MAYISTA GÜL HASADI: ISPARTA

Son yıllarda gerek yerli gerekse yabancı turistler tarafından ilgi gören ‘gül hasadı turları’, Isparta turizmine başka bir soluk kattı.

Buram buram gül kokuyorsa mayıs; Isparta’dasınız ve zamanlardan gül hasadı demektir. Dağların göllerle buluştuğu Batı Akdeniz coğrafyasına bir de gülün rayihası eklenince, Isparta, tüm güzelliğiyle çıkıyor karşınıza.

“Hem gölümüz, hem gülümüz meşhur.” diyor Ispartalılar. Haksız da değiller. Göller Yöresi’nin turizmde ne denli rağbet gördüğü bir sır değil. Bölge, tarih, trekking, gezi ve fotoğraf meraklıları için sayısız alternatifle her mevsim ilgi çekiyor. Mayısta gülleri koklamaya ve toplamaya gelmiş olsanız bile, Eğirdir Gölü’nün cazibesine karşı koyamayabilirsiniz. Aynı isimle anılan gölün güney kıyısına kurulu Eğirdir’de, Canada, göl üzerindeki yarımada Yeşilada, artık kapalı çarşı olarak kullanılan Dündar Bey Medresesi (Taş Medrese), minaresiyle dikkat çeken Hızır Bey Camii, Eğirdir Kalesi ve Aya Stefanos (Yeşilada) Kilisesi’ni görebilir, Akpınar Köyü Seyir Terası’ndan görkemli dağları ve ‘yedi renkli’ gölü seyredebilirsiniz.

Bir kentin kaderini değiştiren çiçek
Gül hasadı olsun olmasın, Isparta’da her mevsim, gülün hayata kattığı keyifleri yaşamak isteyenler ve alışveriş meraklıları için birçok ürün var. Isparta’ya gülü ilk getiren ve gülcülüğü başlatanın Gülcü İsmail Efendi mi yoksa Îslamköylü Hacı Abdilağazade İzzet Ağa mı olduğu konusunda tartışmalar süredursun, en kabul gören hikaye şöyle: İsmail Efendi, askerliğini yapmak üzere Bulgaristan’a gider ve burada gül çiçeği ile tanışır. Bulgarlar’ın gülleri toplayıp, kazanlarda kaynatıp yağ çıkarıp satmasının ne kadar karlı bir iş olduğunu fark eder. Teskere alanlar evlerine kına götürürken, İsmail Efendi Isparta’ya bir gül fidesiyle döner. Rivayete göre fide, Kızanlık’tan Isparta’ya, yolculuk boyunca İsmail Efendi’nin bastonunun içinde saklıdır.

Dünyanın gül yağı
Gül ürünlerinden özellikle gül yağı sadece Türkiye değil, dünya için de önemli. Günümüzde Isparta, büyük gül bahçeleriyle, dünya gül yağı üretiminin yüzde 65’ini karşılıyor. Gül ürünleri çok çeşitli; yapraklı lokumu, gül kolonyası, parfümü, reçeli, yağı, suyu, kremi, mumu, şampuanı, makyaj ürünleri, gül kokulu tesbih ve seccade… Dünyada yaklaşık 1.350 gül türü bulunuyor. Isparta İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün verdiği bilgiye göre, bunlardan 24’ü Türkiye florasında kayıtlı. Orijinal adı ‘rosa damascena’ olan Isparta gülü, çok dikenli, az katmerli, kışa dayanıklı, kuvvetli kokulu ve pembe çiçekli. Melez bir tür olan bu gül, pembe yağ gülü, yağ gülü, sakız gülü ve Şam gülü adlarıyla da anılıyor. Tarih boyunca gülün alternatif tıpta kullanıldığı da göz önünde bulundurulursa, gül yetiştiriciliği ve endüstrisinin, Anadolu için önemi daha da netleşiyor.

