KAZ DAĞLARI, BİR TOPRAĞA DÖNÜŞ ÖYKÜSÜ

“Bin pınarlı” Kaz Dağları, temiz havası suyu, pozitif enerji veren zirveleri, kendine özgü doğası ve eski kültürlerle yoğrulmuş köyleriyle özellikli bir bölge. Kaz Dağları’nda o toprak özlemi yeniden canlanıyor. Otun kokusu, peynirin tadı, zeytinyağının rengi, pazarların canlılığı ve Kuzey Ege köylüsünün yumuşak mizacı, insanda aslına dönmek için karşı konulmaz bir itici güç yaratıyor.

Çarşı pazar, şenlik
“Güneş batar, yörük yatar…” Yörük, Roman ve Türkmenler’den oluşan yöre halkı erkencidir, günbatımıyla da evlerine çekilirler. Bu birlikteliği pazarlarda görmek ve sohbetlerinden keyif almak kaçınılmazdır. Bölgede her gün bir, hatta birden çok halk pazarı kurulur. Pazartesi Burhaniye, çarşamba Edremit, cuma Havran Küçükkuyu ve Ayvacık, cumartesi Altınoluk ve pazar Akçay. Kaz Dağları’nın doruklarından toplanan özlemek filizleri, yabani mantar, yabani sarımsak, kuzugöbeği, gaymacık, yabani kuşkonmaz, hindiba, eşek helvası, hardalotu, yaban maydanozu, gelincik ve daha neler neler. Lor peynirinin en lezizi, 8-9 ay toprak altında çömlekte bekletilen testi peyniri, deve sucukları, tereyağ, asma yaprakları, bağbozumu zamanı Madra Dağı’ndan üzümler, şıralar, üzüm pekmezi, incir pekmezi, odun ateşinde yapılmış biber ve domates salçası, köy ekmeği, kuru domates, değerli bir tür mantar olan çam melkisi, yabani kekik…

Doğası ve köyleri dillere destan
Kaz Dağları’nın sessizliği zeytin hasadının canlılığı ve neşeli Egeli kadınlarıyla son bulur. Kışın derelerin suları coşar ve şelaleler oluşur. Kazdağı Milli Parkı sınırlarındaki 17 metreden dökülen Sutüven Şelalesi’nin hemen yakınındaki Hasanboğuldu adlı göletin hikayesi, Sabahattin Ali’nin de Hasan Boğuldu adıyla öyküleştirdiği, Zeytinli köyünden Hasan ile Yüksek Oba köyünden Emine’nin umutsuz aşkıdır. Cumhuriyet öncesinde, zeytin ve hayvancılıkla uğraşan Türk ve Rum ailelerinin birlikte yaşadığı, kayalık bir araziye kurulu Adatepe köyünün evlerinin yapıldığı taşlar, yakındaki taş ocaklarından çıkarılmış ve geleneksel taş ustaları tarafından işlenmiş. Küçükkuyu’daki Adatepe Zeytinyağı Fabrikası & Müzesi de gezilmeli. Ege’nin en güzel köylerinden Yeşilyurt’ta hâlâ köy yaşamını sürüyor. Güre’deki termallerde ısınmak bir yürüyüşün ardından iyi bir fikir olabilir.

Endemikler arasında trekking
Kaz Dağları’nda Marmara’dan daha ılıman olan Ege iklimi hakimdir. İyi kar alan yüksekliklere ulaşmak ise kolaydır. Bölgede bilinçli bir rehberle dağın birçok bölgesinde trekking yapmak mümkün. Bu güzergahlarda dere vadilerinden, taş evlerden ve yöre müzelerinden geçilir. Yürüyüşlerde çınarlı kahvelerde mola verilir. Sucuk-ekmek, peynir ve helvayla piknik yapılır. Kaz Dağları endemik bitkileri, şifalı otlarıyla ünlüdür. Kekik, adaçayı, nane toplanır. Bölgenin en önemli ağacı, Kazdağı Göknarı, ünlü Truva Atı’nın yapıldığı ağaç da bu. Endemik olarak dünyada sadece Türkiye’de ve yalnız Kaz Dağları’nda yetişiyor.

