MUTLU EVLİLİĞE GİDEN YOL

MUTLU EVLİLİĞE GİDEN YOL

‘İyi günde ve kötü günde’ sözleriyle başlanır yeni hayata… Sonra evliliklerin aşkı öldürdüğünden dem vurulur. Oysaki kural çok basittir. Evlilik Terapisti Selin Özkök Karacehennem, iyi bir evliliğin nasıl sürdürüleceğine dair kuralları bizimle paylaştı.

Selin Hanım, nedir şu evlilik dedikleri?
Evlilik 21. yüzyılda yürütülmesi son derece zor fakat dünyanın her yerinde olması gereken bir müessese. Şimdi hayatımızın başlangıcında anne-babalarımızı, ırkımızı, dilimizi, dinimizi bir tercih etmiyoruz. Ama hayatımızın ikinci yarısı yani evlilikten sonraki devir, o bizim elimizde ve seçimlerimiz bu noktada çok önemli.

Erkekler neden korkarlar evlilikten?
Eskiden erkekler koşarmış kadınların arkasından, şimdi kadınlar erkeklerin arkasından koşuyor. Erkek artık çok kıymetli olduğunu gördü. Hiçbir şey yapmadan, emek vermeden istediğini elde ediyor. Ancak âşık olduğu zaman ya da çocuk sahibi olmak istiyorsa evleniyor. Onun haricinde erkekler hayatından memnun bunu korumak için de evlenmek istemiyor.

Kadınlar peki?
Kadınlar çocuk sahibi olmak istiyor, ‘birisi bana baksın’ diyor, bu gibi sebeplerle evlenmek istiyor. Peki, şimdi evlilik çok güzel bir hadise mi? Hayır, çok zor. Genleri, tarzları, yaşadığı yer, annesi- babası, gördüğü terbiye ayrı, iki ayrı insan… Bir erkek ve bir kadın… Onları bir noktada birleştiren tek şey: Sevgi.

Kadınların ve erkeklerin evlilikten beklentileri nelerdir?
Erkeklerin de kadınların da evlilikten beklentisi huzur ve sevilmektir. Erkek bakım ister, anlayış bekler. Evlenene kadar erkeği annesi idare eder, evlendikten sonra karısı idare eder. Erkekler de bu durumun farkındadır. Kadın da aynı şekilde sevgi, saygı, korunmak, çocuk sahibi olmak ister. Beraber yaşantılarını huzurlu bir şekile sevgi ve saygı içerisinde geçirmek isterler.

Anneler çocuklarını paylaşmak istemiyor. Buna göre gelin- kaynana ilişkisi nasıl olmalıdır?
Dünya kurulduğundan bu yana kaynana vardı, hala da var. Erkeği burada seçim yapmak durumunda bırakmayacaksın. Birisi anne sevgisi, birisi eş sevgisi yani arada fark var. Yapamıyorlarsa her zaman söylemişimdir; ayrı yaşayacaklar. İyi günlerde, kötü günlerde, özel günler haricinde mümkünse hiç görüşmeyecek kaynanayla gelin. Ancak sevgisinde ve saygısında da kusur etmeyecek gelin.

Selin Hanım, aşk evliliğin sebebi mi sonucu mu? Nedir evlilikleri ayakta tutan şey?
‘Evlilikte aşk yoktur’ diye bir şey yok. Kaç senedir evliyim, aşk hep vardı, halâ var. Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur. Onun için bu söylemlere aldırış etmemek lazım. Hayatı iyi günde, kötü günde; sevgi, saygı ve huzur içinde yaşamaya çalışacaksın. Her türlü problemin ortası bulunacak ve karı-koca birbiriyle flört eder gibi sohbet edecek. Bu iki unsur çok önemli… Bunları da yapma işini kadından bekliyorum. Kadına çok iş düşüyor. Şunu dememek lazım, ‘Efendim niye ben yapıyorum? Niye her zaman beraberliğimizi düzelten benim?’ Allah, kadına çocuk yapma kabiliyetini veriyor ve bu kabiliyeti erkeğe vermiyor. Herkesin vazifesi ayrıdır. Kadının vazifesi ortayı bulmak, eşini iyi tutmak ve karşılığını sevgi ve huzur ile almaktır.

 

Hep kadının görevleri üzerinden evlilikten bahsettik. Kadın bu dengeyi nasıl sağlayacak?
Evliliği götüren kadındır. Evlilik bir gemiyse; geminin kaptanı erkektir. Kaptan kötüyse kıyıya vurur, batar, sallanır… Kadın idare edecek, kadının kendisi hastaysa doktora gidecek. Normal bir bireyle evleniyorsun, evlendikten sonra hasta olduğunu görüyorsun. Böyle bir durumda yapılacak şey çok basit: Evlilik terapistine gitmek. Ayrıca kitaplar da size bu konuda yardımcı olabilir.

Peki,  evliliklerde kadın ve erkeğin psikolojik ihtiyaçları nelerdir?
Sevgi vereceksin sevgi alacaksın, huzur vereceksin huzur alacaksın, saygı vereceksin saygı alacaksın. Bunun haricindeki beklentilerden bahsediyorsak, birbirimizi anlamaya çalışacağız. Flört ve nişanlılık bunun içindir. Bakalım ne kadar anlayış gösterebiliyor? Hangi konularda aynıyız? Hayat görüşlerimiz yakın mı? Ailelerimizin sosyo-ekonomik seviyesi aynı seviyede mi? Sen dağda o bağda olursa ne yaparsan yap bir yerden çıkıntı olarak çıkıyor. Usul, adap, görüş, her şeyin çok yakın olması lazım.

Mutlu bir ilişki yaşayan ancak evlilik korkusu yaşayan gençler için ne önerirsiniz?
Devamı kişilerin kendi elinde… Nefes almazsan, su içmezsen, yemek yemezsen ölüyorsun. Bakarsan bağ, bakmazsan dağ… Yalnız seçerken aşk, gözünüzü boyamasın. Evvela mantığınızla seçiminizi yapın. ‘Bu adam bana uygun mu? Bununla evlensem nasıl bir hayatım olur?’ Bütün bunlara, ince eleyip sık dokuyarak bakmalısınız. Ancak gençlerimiz düşünmeden ilişkiye başlıyor, sonra âşık oluyor. Ondan sonra da ‘ah olmuyor, vah olmuyor!’ Adab-ı Aşk isimli kitabımı evlilik çağına gelmiş ve evlenmeyi düşünen gençlere tavsiye ediyorum.