Kin-Ball Öğrenmeye Ne Dersiniz?

Kin-Ball Öğrenmeye Ne Dersiniz?

Dünyada ilk kez 1986’da Kanadalı beden eğitimi profesörü Mario Demers’in girişimiyle hayata geçen Kin-Ball, 1.22 metrelik dev bir topla oynanan farklı bir takım sporu… Takım çalışması, iş birliği, entegrasyon ve sportmenliği aynı potada eriten Kin-Ball, zaman içinde dünyanın pek çok noktasında popüler olan bir spor dalına dönüştü.

Akrabalık-kardeşlik anlamına geliyor

Yaklaşık 27 ülkede, 4 milyon kişi tarafından sevilerek oynanan Kin-Ball’un Türkiye’de ilk kez Üsküdar Amerikan Lisesi’nde oynanmaya başladığı biliniyor. Kin-Ball, sahada 3 takımla ve isteğe bağlı olarak kız-erkek karışık oynanabiliyor. Kin-Ball’un Türkçeye uyarlanmış adı ise ‘kardeşlik topu’… Kin-Ball; akrabalık-kardeşlik anlamına geliyor. Sakatlanma riski açısından çok az ihtimal taşıyan Kin-Ball, sokak ortasında, parklarda, bahçelerde, plajda kısacası uygun zeminli her yerde rahatlıkla oynanabiliyor. Topun dış malzemesi çok sağlam olduğu için kolay kolay patlamıyor. Kin-Ball’un yaratıcısı Mario Demers, bu spor dalını tasarlarken toplumsal kardeşliğe ve birlikteliğe de atıfta bulunmuş. Kin-Ball’u farklılaştıran en önemli detaylardan biri de oyunun, çabuk karar verebilme mekanizmasını geliştirmesi ve yön duygusunu güçlendirmesi. Oyunun kurallarına gelince… Kin-Ball’da dörder oyuncudan oluşan 3 takım bulunuyor. Takımlar aynı zamanda hücre olarak da adlandırılıyor. Takımdaki her oyuncu toptan yaklaşık 5-8 metre uzaklıktaki bir köşeyi savunmakla yükümlü.

Kin-Ball nasıl oynanıyor?

Kin-Ball oyununun en önemli amacı ise rakiplerden daha fazla puan elde etmek. Oyun, takımlardan birinin topa vurmasıyla başlıyor. Servis atmak için dördüncü oyuncu, ‘omnikin’ diyerek takımlardan birinin rengini söyleyip topa vururken, kalan üç oyuncu da topu tutuyor. Rengi söylenen takım, topu yere değmeden yakalamak zorunda. Eğer başarılı bir şekilde yakalarsa, servis atma hakkı da takıma geçiyor. Eğer, top yere değerse diğer iki takım, birer puan alıyor ve topu tutamayan takım servis kullanıyor. Resmi oyunların her biri 15 dakikalık, 3 periyottan oluşuyor. Eğer skorlar eşit ise bir kazanan olana kadar oyun devam ediyor. Servisi kullanan kişi, topa 2 eliyle birden vurmalı ve top en az 8 feet uzağa gitmeli. Aynı kişi, üst üste iki kez servis kullanamıyor. Rengi söylenen takımın oyuncuları kafaları hariç vücutlarının her bölgesiyle topu kontrol edebilme şansına sahip. Rengi söylenen takım, topa değdikten sonra top dışarı giderse o takıma faul kararı veriliyor. Eğer servisi atan kişi topu dışarı atarsa da takım faul alıyor.

Takım ruhunu güçlendiriyor

Kanada’nın yanı sıra Çin, Belçika, Almanya, İspanya, Fransa, Danimarka, Finlandiya, Hong Kong ve Japonya’da Kin-Ball meraklısı önemli bir kesim bulunuyor. Yaklaşık 18 ülkede farklı Kin-Ball federasyonları kurulmuş durumda. Kin-Ball, 25 ülkede ise aktif olarak oynanıyor. Bu branş, fair-play üzerine kurulu bir spor branşı olduğu için olimpiyat sporu olma yolunda da hızlı bir şekilde ilerliyor. Bu spor dalının gelişmesi adına Anadolu Üniversitesi’nde de farklı adımlar atılıyor. Stratejik düşünme yeteneğini geliştiren, takım ruhunu güçlendiren, tüm oyuncuları hızlı ve çevik olmaya yönlendiren Kin-Ball müsabakaları, her bir oyuncunun hızlı karar verme refleksine sahip olmasında da önemli bir role sahip. Tüm takım üyelerinin birbirleriyle koordineli olması, mesafelerini belirlemeleri ve ortak paydada tek bir amaç için mücadele etmeleri, bu spora küçük yaşlarda başlayan kişilerin, çok daha oto kontrollü olması sürecine de yön veriyor.