Masal Çağlayanı

Masal Çağlayanı

Yasemin Karahüseyin, farklı teknikleri ustalıkla uygulayan bir romancı. Onda yeni teknikleri denemenin panikliğiyle karşılaşmıyoruz. Zira yenilik arayışında, yeni anlatım yolları arayıp, bunları uygulamaya çalışan çoğu romancı -ki onların çalışmaları da çok değerli- genellikle teknikler arasında bocalayıp kalmıştır. Yasemin Karahüseyin ise belli bir tekniği diğer tekniklerin gölgesinde kalmayacak şekilde uygular.

Hemzemin (Şule Yayınları, 2017) 1981 doğumlu Yasemin Karahüseyin’in üçüncü romanı. Romancımız uyguladığı teknik ve gösterdiği başarı açısından çok çalışkan; belki diğer birçok romancının her yıl bir roman yayımladığı düşünülürse, nefes alarak yazıyor.

Hemzemin, isabetli bir kitap ismi; çünkü “aynı düzeyde olan” anlamına geliyor. Romancının kahramanlarına yaklaşımı da bu şekilde, yani hepsine aynı sıcaklık, muhabbet ve ilgiyle yaklaşıyor. Onların hepsini de aynı düzeyde ele alıyor; birini diğerine tercih ettiği veya birini diğerinden daha çok öne çıkardığı söylenemez. Oysa klasik romanda, hatta modern romanda bile bu böyledir, merkezi bir karakter ve olay vardır. Her şey o merkez etrafında döner dolaşır ve sona erer. Hemzemin’de ise merkezi bir olay ve karakter yok. Onda onlarca karaktere ve yüzlerce olaya denk gelinebilir. Denk gelinebilir diyorum, çünkü romancı, karakterleri sadece bulundukları konumlarıyla anlatmıyor. Onların çocuklukları, hayalleri, dinledikleri masallar ve kimseye açamadıkları sırlarını da devreye sokuyor. Öyle olunca romancının karakterleri sadece görünen kısımlarıyla değil bütün boyutlarıyla ele almaya çalıştığını söyleyebiliriz.

Hemzemin’de merkezî bir karakterin olmaması, onun merkezsiz, dağınık bir roman olduğu anlamına gelmiyor. Aksine aslında bütün dağınık görünümüne rağmen çok derli toplu bir roman: Hemzemin. Çünkü Yasemin Karahüseyin merkezi, tren istasyonu olarak belirlemiş. İstasyon ise bütün kaderlerin kısa süreliğine de olsa buluştuğu mekandır. Orada sürekli hareketlilik vardır. Ama orada geçirilen ayrılık veya ölüm gibi öyle anlar vardır ki insanın bütün hayatına damgasını vurabilir. Veya bütün hayatının özeti olabilir. Romancının peşinde olduğu nokta da budur: Karakterlerin o az süre ve kısıtlı mekana sıkışmış, bütün hayatlarının özeti denilebilecek özel anları yakalamak. O yakalandığında zaten hikayenin geri kalanı çorap söküğü gibi gelir. İnsanın o hassas noktasına dokunduğunda hayat hikayesi masal çağlayanı şeklinde okuyucunun üzerine dökülür.

Duyguların romancısı denilebilir Yasemin Karahüseyin için. O yüzden iç konuşma tekniğini çok kullanır. Fakat duyguları, olaylarla anlatmak gibi incelikli bir ayrıntıyı gözden kaçırmaz. Şahıs ve olayları canlandırmakta başarılıdır. Masal, menkıbe, kıssa gibi çoğu edebiyatçının fantastik diyeceği unsurları rahatlıkla kullanan ve hiç beklenmedik bir anda devreye sokan Yasemin Karahüseyin şahıs ve olay tasvirinde gayet realisttir. Anlattığı şeyler, okuyucunun gözünün önünden film şeridi gibi geçer. O zaman, konuşturulan karakterin neden büyük acılar içinde kıvrandığını anlamaya başlarız. Bu anlayış, onun öncesinde “Romancı bunları neden anlatıyor?” diye anlam veremediğimiz birçok sayfayı da aydınlatır. Onlar da adeta biraz önce okumuşuz gibi zihnimizde yeniden canlanır. Hemzemin, uygulanan bu teknik nedeniyle okuyucunun üzerinde silinmez etkiler bırakmayı başarır.

Yazarın Kitaplığı

1- Talât Paşa, Hüseyin Cahit Yalçın, Ötüken Yayınları

2- Roman Diliyle Siyaset, Mustafa Özel, Küre Yayınları

3- Sacit Kalamar ve Alelade Bir Adamın Hikâyesi, Remzi Şimşek, Ketebe Yayınları

4- Disparöni, Nihan Kaya, İthaki Yayınları