MAĞARALARIN GİZLİ DÜNYASI

Mağaraların, yeraltı sularının ya da su altı ve deniz mağaralarının araştırılmasında son derece önemli bir konuma sahip olan mağara dalgıçlığı dikkatli yapılmadığı takdirde son derece tehlikeli bir spor dalı olarak öne çıkıyor. Mağara dalışları kara mağaracılığı ve su altı mağaracılığı olarak ikiye ayrılıyor. Kara mağaracılığında yer üstünde bulunan mağaralardaki sularda dalış yapılıyor. Su altı mağaralarını keşfe çıkmanın çok daha zor olduğunu, özel ekipmanların yanı sıra farklı bir uzmanlık gerektirdiğini hatırlatmakta fayda var.

Açık sulardaki dalışlarla, mağara dalgıçlığı birbirinden tamamen farklı… Mağara dalgıçlığı, dalış biçimleri arasında en teknik ve en tehlikeli olan dalış biçimi…  Bu nedenle son derece özel bir eğitim gerektiriyor. Dalışlar sırasında, mağaranın içinde birikmiş olan toz ve tortular suyun bulanmasına ve görüşün sıfırlanmasına sebep oluyor. Böyle bir durumda göz, kuvvetli ışıkta bile göremiyor. Dalışlar sırasında mutlaka kılavuz ip kullanılıyor. Mağaradan dışarıya bu ip aracılığıyla güvenli bir şekilde çıkılabiliyor. Dalışı gerçekleştiren kişinin yaşamla tek bağlantısı aslında bu kılavuz ip… Dalışı gerçekleştirdikten sonra mağaradan çıkmak zaman alabiliyor. Bu nedenle hava iyice azalmadan dönüşe geçmek gerekiyor.

Türk dalgıçlar literatüre girdi
Türkiye’de mağara dalışına yönelik çalışmaların 1985 yılında başladığı dikkat çekiyor. Bu alanda çalışmalar yapan en önemli kuruluş ise Mağara Araştırmaları ve Dalışı Grubu (MADAG). MADAG, ODTÜ-SAT’ın bir alt kümesi olarak, 1991 yılından bu yana çalışmalarını sürdürüyor. Grup üyeleri dünya mağara dalış literatürüne giren Karst-Dalış projesini bir başka Amerikalı grup ile birlikte gerçekleştirdi. Bu iki kuruluş, ortak çalışmaları sonucunda 1993’te Fethiye’de ‘Kovuk Dalıcılığı Kursu’ açtı. Burada verilen eğitimler sonrasında ise sekiz başarılı mağara dalışçısı, dalış dünyasına kazandırıldı.

Marmaris ve Anamur arasındaki bölge tercih ediliyor 
Türkiye’de deniz altı mağaralarının Marmaris-Anamur arasındaki bölgede yoğunlaştığı görülüyor. Bu arada hemen hatırlatalım; MADAG dalıcıları da ağırlıklı olarak bu bölgede dalış yapıyor. Su altı mağaraları ve su altı zenginlikleriyle gözde dalış merkezi haline gelen Alanya’da ise Akvaryum, Amfora, Korsan Mağarası, Teras, Orta Mağara, Aşıklar Mağarası, Doğu ve Batı Dilvarda, Fosforlu Mağara, Kırıktaş, Tünel, Rambo Mağarası ve Yapay Resif olmak üzere toplam 13 dalış noktası bulunuyor. Son derece gizemli bir atmosfere sahip olan su altı mağaraları, scuba dalış donanımlarında son 50 yılda görülen ilerlemeler sonucunda geçmişe göre çok daha kolay bir şekilde keşfedilebiliyor.

Altınbeşik, 3’üncü büyük su altı mağarası
Dünyanın 3’üncü büyük su altı mağarası ise Antalya’daki Altınbeşik mağarası olarak öne çıkıyor. Her mağara dalışçısının en büyük hayali ise Rusya’nın Perm bölgesinde yer alan ve dehlizleri 5 kilometreye kadar uzanan Orda Mağarası’na dalış yapmak. Mağara dalgıçları kılavuz ip, makara, çift vana ve çift regülatörlü scuba sistemleri gibi özelleşmiş ekipmanlar kullanıyor. Mağara ortamındaki kayalar, sarkıt ve dikitler, sağlam olmayan tavanlar, silt tabakası, akıntı, değişen yüzey ve hava koşulları, karanlık, kılavuz ipe takılma ya da dolaşma gibi olasılıklar dalışın risklerini ciddi boyutta artırıyor. Mağara dalışı yapacak olan kişinin gerekli uzmanlığa ve teknik ekipmana sahip olması bu nedenle hayati bir öneme sahip.

42 metreden daha derin dalışlar tehlikeli
Spor dalışlar için sınırın 42 metre olduğu unutulmamalı. Bu sınırlama için son derece geçerli nedenler bulunuyor. Mağara dalışı kazaları üzerine yapılan incelemelere göre kılavuz ip kullanmama en büyük kaza nedeni… 1/3 kuralına uyulmasına rağmen oluşan kazaların bir kısmına da 47 metre ve daha derine yapılan dalışlar neden oluyor. Geçici şuur kaybına ise 45 metre sonrasında rastlanıyor.

Tedbirli dalın!
Mağara dalışlarında derin su bayılması olarak adlandırılan bir rahatsızlık ortaya çıkabiliyor. Derin su bayılmasında dalış yapan kişi, geçici şuur kaybına uğradığı için gözleri açıkken uyuyor ama solumaya devam ediyor. Eğer yanınızda başka biri yoksa bu durum ölümle sonuçlanabiliyor. Bu konuda yeteri kadar bilinçli değilseniz, çok derine dalmamanızda fayda var. Bulunulan derinlikten 15 metre yükselmek, derin su bayılmasının önüne geçebilmenin en etkin yolu.