MİNİMALLİĞİN SADELİKLE BULUŞMA NOKTASI

35 yaşındaki Görken Kızılçağlayan, sinema-televizyon, yapım, sanat grubu, dekorasyon ve metin yazarlığı gibi alanlarda 12 yıl görev yaptıktan sonra kendisini gerçek anlamda mutlu eden işin sinema sektörü olmadığını anlayınca çok daha özgün projelere imza atabileceği bir alana yönelmeyi tercih ediyor. Aynı dönemlerde takı tasarımı eğitimi aldıktan sonra farklı markalarda görev yapan 31 yaşındaki Ezgi Okur ile ortak bir arkadaşları vasıtasıyla tanıştıklarını söyleyen Görken Kızılçağlayan, çok daha üretken olabilecekleri bir iş kurarak, 2013’te Tırtıl Takı markasını yarattıklarını belirtiyor. Farklı tasarımlara yönelmeyi hedefledikleri için markayı 1 yıl önce Tırtıl Design olarak yeniden yapılandıran Kızılçağlayan ve Okur ile Kartal’daki atölyelerinde buluştuk.

“Sadeliğe önem veriyoruz”
Tırtıl Design’ı rakiplerinden ayıran en önemli özellik; kolye, küpe, yüzük, heykel ve obje tasarımlarında tamamen orijinal çalışmalara odaklanmaları… Bazı müşterilerinin beğendikleri takı tasarımlarının fotoğraflarını getirerek kendilerinden aynısını yapmalarını istediklerini dile getiren Ezgi Okur, “Bu tarz talepleri kibarca reddediyoruz çünkü geçmiş iş hayatlarımızda karşılaştığımız taklit çalışmalardan ve özgün olmayan bakış açılarından çok sıkılmıştık.” diyor.

Tırtıl Design’ın ilk koleksiyonunda yer alan ürünlerin çoğunun hammaddesi ise pirinç… Ezgi Okur, tasarımda neden pirinci tercih ettikleri hakkında ise şu yorumda bulunuyor: “Özellikle takı tasarımında pirinç kullanmamızın en önemli nedeni son derece hoş bir renk alternatifine olması… Kesinlikle çiğ durmuyor. Fiyat açısından da daha ulaşılabilir. Model üretmek açısından da son derece özgür olabileceğimiz bir madde. Kolay işlenebilir bir madde olduğu için tasarım açısından bize daha çok üretebilme özgürlüğü tanıyor. Minimal koleksiyonumuzda sadeliğe büyük önem veriyoruz.” Akrilik ve bakır kullanarak, alışılmışın dışında takı çalışmalarına da imza attıklarının altını çizen Görken Kızılçağlayan, koleksiyonda yer alan ürünlerin 50-150 TL arasında satışa sunulduğunu belirtiyor.

Soyut tasarımlara imza atılıyor
Ezgi Okur, tasarımlarında nasıl bir çizgiye sahip olduğu hakkında ise şu açıklamada bulunuyor: “Görsel olarak sade şeylerden hoşlanıyorum. Herhangi bir şeyden ilham almıyorum. Sadece bir şeye saplanıp kaldığım zaman, onun dışına çıkmamam gerektiği gibi bir hisse sahip oluyorum ve bu his beni rahatsız ediyor. Tasarımlarıma derin anlamlar yüklemekten hoşlanmıyorum.”

Bu noktada devreye giren Görken Kızılçağlayan ise, “Hayatın kendisi ister istemez tüm çalışmalara ilham veriyor. Bir şekilde, bir yerden zihninize yansıyan bir detay, tasarımlarınıza yansıyor. Bu tasarımlara bir hikâye yüklemekten çok, tasarımlarımızı sahiplenen kişilerin, tasarımlarımızla kendi hikâyelerini yaratmalarını arzu ediyoruz. Bu nedenle biraz daha soyut ve çizgisel ürünlere odaklanıyoruz.” diyor.

Tırtıl Design ürünlerinin Türkiye genelinde 11 mağazada satışa sunulduğunu ifade eden Kızılçağlayan, uluslararası görüşmeler yaptıklarının da altını çiziyor. Pop-Up Kadıköy gibi farklı etkinliklere katılarak müşterilerle birebir iletişim kurmanın kendileri için son derece önemli bir deneyim olduğunu söyleyen Görken Kızılçağlayan, en yoğun satışların yılbaşı ve Sevgililer Günü gibi özel günlerin yanı sıra bahar ve yaz aylarında gerçekleştiğini dile getiriyor.

Büyük bir uyum içinde çalışıyorlar
Tırtıl Design imzasını taşıyan aksesuarların tasarım sürecinin aşamalı olduğunu belirten Görken Kızılçağlayan, “Bir kolye yapıyorsak önce şekil veriyoruz. Sonra bu parçaları kaynakla birleştiriyoruz. Metallerin uçlarının düzeltmelerini yapıyor, temizliyor ve parlatıyoruz. Kısacası ürün birçok aşamadan geçiyor. Bir ürüne hem benim hem de Ezgi’nin eli değiyor. Birlikte büyük bir uyum içinde çalışıyoruz. İlk yüzük koleksiyonumuzda gümüş ağırlıklı tasarımlarımız olacak.” diyor.

Kendileri için en önemli kıstasın; malzemenin, tasarımın ya da çizginin kolay işlenebilirliği olduğunu ifade eden Ezgi Okur, seri üretim odaklı bakış açısından daima uzak durmak istediklerini dile getiriyor. Orta ve uzun vadede yurt dışında da tanınan bir marka olmayı hayal eden ikili, tasarım vizyonlarından ve özgünlüklerinden ödün vermeden farklı tasarımlara imza atarak ilerlemeye devam edecek. Son olarak tüm tasarım süreçlerinde en önemli ölçünün özgünlük olduğunu vurgulayan Ezgi Okur, “Tasarımcılar ya da bu işle ilgilenen kişiler asla model çalmamalı. Taklitlerin aslını yaşatmadığı asla unutulmamalı.” mesajını veriyor.