MİS GİBİ KAHVEYE, EŞSİZ SOHBETLER EŞLİK EDİYOR

Kadıköy Moda’da 1 yıl önce açılan Tribu Caffe Artigiano, İstanbul’un en iyi butik kahvecilerinden biri. Bunun en önemli ispatı da yabancı konuklar… Yurt dışında içmeye alışık oldukları kahve seçeneklerini aynı lezzette burada içebildikleri için mekân müdavimlerinin önemli bir kısmını yabancılar oluşturuyor. Tribu Caffe Artigiano’nun hem sahibi hem de baristası olarak öne çıkan İlker Arı, Tribu’nun İtalyanca bir kelime olduğunu söylüyor. Anlamı ise ‘kabile’… Tribu Caffe Artigiano’da herkes birbirini tanıyor. Kahveler keyifle içilirken, aile kadar samimi bir ortamda olmanın tatlı huzuru sarıyor müdavimleri…

Sigortacılıktan butik kahveciliğe
Tribu Caffe Artigiano’nun kurucusu ve baristası olarak öne çıkan İlker Arı, sigortacılık sektöründeki deneyiminin ardından kendi ifadesiyle çoğu beyaz yakalının hayali olan mekân açma fikrini, gerçeğe dönüştürebilmeyi başarmış bir isim. İstanbul Üniversitesi İngilizce İktisat Bölümü’nden mezun olduktan sonra aynı bölümde yüksek lisansa başlayan Arı, bir taraftan da İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İşletme Anabilim Dalı’nda ‘Marketing’ alanında asistanlık yapıyordu. Özel nedenlerden ötürü hem master’ı hem de asistanlığı bırakarak özel sektöre geçme kararı alan Arı, 2004’te iş hayatına bir sigorta şirketinde ‘management trainee’ olarak başladı ve satış departmanına geçti. 2014 yılına kadar önemli şirketlerde ve pozisyonlarda çalışan İlker Arı, kurumsal hayatın kendisine göre olmadığı düşüncesiyle istifa ettiğini söylüyor.

Planlı bir yol haritası izledi
Bu noktada takım elbisesiz, tamamen kendi özgür ruhunu yansıtabileceği bir iş kurmayı hayal eden İlker Arı, “Ayrılırken ilk amacım, sigorta sektöründeki 10 yılı aşkın tecrübemle kendi sigorta acentemi açmaktı. Ama kurumsal hayattan ayrılmanın, önüme çıkan farklı bir fırsat olduğunu düşündüm. Hayatta daha keyifli ve güzel bir iş yapabilmek adına kendime farklı bir yol haritası çizdim. Kafe sahibi olmak genelde tüm beyaz yakalıların en büyük hayallerinden biridir. Bunu yaparken çok planlı olmam gerektiğini biliyordum. Her işin düzgün yapılması gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki İSMEK pastacılık kursuna kaydoldum. 6 ay süren kurs sonunda pastacı çırağı belgesini aldım. MSA, Usla gibi yemek okullarının farklı workshop’larına da katıldım. Ama ana hedefim kahveci olmaktı. Ardından barista belgesi alabileceğim eğitim kurumlarını araştırdım. İzmir’de Toper Kahve Akademisi’nde, ailenin üçüncü jenerasyonu olarak öne çıkan Nurettin Karakundakoğlu ile iletişim kurdum. 1 hafta süren ‘Barista 1’ ve ‘Barista 2’ temel eğitimlerini aldım. Kahve kavurma için ise bir günlük giriş eğitimine katıldım. 15 yıldır Moda’da yaşıyorum. İlk hedefim Yeldeğirmeni’nde kafe açmaktı. Ama güzel bir tesadüf sonucu hâlihazırda oturduğum Ağabey Sokak’ta devredilen bir büfeyi, Tribu Caffe Artigiano’ya çevirdim. Mekân, 15 Mayıs 2015’te açıldı.” diyor.

Özel demleme teknikleri kullanıyor
Türkiye’de 2’nci dalga kahvecilerin zincirler, 3’üncü dalga kahvecilerin ise butik mekânlar olduğunu belirten İlker Arı, “3’üncü dalga kahveciler kişiye özel hizmet veriyor. Kahve çekirdeğinden alınabilecek değişik lezzetlerin ortaya konduğu bir kahvecilik anlayışı devreye giriyor. Seçeneklerimiz oldukça çeşitli. Espresso kullanarak yapılan kahveler, filtre kahve, elle demleme kahveler ve coldbrew tarzı soğuk kahvelerimiz bulunuyor. Demleme kahvelerimizde Kenya, Etiyopya gibi dünya segmentindeki en kaliteli çekirdeklerden hazırlanan kahve çekirdeklerini tercih ediyorum. Berlin’deki The Barn adlı kahveciden alınan özel çekirdeklerimiz de bulunuyor. Karaköy’deki Coffee Sapiens’ten de kahve çekirdeği tedarik ediyorum. Kafeye gelen konuklarımın buradan mutlu ayrılması en büyük prensibim. Bu nedenle konuklarımın nasıl bir kahve içmekten keyif alacağını öğrenmeye çalışırım. Bu sade, sütlü, sıcak ya da soğuk kahve olabilir. Soğuk kahve demleme çeşitlerimizden biri olan coldbrew şu an oldukça popüler. Afrika çekirdeklerini kullandığım bu özel spesiyalin hazırlanması 24 saat sürüyor. Yaklaşık 2 litre su, 160 gram öğütülmüş kahvenin üzerine 24 saat boyunca damlıyor. Bir diğer soğuk kahve alternatifi ise Japon usulü demleme… Bu demleme stilinde buzla temas eden kahve tüm aromaları hapsediyor.” diyor.

BARİSTA İLKER ARI’DAN LİMONLU CHEESECAKE TARİFİ
Malzemeler: 900 gram labne peyniri, 4 yumurta, 130 gram toz şeker, 35 gram un, 8 gram mısır nişastası, 2 limon suyu ve limon kabuğu rendesi, 1 paket krema, 1 silme çay kaşığı tuz ve Nielsen Massey marka 1 tatlı kaşığı vanilya özütü.
Hazırlanışı: Bisküvi ve eritilmiş tereyağını harmanlayıp, fırında bir süre pişirin. Sos için labne peyniri, toz şeker, un, mısır unu ve tuzu homojen bir karışım elde edene kadar mikserden geçirin. Ardından yumurtaları tek tek kırarak çırpmaya devam edin. Bu karışıma krema, limon kabuğu, limon suyu ve vanilya özütünü katın. Çırpma işlemi bittikten sonra yağlı kâğıt ile kapladığınız cheesecake tabanının üzerine labne peynirli karışımı ekleyin. Cheesecake’inizi önceden ısıtılmış 180 dereceli fırında önce 15 dakika pişirin. Daha sonra fırının derecesini 140’a indirip 45 dakika pişirin. Son olarak fırını 200 dereceye getirip 15 dakika boyunca sadece grill-ızgara seçeneğinde pişirin. Bu işlem cheesecake’in nar gibi kızarmasını sağlayacak. Afiyet olsun.