Kozmopolit ve Geleneksel Bir Afrika Sentezi: Nairobi

Kozmopolit ve Geleneksel Bir Afrika Sentezi: Nairobi

Afrika’nın, doğal yaşam açısından dünyanın en özgür topraklarına sahip ülkesi Kenya, vahşi hayatı, geleneksele olan tutkusu ve çağdaş yüzü ile en belirgin şekilde başkent Nairobi’den yansır.

Ekvator’un iki yanında uzanan ülkenin başkentine doğru, yemyeşil tepelere dolanan bir yoldan, yemyeşil, alabildiğine uzanan çay tarlalarından geçip, yüksek platolara kurulu Nairobi’ye yaklaştıkça ideal bir iklimle buluşursunuz. Daha 100 yıl önce Nairobi, Masailer ve onların kutsal sığırları için, bir su kaynağı çevresindeki bereketli topraklardan ibaret iken, bugün yalnızca Kenya’nın değil, Doğu Afrika’nın da en gözde kentlerinden.

Kozmopolit bir Afrika kenti

Canlı ticari yaşamını işaret eden yüksek binaları, otelleri, gökde­lenleri ve burada savaşmış askerleri simgeleyen anıtlarıyla Nairobi, kozmopolit ve çağdaş bir çehreye sahiptir. Ve tabii, tüm büyük kentlerde olduğu gibi, özellikle iş çıkışı saatlerinde, yoğun bir trafiğin dayanılmaz sıkıntısı burada da eksik kalmaz. Kentlilerin her pazar soluklandığı alan; Uhuru yani Özgürlük Parkı’dır. İşte burada, ne geçmişin köle düzenine ne de kabileler arasındaki iç savaşlara yer vardır. Kentlilerin önemli pazar günü aktivitelerinden biri de, kilise ayinleridir. Her pazar Nairobi’deki kiliselerde on binlerce Hristiyan, dualar ve neşeli şarkılar eşliğinde ibadet eder. Bu ayinin bir çatı altında olması da şart değildir. Kent sokaklarında, toprak yollarında, Swahili dilinde, neşeyle şarkı söyleyip dans ederek ibadet edenleri görürseniz yadırgamayın. Farklı birçok kabileden katılım sağlanan Afrika Kilisesi’nin ibadeti adeta coşkulu bir sokak şenliğini andırır.

Kabile halkın renkleri

Kabile yaşamından toplum düzenine hızlı bir geçiş yapmış olsa da, Nairobi’de gelenekler her fırsatta varlığını hissettirir. Afrika’nın ve Kenya’nın renklerinin arasında kaybolmak isteyenler, kentin merkezinde kurulan geleneksel açık pazara mutlaka uğramalı. Kenya’nın en güçlü sembolü, kabile halk Masailer’in otantik eşya pazarının renkleriyle gökkuşağı bile rekabet edemez. Masailer’in ürettikleri her türlü eşya ve el sanatı; boncuklar, takılar, maskeler ve kumaşlar, bu alacalı bulacalı panayırda önünüze yayılırken gerçekten de göz kamaştırıcı bir tablo oluşturur. Pazarda birçok Kenyalı kadın, gerek geleneksel kıyafetleri gerekse saçlarıyla dikkatinizi çekecektir. Afrika’da kadının saçları adeta mücevheridir. İncecik örülen bu saçlara sahip olmak kolay değildir. Saçlar önce yüzlerce ince demete ayrılır, ardından uzunluk ve kalınlık vermesi için, sentetik parçalarla desteklenir ve yaklaşık sekiz saat boyunca örülür. Haftada sadece bir kez yıkayarak bu saçları birkaç ay bozulmadan korumak mümkündür.

Raylarda uzanan tarih

Kentin en etkileyici mekanlarından biri, kuşkusuz her köşesinde tarihin canlandığı Fairmont The Norfolk Otel’dir. Siyasi ve ticari güçlerini geliştirmek isteyen Afrika’daki İngilizler, burada demiryolu inşa ettiklerinde aslında Nairobi’nin de temellerini atarlar. Yaşam ile birlikte tarım ve ticaret de bu küçük tren istasyonunun çevresinde gelişir. İşte açıldığı günden beri, beyazlar kadar siyahların da rağbet gösterdiği ve dünyanın pek çok ünlü ismini konuk eden bu otel, bir zamanların tren istasyonu. Demiryolları Doğu Afrika’da, bugün dahi büyük öneme sahip. Kıtanın bağımsızlığı ile modern tarihi açısından önemli bir başlangıç. Demiryolu yapımının kararı, Afrika’daki köle ticaretinin sona erdirilmesi için alınmış ve büyük güçler tarafından da imzalanmıştı. Norfolk Otel’in özenle tasarlanmış bahçesindeki araçları görmek insanı geçmişe taşırken, Nairobi’deki Demiryolu Müzesi de Kenya demiryolunun zengin tarihini ve ülkenin kalkınması üzerindeki etkisini etkileyici koleksiyonuyla sergiler. Burada tren ve gemi modellerinin yanı sıra Uganda Demiryolu’nun inşaatından fotoğraflar, demiryolu dergileri, haritalar, çizimler ve Mombasa gece treninde kullanılan gümüş takım da yer alıyor.

