MAVİ BAYRAĞIN DALGALANDIĞI PLAJLAR

Mavi Bayrak, dünya turizminde bir prestij göstergesi. Bu belge, plajların mikrobiyolojik açıdan temiz ve çevre yönetimi yönünden yetkin olduğunun altını çiziyor. Bazıları bakir doğalarıyla öne çıkıyor, bazıları temiz suları ve çevreye duyarlı tesisleriyle. Uluslararası Mavi Bayrak Jürisi, 2016 yılı Mavi Bayrak ödüllerinde plaj sıralamasında ikinciliği, 50 ülke içinde 444 plaj ile Türkiye’ye verdi. 21 marina da Mavi Bayrak almaya hak kazandı. 15 gün ara ile deniz suyu analizleri yapılan Mavi Bayraklı plajları, bulundukları bölgenin tatil destinasyonları ile birlikte ele alarak sizin için bir seçki yaptık. Gönül rahatlığıyla, keyifle yüzebilmeniz için…

Tarih ve mavi birarada: Anemurium Plajı
Mersin’in 600 metrelik Kızkalesi Halk Plajı’nın bir yanında Korikos Kalesi, diğer yanında ise doğal dalgakıran görevini üstlenmiş bir kayalık bulunuyor. Dalgakıran nedeniyle dalgaların koya girmemesi sayesinde deniz günün her saatinde adeta bir havuz dinginliğinde. Korikos Kalesi ve dalgakıran arasında ise plajın adını aldığı Kız Kalesi var. Bir zamanlar Mavi Bayrak almış bu plaj artık bayraksız. Ancak Bozyazı ilçesinde, Mavi Bayraklı ve iskeleli bir plajı bulunan denize sıfır, dört yıldızlı Hotel Anemurion, 2006 yılından beri bayrağı sıkıca tutuyor. Buranın en kaydadeğer özelliği sizi deniz tatiline sıkıştırmayıp tarihle buluşturması.

Rüzgarlı burun
Denize uzanan Toros Dağları’nın yamaçlarındaki, antik yerleşim Anemurium, ‘rüzgarlı burun’ anlamına geliyor. Kent, geniş bir alana yayılmış gibi görünüyorsa da, asıl en büyük alanı kaplayan, sayısı 350- 400 civarında olan mezarlar. Bu ‘ölüler kenti’, aynı zamanda Anadolu’nun en iyi korunmuş nekropol alanlarından biri. Anamur’dan, doğuya, Silifke yönüne doğru giderken, Mamure Kalesi’ni atlamayın. Mamure Kalesi de, birçok Anadolu kalesinde olduğu gibi, antik temeller üzerine kurulmuş.

 

Kraliçelere layık: Kleopatra Plajı
Alanya, güneş satıyor. Sloganı: Gneşin gülümsediği yer… Bundan kısa bir  süre öncesine kadar, Alanyalı Alanyalı’ya şöyle diyordu: “Galen, gulen, magaran… Daha ne aran?’’ Alanya, kuşkusuz turizmini sadece deniz, güneş ve eğlenceye yaslamıyor ancak bunlar kalesi, kulesi ve mağaralarının yanısıra oldukça önem taşıyor. Alanya’nın İç Kale’si yarımadanın en yüksek noktası. Batıya doğru 3 km, doğuya doğruysa 8 km boyunca göz alabildiğine uzanan plajları buradan kuşbakışı görülebilir. En popüler olanı, 2 km’lik Kleopatra Plajı…

Altın renkli kumlar
Efsaneye göre Romalı Antonius Alanya ve çevresini Mısır Kraliçesi Kleopatra’ya hediye ettiğinden, kraliçe her gün banyo yapmak için kale yamacından Kleopatra Plajı’na inermiş. Aslında bir tünel de varmış ve  Kleopatra yüzmek istediğinde kaleden doğrudan plaja inebilirmiş. Kleopatra Akdeniz’de çıktığı her seferde Alanya’ya uğrar ve bu plajda denize girermiş. Plajın deniz ve sahilinde altın renkli kum var. İnce kumlu sahili geniş, 8-10 metreye kadar sığ olan denizi berrak.

 

Mavi Bayrak zengini: Karaburun
İzmir Körfezi’nin girişinde, yarımadanın en kuzeyinde yer alan, kayaların üzerine kurulu Karaburun, bu civarın en güzel koylarıyla en temiz denizine sahip. Bu nedenle de tam üç Mavi Bayraklı koyu var. İzmir’e 100 km mesafedeki Karaburun’un tepelerinden, Sakız Adası, Foça ve Urla’yı görmek mümkün. Karaburun İskelesi’nden başlayarak, ardarda koylar sıralanıyor. Dip akıntıları sayesinde, deniz suyu burada temiz kalabiliyor. Karaburun’un en lüks oteli Narcissus, Akvaryum Koyu’nda. Berrak bir denizi olan bu koya, otelin dışından da ulaşmak mümkün. Karaburun’daki Mavi Bayraklı İncirlikoy’da küçük bir plaj, şemsiyeler, kamp yeri ve bir de kafeterya var.

Şık villalar
Bu koydan sonra, Karaburun’un en güzel manzaralarından birine sahip, sarp kayaların üzerine inşa edilmiş, şık villaların olduğu Alman Koyu geliyor. Bu koya da, yol üzerindeki merdivenlerle ulaşılıyor. Bir diğer mavi bayraklı plaj, Astoria Oteli’nin de bulunduğu Bodrum Koyu’nda. Bu, Karaburun’un en rağbet gören koyu. Karaburun’un bir diğer popüler plajı da, Mimas Otel’in altındaki mavi bayraklı Kuyucak Halk Plajı. Turist kalabalığını toplayan Çeşme sayesinde Karaburun biraz daha mütevazıdır. Sadece plajlarında değil küçük köylerinde de vakit geçirmeye değer.

