KÜLTÜREL HAZİNELERİN İZİNDE BİR DÜNYA MİRASI ROTASI

Mısır`ın en güçlü kadınlarından Nefertiti, adeta gözlerimin içine bakıyor. Mısır kraliçesinin bir gözü kristal. Adının kelime anlamı “güzellik geliyor” ya da “güzelden gelen.” Dört gündür, Nefertiti kadar etkileyici bir doğa ve tarihin içinde yol alıyorum. Almanya’nın dünya mirası rotasının son durağı Berlin Müzeler Adası’nda, 1830’dan 1930’a kadar kentin bu kısmında inşa edilen kültür tarihinin yüzde 70’inin, II. Dünya Savaşı’yla birlikte nasıl yerle bir olduğunu ve yeniden nasıl ayağa kaldırıldığının ipuçlarıyla karşılaşıyorum.

Almanya’nın UNESCO tescilli dünya mirası rotalarından biri olan Potsdam- Dessua- Berlin, tepeden tırnağa hazinelerle dolu, yeşil bir rota. Etrafınızı çevreleyen kültürel hazinelerin yanısıra, yol aldıkça felsefe ve düşünce alanlarında da zenginleşiyorsunuz. Şatafatlı saraylardan, adeta bir sanatçı birikimiyle yaratılmış bahçelerden, pastoral bir tablodan fırlama göl manzaralarından geçerken bir taraftan da Alman tarihinin kılcal damarlarında dolaşıyorsunuz.

Bir barok rüyası
Potsdam’ın en kıdemli sosyalleşme mekanlarından biri olan Heider Café’de sosyalleşirken, burasının 300 yıl önce bir garnizon şehri ardından da Avrupa’nın en muhteşem kraliyet şehirlerinden biri haline gelmesindeki büyük değişimden kuşkusuz etkileniyor insan. Voltaire’in iki yıl kaldığı, bilim ve sanatın şehri Potsdam, yaklaşık 500 hektar büyüklüğündeki parkları, 1730- 1916 dönemine ait 150 yapısıyla, peyzajın ve görkemin hakkını veriyor. Miras rotasının ‘saraylar ve parklar’ ayağı olarak adlandırılan kent, bir Barok rüyası ve Prusya’nın Versay’ı. Prusya Kralları, Potsdam’ı saraylar ve parklarla dönüştürürken klasisizmin dev anıtlarını da eklemişler. Fransızca’da ’tasasız’ anlamına gelen, savaşmayı sevmese de bu konuda pek istikrar gösterememiş II. Friedrich’in sarayı Sanssouci, bahçeleri ve asma teraslarıyla hem şatafatlı hem de zarif. Sarayın değer biçilemez bir bölümü de sanat galerisinde, İtalyan ve Flaman ressamların resimlerinden oluşan koleksiyon. Ayrıca 1945’te, ‘Üç Büyük’ olarak bilinen Churchill, Stalin ve Truman’ın katıldığı Potsdam Konferansı’nın yapıldığı, İngiliz köy evi tarzındaki Cecilienhof Sarayı ve Rus kolonisi olarak kurulan Alexandrowka da görülmeye değer. Son derece estetik bir mimariye sahip kent içinde, Nauen Kapısı’ndan girince kiremit binalar ve arka bahçelerle hoş bir atmosfere sahip Hollanda Bölgesi’ne varılıyor. Burası kafeler, barlar, pastaneler, arka avlular ve avangard galerilerle dolu. Bu mahallede Gasthaus Augustiner, otantik giyimli garsonları ve Alman mutfağıyla, La Maison du Chocolat da nefis pastalarıyla dikkate değer.

Bahçe krallığında bir peyzaj harikası
Bir kayık gezintisi düşünün- hatta gondol bile denebilir- etrafınızda nehirin kıyılarına yayılmış malikaneler, köşkler, manzaralı parklar ve bahçeler, çeşit çeşit ağaçlar, yeşillikler… Kürekçiniz aynı zamanda rehberiniz. İkramlar, Alman usulü çay ve kek. Peyzaj sanatını politik görüşlerine ses vermek için kullanan, aydınlanmanın destekçisi III. Leopold’un eseri görüntüler bunlar. Dessau’da bulunan 18. yüzyıla ait Wörlitz Bahçe Krallığı, kıta Avrupası’nın ilk İngiliz tarzı bahçesi olarak kabul ediliyor. UNESCO dünya mirası komitesinin açıklaması şöyle: “Aydınlanma dönemi felsefik ilkelerinin, sanatı, eğitimi ve ekonomiyi uyumlu bir şekilde birbiriyle bağdaştıran bir bahçe düzenlemesiyle öne çıkan bir örneği.” Peyzaj ile mimarinin uyumu çarpıcı. Yeşile, göle, bakımlı köşklere bakmaya doyamıyorsunuz. 140 kilometrekare alana ve Elbe ile Mulde nehirlerinin kıyılarına yayılmış birçok yapı ve heykel gözlemleyen kişinin maneviyatının gelişmesi amacıyla tasarlanmış. Çiftlik evi tarzındaki Wörlitz Sarayı, Almanya’da klasik çağın temel yapılarından biri olarak kabul ediliyor. Kanal üzerindeki bahçeler arasında yürüyerek yada bisikletle gezmek de mümkün. 

