KUZEY KIBRIS: YALNIZ ADANIN LABİRENTLERİNDE

Kuzey Kıbrıs, insanında da doğasında da, hala turizmin bozamadığı bir bakirliğe sahip. Kilometrelerce uzanan plajlardan kokulu portakal bahçelerine, karlı dağlardan yemyeşil vadilere, dingin manastırlardan gizemli kalelere, sınırsız ovalardan ıssız köylere, işte size hayatı yavaştan alan bu yalnız adayı görmek için birçok neden…

Girne Kalesi’nden eski limanı seyredin
Girne, Kuzey Kıbrıs’ın turizm başkenti. 70 km mesafedeki Türkiye kıyılarına bakan, Girne Kalesi’ne sırtını veren at nalı şeklindeki limanı, kafe, restoran ve otele dönüştürülen eski liman yapılarıyla, burası Akdeniz’in en hoş atmosferi olan kıyılarından biri. Liman kentin en hareketli yeri; özellikle yazın, akşamüstleri yerliler, turistler gezinir ve balıkçı teknelerini seyrederken, denize sıfır kafelerde oturulur.

Girne Kalesi’ni kaçırmayın
Girne’nin en etkileyici yeri, limanın bir ucunda bulunan Girne Kalesi… Ayrıca limanın en güzel görüntüsü de kaleden. Kalede sergilenenler arasında en ilginci, 1965’te bir balıkçı tarafından Girne’nin 1.5 km açığında, 18 metre derinlikte bulunan ve bugün ısısı kontrol altında tutulan bir salonda sergilenen Halep çamından yapılma 2300 yıllık gemi batığı. Geminin bir Suriye ticaret gemisi olduğu ve bir fırtınada battığı sanılıyor.

Lefkoşa Saray Otel’den kuzey ve güneyi seyredin
Lefkoşa, dünyanın bölünen son başkenti… Yeşil Hat, Lefkoşa’yı güney ve kuzey olarak ikiye ayırıyor. Kuzeyi Türk, güneyi ise Rum tarafı. Saray Oteli’nin tepesinden bakıldığında, her iki tarafı da görmek mümkün. Lefkoşa, adanın tam ortasında, Kuzey Kıbrıs’ın ticari ve politik başkenti. Yüksek binaların bulunduğu ve nüfusun yoğun olduğu güney tarafının yanında Kuzey Lefkoşa daha mütevazı duruyor. Bugün Yeşil Hat olarak bilinen sınır, bir İngiliz kumandanın adayı harita üzerinde yeşil bir kalemle bölmesi sonucu bu adı aldı.

Lefkoşa’nın tarihi mahallelerinde dolaşın
Lefkoşa’yı yürüyerek gezmeli. Kuzey Lefkoşa’nın en ilginç görülecek yerleri, Korkut Efendi ve Selimiye bölgelerinde. Hemen güneyde, Yeşil Hat’a yakın dükkan ve restoranların bulunduğu trafiğe kapalı bir bölge var. Eski kentin batısındaki Karamanzade ve Arabahmet mahalleleri de görmeye değer. Osmanlı kervansarayları Büyük Han ve Kumarcılar Han, ortaçağ kervansaraylarının bugüne kalan ender örneklerinden. Büyük Han’ın güzel avlusu etrafında, Kıbrıs’a özgü yemekler sunan lokanta, kafe ve el sanatları dükkanları, Belediye Pazarı’nın karşısında, 14. yüzyıla ait gotik bir kiliseden dönüştürülen Bedesten var. Bir başka pazaryeri tüm canlılığıyla Kıbrıs Türkleri’nin mutfağını yansıtan Kapalı Çarşı, İngiliz koloni döneminden kalma. Yine bu bölgedeki, Lüzinyanlar devrinden kalma en görkemli Gotik yapılardan biri olan Aya Sofya Katedrali yani bugünkü Selimiye Camii mutlaka görülmeli.