İnancın ve idealizmin müzeleri
Edremit ile Akçay arasında, dördüncü nesil Evren Ertür’ün zeytinyağı fabrikasının hemen yanında ilginç bir zeytinyağı müzesi var. Burası zeytin ve zeytinyağı üzerine aydınlanmanın yeri. Müzede farklı dönemlere ait zeytinyağı üretim sistemlerinden Evren Bey’in dedesine padişah tarafından verilmiş başarı fermanına, yüz yirmi yıllık kağıt sabundan sabun kalıplarına, zeytinyağı üzerine farklı dönemlere ait birçok ilginç eşya görebilirsiniz. Kaz Dağları’na özgü bir başka küçük müze de Tahtakuşlar Köyü Özel Etnografya Galerisi. Edremit’e bağlı dokuz Türkmen köyü var. Halk aydın, aynı zamanda da geleneklerine bağlı. Orta Asya’dan gelen Türkmenler, ormansız yaşayamadıklarından Toroslar’a yerleşirler. Ağaç işlerinde ustadırlar, bu yüzden de “Tahtacı Türkmenler” ya da “Tahtacılar” diye anılırlar. Burası, uluslararası üne sahip, BM Unesco ödüllü, Türkiye’nin ilk özel köy etnografya galerisi.

Bir toprağa dönüş ve lezzet öyküsü
Kaz Dağları’na bir kez gelince insan hayatı, dönüşü olmayan bir manevrayla değişebiliyor. Bursa’da tekstilciyken üzerinde iki zeytin ağacı bulunan bir toprak parçasından Zeytinbağı’nı yaratan Erhan Şeker’inki gibi. Erhan, burada hayallerinden birini gerçekleştirdi; ilk yemek kitabı: “Kaz Dağları’ndan Bir Lezzet Öyküsü”. Bir şef olarak Erhan’ın en önemli özelliği de zaten, bölgenin kendine özgü ürünlerini ve yemek kültürünü, dünya mutfaklarından da ilham alan, kendine has dokunuşuyla birleştirip özgün bir mutfak ortaya çıkarabilmiş olması. Bahçesinde Vietnam’dan Meksika’ya, dünyadan değişik bölgelerinden çeşit çeşit tohum yetiştirir. Bahçesinde on çeşitten fazla domates vardır. Çiğ sütten kendi peynirini, Bayramiç elmasından sirkesini yapar. İlkbahar ve sonbaharda yemek kursları verir, yalnızca yaptığı güzel yemeklerin sırlarını değil, yemek kültürü, tarih ve mitoloji üzerine okuyup öğrendiklerini paylaşır.

Türk Sineması’nın dev çınarı
Zeytinbağı’nın bahçesinde hurdaya çıkmış bir gemi güvertesi durur. Üzerinde ressam Muzaffer Akyol’un çizimleri var. Bir de şiir: “Düşümde bir gemi gördüm/ Dalları zeytin ağacı/ Kanatları Anka kuşu/ Dalgalarla dalga geçti, uçtu dağın tepesine/ Yükün nedir diye sordum/ Mütevazı yanıt verdi;/ Aşk taşırım, meşk taşırım/ Yediveren gül taşırım/ Tuncel Kurtiz’i taşırım”. Geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz oyuncu Tuncel Kurtiz, “Tek çarem var, gitmek bu şehirden.” dediği İstanbul’u geride bırakıp buraya yerleşmiş ve hayata buradan veda etmişti.

FOTOĞRAF NOKTASI
Zeus’un sunağından geriye pek bir şey kalmamışsa da, karşı günbatımını seyredin.

AKTİVİTE
Yürüyüş sevenler, emekli avukat İskender Bey ve oğlu Deniz’e katılabilirler.

ALIŞVERİŞ
Zeytinli köyündeki Esen Kardeşler’in erken hasat zeytinyağı, zeytinleri, lor peyniri, karadut reçeli leziz.