KELEBEK ETKİSİ

Havaların soğuduğu, değil kelebek sivrisinek bile görmenin mümkün olmadığı bugünlerde kendimizi tropikal yağmur ormanlarında hissettiğimiz bir yerdeyiz. Burası rengârenk kelebeklerin, kuşların, çiçeklerin ve hatta kocaman bir iguananın olduğu 500 metrekarelik bir sera…

İçeriye montlarımızla girmek gibi bir hata yapmamızla, onlardan kurtulup kelebekleri incelemeye başlamamız arasında sadece birkaç dakika var. Havadaki nem oranı yüzde 80 civarında ve bir ağacın üzerinde asılı duran derece 26’yı gösteriyor! Bu, kelebeklerin yaşayabileceği en düşük sıcaklık değeri…Onlar, görünüşleri hiç benzemese de tıpkı yılanlar gibi soğukkanlı hayvanlar ve yaşamaları için sıcak havaya muhtaçlar.

Neyse ki bu serada onlar için gece gündüz ihtiyaç duydukları her şeyi sağlayan birileri var. Seranın içinde beslendikleri bitkiler, bitkilerin renklerindeki süngerlere emdirilmiş çözeltiler ve meyveler bulunuyor. Kendileri için hazırlanmış tabaklara konup, ayaklarıyla yiyeceklerinin tadına baktıktan sonra hortumlarını uzatarak emmeye başlıyorlar. Bu esnada kanatlarını hafif hafif açıp kapatmalarına bakılırsa yedikleri şeyler epey lezzetli.

Yaşamları dört evreden oluşuyor
Kelebeklerin beslenme faslı çok uzun sürmüyor, zira tırtıllık dönemlerinde yedikleri, onları 15 ve 42 gün arasında değişen ömürleri boyunca idare edecek kadar fazla. Yaşam döngüleri yumurta, tırtıl, pupa ve kelebek olmak üzere dört evreden oluşuyor.

Doğayı kendi aralarında o kadar adil paylaşmışlar ki bir kelebek türünün beslendiği ve yumurtalarını bıraktığı bitki türü diğeri için hiçbir şey ifade etmiyor.Uygun bitkinin üzerinde yumurtadan çıkan tırtıl, bitkinin yapraklarını yiyerek birkaç gün içinde ağırlığının 100 katına çıkıyor! Bundan sonra sırada kamufle olabileceği bir yere tutunup, salgıladığı yaklaşık 1 kilometre uzunluğundaki ipekle koza örmek var. Sonrası kolay: Uçuşarak uygun bir eş aramak!

Kelebek çiftliği kurmak bir kelebeğin dünyaya gelmesi kadar zor
İstanbul Beykoz’da bulunan bu çiftliğin bir benzerini Türkiye’nin başka bir yerinde görmeniz şu an için mümkün değil. Zira bu, emekli kimya öğretmeni Çiğdem Ünlü’nün İngiltere’deki bir kelebek çiftliğini ziyaret etmesinden sonra kurduğu hayalin somutlaşmış hali.

İngiltere’deki o çiftlikte temizlik işlerinden başlayarak aldığı eğitimi ve çiftliğin altyapısını hazırlamak için yaptığı aylar süren çalışmayı düşünürsek bunu gerçekleştirmesinin yumurtanın kelebeğe dönüşmesi kadar olduğu aşikâr.

Çiftliğin ziyaretçileri ağırlıklı olarak çocuklar ama kelebeklerin fotoğraflarını çekmeye çalışırken şekilden şekle giren koca koca adamların da onlardan bir farkı yok. Çocuklar kendilerine verilen büyüteçlerle kelebeklere bakmaya çalışsalar da tıpkı fotoğrafçımız gibi işleri çok zor. Bugün hava güneşli ve kelebeklerin durdukları yerde uzun süre kalmaya hiç niyetleri yok!

Kelebekler için hayatta kalmanın tek yolu kamufle olmak
Ziyaretçiler burada kelebek yumurtalarını, yaprak kemiren tırtılları, pupaları ve onlarca kelebek türünü bir arada görebiliyor. Seradaki gezinti sırasında onlara biyolog Tuğba Akkaya eşlik ediyor. Onun rehberliği olmadan minicik yumurtaları, kamufle olmuş pupaları ve kuru yaprak kelebeklerini fark etmek güç.

Bunun gibi anlaşılması zor olan şeylerden biri de yüzyıllardan beri “kelebek etkisi” diye de bilinen kaos teorisi. Kanat çırpan bir kelebeğin yarattığı hava akımının dünyadaki başka bir şeyi etkileyip etkilemediği tartışmasında hangi tarafta olduğunuzu bilmesek de İstanbul Kelebek Çiftliği’ndeki kelebeklerin ziyaretiniz süresince sizi kendi kaoslarınızdan uzaklaştıracağı kesin!

KELEBEKLERİN İLGİNÇ DÜNYALARI
– Dişi bir kelebeğin yaşamı boyunca bıraktığı yaklaşık 150 yumurtadan iki erkek ve bir dişi olmak üzere yalnızca üçü kelebeğe dönüşebiliyor.
– Kelebekler salgıladıkları bir hormon sayesinde birbirlerini 200 kilometre öteden bile bulabiliyorlar.
– Tırtılların bazıları yaprak renginde olmalarıyla, bazıları dikenlerle, bazıları da kokuyla avcılarından korunuyor. Kelebek olduklarındaysa yöntemleri daha profesyonel: Yılanlara ve şahin gözlerine benzeyen kanat desenleri!
– Erkek kelebekler dişi kelebeklerden çok daha güzel; dişilerine nazaran daha iri ve daha parlak renklere sahipler.