Doğal hayatın sığınağı

Nairobi merkezdeki gökdelenlere sadece 7 km mesafede, Kenya’nın ilk milli parkı Nairobi Ulusal Parkı, vahşi yaşam için bir cennettir. Burası aynı zamanda tehlike altındaki gergedanların 50’sinden fazlasının sığınağıdır. Ayrıca aslan, ceylan, bufalo, yaban domuzu, çita, zebra, zürafa ve devekuşlarının yanı sıra sulak alanlarda 400’den fazla kuş türü kaydedilmiştir. Yürüyerek vahşi yaşamı keşfetme imkanı sunan Nairobi Safari Yürüyüşü, denemeye değer. Yetim bebek fil ve gergedanlarla yakınlaşmak için David Sheldrick Wildlife Trust, hemen park yakınında. 1977 yılında, Daphne Sheldrick, Tsavo Doğu Ulusal Parkı’nın müdürü olan, rahmetli eşi David’in anısına bu kurtarma ve rehabilitasyon projesini başlatır. Programın amacı, terk edilmiş küçük fil ve gergedanları tekrar vahşi doğaya kazandırmaktır. Giriş ücretiyle projenin koruma çabalarını desteklediğinizi bilerek, bu sevimli hayvanları çamurda oynarken ve dev biberonlardan mama yerken izleyebilirsiniz.

Fosillerden minerallere

Nairobi’deki doğa tarihi müzeleri gerçekten de doyurucudur. Nairobi Ulusal Müze, biraz eğlence biraz da eğitimdir. 900’den fazla doldurulmuş kuş ve memeli, Turkana Gölü fosilleri, Kenyalı kabile gruplarından etnik sergiler ve yerel sanat ile burada vakit geçirmek keyiflidir. Jeoloji Galerisi’ndeki etkileyici kaya ve mineral koleksiyonunu keşfedebilir, bir volkanın yaşam döngüsü üzerine bilgi edinebilirsiniz. Burada bir filin korunmuş fosili de dahil olmak üzere, tarih öncesi kemikler ve fosiller de etkileyici. Kenya’da en sık görülen sürüngenlerin canlı örneklerini merak ederseniz, bitişikteki Yılan Parkı, koleksiyonuyla sizi ağırlayacaktır.

Güzelliklerin nesli tükenmeden

Kar amacı gütmeyen ve esas misyonu çocuklar için koruma eğitimi sağlamak olan bir başka girişim de Zürafa Merkezi. Bu, Nairobi’de özellikle çocuklarla yapılabilecek en popüler aktivitelerden biri. Burada nesli tükenmekte olan Rothschild zürafalarıyla tanışabilir, bu zarif canlılar hakkında bilgi edinebilir ve bir platformdan onları besleyebilirsiniz. Nesilleri tükenmeden bu güzelliklerle vakit geçirdikten sonra yandaki doğa rezervinde 1,5 km’lik orman yürüyüşünün tadını çıkarabilirsiniz.

Blixen’ın Afrika’sı

Nairobi’nin sıcağından uzaklaşmak ve hoş bir mola vermek isteyenler, kentin en gözde turistik yerlerinden biri olan Ngong Tepeleri’ne doğru yol alabilirler. “Ngong” adıyla bilinen ve gökyüzüne bakan bir yumruğun arkasına benzetilen sivri uçlu bu yeşil tepeler, Masai dilinde, “parmak eklemleri” anlamına geliyor. Erken sömürge zamanlarında, birçok beyaz yerleşimci, yarı ahşap evlerin ve çiçekli bahçelerin olduğu çiftliklerini burada kurmuşlardı. Yürüyüş parkurlarından tepeleri aşarken, aşağıdaki vadilerin manzarasını seyredebilirsiniz. Ngong Tepeleri’nin eteğinde ağaçların arasına saklı asırlık bir ev, Kenya’nın sömürge yıllarının hikayesini canlandırır. Burası yaşamını Kenya’ya adamış, 20. yüzyılın başlarında, bu topraklarda kahve yetiştire­bilmek ve siyahları eğitebilmek için büyük mücadeleler vermiş, Danimarkalı yazar Karen Blixen’in evi. Bu coğrafyayı ve tarihini daha iyi anlayabilmek için “Benim Afrika’m” kitabını okuyabilir ya da kitaptan uyarlanan filmi seyredebilirsiniz. Yazar ismi Isak Dinesen olan Karen Blixen’ın eski evi, bugün Karen Blixen Müzesi. Blixen’ın 1917-1931 yılları arasında yaşadığı ve bir kahve tarlası işlettiği, bu iyi korunmuş sömürge çiftlik evinin, ayrı bir binadaki mutfağını, ormanlık alandaki kahve kurutma tesisini ve arazideki tarım kolejini görmek mümkün. Karen Blixen ve kocasına ait mobilyalar, sevgilisi Denys Finch Hatton’a ait fotoğraf ve kitaplar da burada sergileniyor.

KAÇIRMAYIN

Nairobi’ye yaklaşık 10 km mesafedeki yaşayan müze Kenya’nın Bomas’ı, renkli kabilelerin yaşam tarzını, sanatını, müziğini, el sanatlarını ve kültürünü sergileyen yeniden inşa edilmiş geleneksel bir köy kompleksi. Her gün tiyatroda yer verilen geleneksel dans ve şarkıları kaçırmayın.

ALIŞVERİŞ

Kazuri Boncuk Fabrikası’nda hem dezavantajlı yerel kadınların boncuk ve seramik objeleri yapmalarını izleyebilir hem de el sanatlarını alarak onlara destek olabilirsiniz. Swahili’de “küçük ve güzel” anlamına gelen “kazuri” sözcüğü, bu rengarenk, parlak boncuklara yakışıyor.