MENEKŞE BULDUM DEREDE

MENEKŞE BULDUM DEREDE

Menekşe motifiyle örülmüş küçük bir kilim… Başı sonu, kenarı köşesi belli… Dokurken nasıl heyecan duyulmuşsa, bakarken de aynı heyecanı duyuyorsunuz. Bazı yerlerde tek bazı yerlerde demet halinde motifler. O kilim güzeli; yıkanmış, renginden bir şey kaybetmeden yıkanmış, ipe asılmış, rüzgârda hafif sallanıyor, sallandıkça menekşeler dalgalanıyormuş gibi sahici bir hava veriyor sanırsınız ezgisini dinlerken. Kenarı menekşeli bir dere şırıl şırıl akıyor hissi…

Bir kilim değil bu, bir aşk türküsü… Kadın menekşe, kadına duyulan ilgi zarif ve kırılgan, o da menekşe, kadının kokusu menekşe, saçları menekşe, kim bilir gözleri de menekşe renginde…

Türkünün havası da menekşe güzelliğinde… Bir de dörtlük olmayıp üçlük oluşu bir menekşe minyatürü havası veriyor ayrıca…

Bu kadar övdük madem türküyü, işte sözleri:

“Menekşe buldum derede
Sordum evleri nerede
Üç beş güzel bir arada

Dilber dilber canım dilber/Canımın yaylası dilber/Gönlümün eylesi dilber (Nakarat)

Menekşesi tutam tutam
Arasına güller katam
Nice gurbet elde yatam

Nakarat

Menekşe kokulu yârim
Kime arz edeyim hâlim
Elimden aldılar yârim”

Türkü bu kadar da, bir aşk türküsünden ötesi de var. Bir ayrılık güzellemesi aynı zamanda son dizeyle birlikte düşündüğümüzde…

Türküyü Kır İsmail Güngör’den Muzaffer Sarısözen derlemiş.

Adana türküsü…

Ben Zara’dan dinlemeyi seviyorum. Sesinde menekşeler açıyor kadının bu türküyü söylerken.

Tavsiye ederim.