 

Yaban hayatı içinde yüzmek: Dilek Yarımadası Milli Parkı
Yaban atları ve plajlara kadar inen yaban domuzu sürüleri görmenin olağan olduğu bir deniz kıyısı hayal edin. Dilek Yarımadası Milli Parkı’nın müdavimleri için bu sıradandır ve paniğe gerek yoktur. Hatta parkın bu asıl sahipleri elle beslenmekten de çok hoşlanır. Güzelçamlı sınırları içinde, Kuşadası’na 28 km uzaklıktaki Dilek Yarımadası Mili Parkı, Küçük Menderes ile Büyük Menderes arasında ve beş yüz milyon yıllık Menderes kütlesinin bir parçası. Birçok derin kanyonla ve vadiyle bölünmüş, akarsularla parçalanmış vahşi bir doğası var. Yıllar önce yarımadaya bırakılan at ve sığırların burada yetişen yavruları yabanileşmiş.

Bozulmamış doğa
Ege, Marmara, Akdeniz ve Karadeniz kıyılarında görülen bitki örtüsü, yabani kuş ve hayvan türleri, mağaraları ve vadileriyle bozulmamış bu doğal alanın aynı zamanda 30 km’lik kıyı şeridinde güzel plajları var. Parktaki koylar arasında kum olan, Mavi Bayraklı İçmeler Koyu, kaydadeğer bir kumsala sahip. Her plajda duş, soyunma kabini, içme suyu, tuvalet ve bir büfe bulunuyor. Ayrıca piknik alanları da var. Parkta şimdilik deniz bisikleti ve kano kiralamak, hem kıyıdan hem de tekneden olta balıkçılığı ve şnorkel yapmak mümkün. Ayrıca yıl boyu trekking yapılacak 28 ayrı parkur var ancak çoğu işaretlenmemiş.

 

Gökyüzünden seyredin, derinliklere dalın: Ölüdeniz                                
Hayatta mutlaka en az bir kez görmeye ve sularında yüzmeye değer maviliklerden biridir Ölüdeniz. Akıllar durdurucu bir doğaya sahiptir. Fethiye’den Ölüdeniz’e, iki yanı çam ormanlarıyla kaplı 13 km’lik bir yol uzanır. Yolun sonunda Mavi Bayraklı Belcekız Koyu’nun maviliği hemen gözünüzü kamaştırır. Bembeyaz kumsalı ve ışık kırılmalarıyla beyazdan maviye renk değiştiren deniziyle, mavi bayraklı Belcekız Halk Plajı’nın tamamında sıklıkla deniz suyuna ilişkin ölçümler yapılır. Yine Mavi Bayraklı Kumburnu Halk Plajı, lagün olması nedeniyle özeldir. Kumu ve akvaryum maviliğindeki suyu önemli bir özellik olsa da, Ölüdeniz’de yüzmenin en güzel yanı denizi çevreleyen doğadır.

Popüler ama keyifli
Çamların ve gökyüzünde tandemle uçanların gölgesinde, tüm popülerliğine rağmen bu suyun kıyılarında keyif almamak mümkün değil. Eğer dalgalarla boğuşmaktan zevk alıyorsanız burası kesinlikle sizin için uygun değil. Çünkü Ölüdeniz, adı gibi durgun bir göl adeta. En fırtınalı günlerde Belcekız kıyılarına dalgalar vururken Ölüdeniz’de sadece çırpıntılar oluşur. Güneşli günlerde burada yıl boyunca yüzenlere rastlamak mümkün. Su yer yer sıcak, yer yer soğuk. Gel git etkisiyle iki üç günde bir deniz ortalama yarım metre yükseliyor ve alçalıyor. Kumburnu’nun burun kısmı yavaş yavaş, Belcekız bölümü ise birkaç adımda derinleşebiliyor. Ölüdeniz Lagünü ve Kıdrak Plajı’nı kapsayan alan, bugün SİT bölgesi ve Özel Çevre Koruma Alanı içinde. Belcekız ile Ölüdeniz arasındaki Kumburnu Milli Parkı halk plajı niteliğinde ve lagün olarak adlandırılan kısım burada. Milli parktan yukarı doğru hepsi denize sıfır kampingler var.

 

Kamping keyfi: Aktur
Datça, havalimanı olmadığından ve yolu sapa olduğundan kitle turizminden uzak kalmanın avantajlarını yaşar. Aktur, Datça’da bir gelenektir ve deniziyle, doğasıyla bağımlılık yapar. Aktur’un tatil sitesi ile kamp alanı aynı yerde. Yarımada şeklindeki küçük bir dağ iki plajı ayırır, ancak birbirilerine birkaç adımlık mesafededirler.

Ücrestiz giriş
Gönlünüz ne isterse dalgalı ya da sütliman, sitenin koyu çalkantılı; kamping tarafı ise her daim sakindir. Girişin serbest ve ücretsiz olduğu plajlarda, özürlüler ve yaşlılar için tutmaçlı özel iskeleler var. Sağlık ocağı, eczane ve 24 saat ambulans bulunuyor. Su sporları yapmak isteyenleri memnun edecek alternatiflerin yanısıra bir de dalış okulu bulunuyor.