Lala Paşa Camii’nin büyüsüne kapılın
Girne Kuzey Kıbrıs’ın ‘turizm başkenti’yse, Gazimağusa ‘tarihi başkenti.’ Burası, Akdeniz’in surlarla çevrili en önemli limanlarından. Gazimağusa’da eski kentin her yerinden görülebilen ve bugün Lala Mustafa Paşa Camii olarak ibadete açık olan, bir zamanların St. Nicholas Katedrali, Kıbrıs’taki Gotik Lüzinyan mimarisinin en iyi örneği. 1298- 1326 yılları arasında, Kudüs krallarının taç giyme törenleri için inşa edilmiş, 1954 yılına kadar buraya Mağusa Aya Sofya’sı denmiş ancak bu tarihten sonra camiye ‘Kıbrıs Fatihi’ olarak bilinen Lala Mustafa Paşa adı verilmişti. Caminin bulunduğu meydan ve çarşı, kafeleri ve çay bahçeleriyle, kentin en canlı yerlerinden.

Otello Kulesi’nden Mağusa Limanı’na bakın
Gazimağusa’nın köklü tarihinin en sağlam kanıtı, eski kentin sınırlarını belirleyen görkemli korunma surları. Bu surlar boyunca yürüyerek ve bazı kulelerin üzerine çıkarak, bir zamanların bu zengin ve önemli kentini en iyi şekilde algılayabilmek mümkün. Eski kentin kuzeydoğusunda, denize doğru, 1492 yılında Venedikliler tarafından surların uzatılması için yapılan Otello Kulesi, aslında Deniz Kapısı ile limanı korumak için yapılmış.

Bakir Karpaz Yarımadası’nı bisikletle dolaşın
Bir cezveye benzeyen Kıbrıs adasının sapı Girne’den 180 km mesafedeki Karpaz Yarımadası Milli Parkı. Kuzey Kıbrıs’ın bu en bakir bölgesi, doğuya adeta Suriye’ye uzanıyor. 1974’ten beri hemen hemen hiç el değmemiş… Yol boyunca yabani eşeklere, koyun sürüsünü güden bir çobana rastlayabiliyorsunuz. Uçsuz bucaksız ovalar, ıssız köyler, tek tük kulübelerin bulunduğu, kaplumbağaların yumurtlamak için seçtiği sakin kumsallar var. Burası Kuzey Kıbrıs’ın en güzel kumsallarına ve en güzel günbatımları sahip…

KIBRIS MUTFAĞIYLA TANIŞIN
Kıbrıs’ta, sipariş etmenize fırsat kalmadan masanız mezelerle dolar; sarmısak ve limonla terbiye edilmiş Kıbrıs zeytini, cacık, kaz ayağı turşusu, pancar turşusu, golyandro bitkisinin tohumu ve Kıbrıs’ın ünlü Hellim peyniri… Molehiya otu; sadece Kıbrıs’ta ve Nil kıyılarında yetişen, nane kokusunda, reyhan otu görüntüsünde ve biraz da bamya tadındadır, kuzu eti ya da tavuk ile sulu bir yemek olarak hazırlanır. İlginç bir başka sebze de, Kıbrıs’ın dışında bilinmeyen kolokastır. Geleneksel bir kış yemeği olan kolokas, patates familyasından bir bitkidir, patatesten daha tatlıdır ve görüntüsü kerevize benzer. Kabak çiçeği dolması da mezelerin arasında yer alır ve Kıbrıslı hanımlar kabak çiçeklerini açıkken toplamak için sabah erkenden iş başı yaparlar.

MÜZELERE VAKIT AYIRIN
Kuzey Kıbrıs’ın tarihine ışık tutan müzeler de görmeye değer. Lefkoşa’da, bugün Mevlevi Müzesi olarak ziyaret edilen 17. yüzyıla ait Mevlevihane, Derviş Paşa’nın konağından dönüştürülen Derviş Paşa Konağı Etnografya Müzesi, kentteki 260 özellikli Osmanlı binası arasındaki Saçaklı Ev, gotik tarzdaki konak Lüzinyan Evi ve Barbarlık Müzesi de görülebilir. Güzelyurt güzergahı üzerindeki 1956 tarihli Mavi Köşk, Makarios’un avukatı ve Orta Doğu’nun en büyük silah tüccarı İtalyan asıllı bir Rum olan Pavilides’e ait. Gazimağusa’da Venedik Sarayı’nın avlusuna açılan ve Namık Kemal’in 36 ay boyunca hapsedildiği zindan, bugün Namık Kemal Zindanı ve Müzesi.