Berlin Müzeler Adası
‘Kültür tarihi ve entelektüel tarih’ ayağı, miras rotasının en koşuşturmalı durağı. Kent merkezinde bir ada üzerinde beş dünya çapında müze… Spree Nehri üzerinde, 1 kilometrekareden daha az bir alan kaplayan Berlin Müzeler Adası’nda, Eski Müze, Eski Ulusal Galeri, Bode Müzesi, Yeni Müze ve Bergama Müzesi var. Bu alan sadece dudak uçuklatan hazineler sergilemiyor ayrıca aydınlanma çağına ve Fransız devrimine kadar giden sanat müzeciliği konseptini de tüm estetiğiyle karşınıza dikiyor. Bergama Müzesi, yıllık ortalama 1 milyon 300 bin ziyaretçiyle Berlin’in en çok ziyaret edilen müzesi. Müzede, Türkçe dahil farklı dillerde, ücretsiz ‘elektronik sesli rehber’ sistemi var. Milet Pazar Kapısı, İshtar Kapısı, Babylon Tören Yolu ve Mshatta fasadı kaçırılmaz. Dünyaca ünlü Bergama Zeus Sunağı, geçtiğimiz yıl sonunda beş yıl sürecek bir restorasyona girdi. II. Dünya Savaşı’nın ardından müzeler peyderpey ayaklanırken, son olarak Yeni Müze, 2009’da açılmış. 1841’de, Yeni Müze’nin yapımında buhar gücü ve endüstriyel olarak geliştirilmiş taşıyıcı konstrüksiyonlar kullanıldığında, bu mühendislik açısından bir sansasyon olmuş. Bugün farklı bir mimari tarz göze çarpıyor. Mimar, müzeyi orijinal haline göre restore etmek yerine savaşın izlerine dokunmayarak, savaşın kültür ve miras üzerindeki tahribatına da etkileyici ve estetik bir şekilde ışık tutuyor. Nefertiti büstü de burada. Müzeler Adası’nın civarında, kentin en genç ve canlı mahalleleri var. Nehir kıyısındaki şezlonglara uzanıp bahar güneşinin tadını çıkarabilirsiniz.

KONAKLAMA
Potsdam merkezde Hotel Am Jaegertor ya da orman içindeki Hotel Bayrisches Haus Potsdam hoş konaklama seçenekleri.

AKTİVİTE
Potsdam Huckleberrys’de, 4 kişilik ahşap sallarla Havel Nehri’ne açılmak, barbekü yapmak, hatta gecelemek Almanlar’ın çok sevdiği bir aktivite.

KAÇIRMAYIN
Potsdam Soğuk Savaş sırasından Amerika ile Sovyetler’in esir casusları takas ettikleri Glienicker Köprüsü’nden geçin.

KAÇIRMAYIN
Wörlitz’de mayıs-eylül konser zamanı.

KONAKLAMA
Almanlar, haftasonları için Elbterrassen im Wörlitzer Winkel gibi göl kıyısındaki otellerde konaklıyorlar.

İPUCU
Berlin’de müze biletlerinizi internetten alıp kuyrukta beklemekten kurtulun.

PLAN & PROGRAM
Mart ortasından Ağustos sonuna kadar, ‘’Müzelerin Uzun Gecesi’’nde, konser, tiyatro, geç saatlere kadar rehberli turlarla, Berlin kültürle sarsılıyor.

REHBER
Bilgili, eğlenceli ve yemekten anlayan turist rehberi Jens Becker, İngilizce turlar düzenliyor.

DANIŞMA
www.germany.travel

Almanya’daki diğer UNESCO Dünya Mirası Rotaları için
www.unesco-welterbe.de