’nin, bir denizden daha fazla derinliğe sahip tek gölü Çıldır var. Marmara Denizi’nden daha derin bu volkanik göl, aynı zamanda, ülkedeki 2 bin metre yükseklikteki göllerin de en büyüğü. Çevresindeki 2700- 3000 metreye ulaşan dağların oluşturduğu çarpıcı manzaraları seyrederek, gölün etrafında tam 70 km boyunca yol almak mümkün. Kışın, gölün buzlandığı altı ay boyunca, bu beyazlığın kahramanları, göl üzerinde saatler boyu, korkusuzca yürüyen balıkçılar ve çoban köpekleridir. Her yer bembeyaz olduğundan, kışın nerenin kıyı nerenin göl olduğunu anlamak oldukça zorlaşır. Karlara gömülmüş bir Osmanlı mezarlığı karşısında, önünde kazların gezindiği, kadınların sazan ayıkladığı, yirmi kişinin birlikte yaşadığı evlerinden yola çıkıp, donmuş Çıldır Gölü’nün üzerinde 45 dakika yürüyor balıkçılar. Yola çıkmadan önce hava durumunu dinlemiyor, o yüzden de eksi 13 derece olduğunu bilmiyorlar. Bilmeleri gereken tek şey, gölün aralık ayında buz tutup üzerinde yürünebilecek kalınlığa ulaştığı, cemreler düşmeye başladığında da, artık gölde dolaşmanın tehlikeli olduğu. Bütün yıl, Sarı Sazan, Kefal, Slorka, Karagöz, Çıldır Alası ve Sarı Balık avlayıp satıyorlar. Göl kenarındaki evler, böyle ayakta duruyor. Bir de kazlarla… Kars civarındaki birçok köy evinde sık sık kaz eti pişiriliyor. Balıkçılar, buz üzerine açtıkları çukurlara ağ geriyorlar. Doğa ‘bana mısın?’ demiyor; sabah açtıkları çukurların üzerini kapanmış buluyorlar. Göl üzerindeki yükseltilere bakarak tekrar ağlarını buluyorlar.

MOLA
Sarıkamış’ın közde çayıyla ünlü Trabzon Çayevi’nde, Karadenizliler, Çerkezler, Kürtler, Erzurum şivesiyle konuşan Osmanlı kökenli yerli halk ile soba başında sohbet edip çam odununda demlenen çayı için. 

KAYBOLMADAN
Ozanlarıyla ünlü Kars’ın aşıklarını arayıp, bulun ve bu gelenek kaybolmadan, kar usul usul yağarken atışmalarına kulak verin.

FOTOĞRAF MOLASI
Kars panoraması için kaleye çıktığınızda, kente doğrultulmuş, üzerinde padişahın mührünün olduğu Osmanlı topunu kaçırmayın.

BİLİYOR MUYDUNUZ?
Kars Çayı kıyısındaki ahşap yapı, ünlü şair Namık Kemal’in dedesi Abdüllatif Paşa tarafından yaptırılmış. Namık Kemal, 1853’lerde ilk şiirini bu evde yazmış.

KAÇIRMAYIN
Doğu Anadolu’nun en zengin müzelerinden Kars Müzesi’nde, Ardahan’da bulunan pişmiş toprak, aslan postu giymiş Herakles başını, Ortodoks kilisesine ait kabartma tekniğinde bitki motifli taş parçalarını, 1920 öncesine ait oyma tekniğiyle yapılmış kocaman kilise kapılarını ve döküm tekniğiyle yapılmış, üzerinde Rusça “Allah aşkına bu çanı çalıyorum” yazan devasa bronz çanı görün

KONAKLAMA
Çevre gezileri organize eden merkezdeki dört yıldızlı, köklü Sim-Er Hotel’in (www.simerhotel.com), suit odaları son derece konforlu. Kar’s Otel’in (www.karsotel.com) mimarisindeki estetik ve şömineli suitleri sizi şaşırtabilir.

LEZZET MOLASI
Kars’ın spesiyalitesi, fırında kaz kebabı. Kaz, kar yemeden kesilirse eti yavan olurmuş. Kaz Evi’nde (www.karskazevi.com) Nuran Hanım ve kızlarının lezzetlerini tadabilirsiniz.

ALIŞVERİŞ
Kars’ın enfes kaşarı, gravyeri, bal ve tereyağı… Üstelik bir de tadarken, tandır ekmeği ve çay ikramı. Ariş Ticaret (Halitpaşa Cad. No: 254, 0474 223 13 13)

GEZİNTİ
Bölgenin keyiflerinden birini yaşamak için Sarıkamış’ta atlı kızakla gezin.

KAÇIRMAYIN
Ani’de Tigran Honents Kilisesi’nin fresklerini kaçırmayın.

FOTOĞRAF MOLASI
Ani’de Menüçehr Camii’nin minaresinden aşağıdaki yıkık köprüye bakın.