Güller açar çocuklar doğar
Eskilerden beri Isparta, gül ile özdeşlemiş bir kent. Bir zamanlar, sabah 5 ila 10 arasında doğan kız çocuklarına, ‘gül toplayan’ anlamında Gülderen; öğleden sonra gül yaprakları çuvallara doldurulup, fabrikalarda yere serildiği için, öğleden sonra doğanlara Gülseren; akşam doğanlara ise Gülay ismi verilirmiş. Yakın zamana kadar, Isparta’yı görüp gezmeye gelenler, kubbe içindeki stilize gökyüzü kompozisyonuyla kayda değer bir Selçuklu eseri olan

Atabey Ertokuş Medresesi’ni, Firdevs Paşa Camii, Isparta Müzesi ve Göller Yöresi civarındaki doğal güzellikleri gezer, gül ürünleri alışverişi yapar ve buradan ayrılırdı. Son yıllarda gerek yerli gerekse yabancı turistler tarafından ilgi gören ‘gül hasadı turları’, Isparta turizmine başka bir soluk kattı.

Rayihalı bir gün
Isparta’ya 40 km, Burdur-Antalya kavşağına 15 km mesafede, Isparta’nın en büyük gül bahçelerinin bulunduğu, ‘Güller Vadisi’ Güneykent beldesi, Mayıs 15’ten haziran sonlarına dek, hasat zamanı, güzel koku vaatleriyle ziyaretçileri çeker. Isparta’da yetiştirilen güllerin %15-18’i buradan sağlanır. Haziranda çiçeklenen ve yağ üretimine uygun tek gül olan Isparta gülü, güçlü bir kokuya sahip. Güneykent’te üreticiler hasad için, güneş doğmadan aileleriyle bahçelerine doğru yola koyulur, günün ilk ışıklarıyla birlikte de gül toplamaya başlarlar. Öğleye kadar toplanan güller, ‘pat pat’ denilen tarım araçlarına yüklenip fabrikalara götürüldükten sonra, aynı gün işlenerek gül yağına dönüştürülür. Isparta’ya gelen Atatürk’ün talimatıyla, modern gül yağı fabrikası kurulmuş, köy tipi gül yağı üretimi, 1935’ten itibaren, yerini büyük ölçüde sanayi tipi gül yağı üretimine bırakmaya başlamıştı. Ancak bugün talep olursa, bazı üreticiler evlerinin yanına kurdukları bölümlerde geleneksel yöntemlerle, gül imbiklerinde gül yağı elde ediyorlar. ‘Kara kazan’ olarak nitelendirilen imbiklerde gül yağının geleneksel olarak hazırlanması görmeye değer.

Gül bir nimet
Güneykent’te gül bahçelerinde dolaşabilir, işçilerden gül hasadı hakkında bilgi alabilir, gülleri koklayarak, çıplak elle gül hasadı yapabilir, gül kokusu eşliğinde fotoğraf çekebilir, Yunus Emre Türbesi’ni ziyaret edip meydandaki şelalenin yanında gül çayınızı yudumlayabilirsiniz. Gülkentli hanımların ürünlerinin sergilendiği ve hediyelik eşya, halı, dikiş atölyelerinin bulunduğu Gül Evi’ne de uğrayın. Isparta’nın Gülbirlik’e ve özel kuruluşlara ait 10’un üzerinde gül yağı fabrikası var. Gül işleyen fabrikaları gezmek, eski ve yeni usül yağ çıkarma işlemlerini karşılaştırmak da turunuza ilginç bir perspektif kazandıracaktır. Gül yağı, gül reçeli, gül kremi, gül şurubunu da gezinizin keyifleri arasına katın. Gülün dünyası çok renkli; kokusundan şifasına, keşfetmeye değer bir nimet.

KAÇIRMAYIN
Uluslararası Gül, Halı, Kültür ve Turizm Festivali Haziran’da…

LEZZET MOLASI
Meşhur Isparta kebabını tatmayı ihmal etmeyin.