Neyin Stradivarius’u…

Neyin Stradivarius’u…

1971 doğumlu ney yapım ustası ve neyzen Gökhan Özkök, geleneksel ney yapımını, neyzen Niyazi Sayın’dan meşk ederek öğrenen isimlerden biri…

Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü’ne bağlanan ilk ney atölyesinin de sahibi olan Özkök, UNESCO’nun ‘Yaşayan İnsan Hazineleri’ listesinde yer alıyor. 1988-1999 yılları arasında turizm, satış ve pazarlama odaklı bir kurumsal geçmişe sahip olan Özkök, kendini en çok mutlu eden sürecin ney yapımı olduğunu fark edince istifa ediyor ve tüm mesaisini bu alana yöneltiyor. Özkök’ün imzasını taşıyan neyler, bugün Türkiye ve dünyadaki pek çok ney sanatçısı tarafından tercih ediliyor. Gökhan Özkök ile İstanbul Küçükyalı’daki atölyesinde buluştuk.

Niyazi Sayın’ın icazet verdiği tek öğrenci

11 yaşındayken aile dostlarının evinde bulunan tarihi bir neyi eline alıp üflemeye çalışan ve ses çıkaramayan Gökhan Özkök, ney merakının bu şekilde başladığını ifade ediyor. Daha sonra Unkapanı’ndan turistik bir ney alıp ses çıkarma talimleri yapmaya başladığını ve bir haftanın sonunda ses çıkarabildiğini söyleyen Özkök, “İlk başlarda neyin nasıl tutulup nasıl çalınacağını kütüphanelerdeki musiki kitaplarından araştırıyordum. Daha sonra 19-20 yaşlarındayken devlet korosu neyzenlerinden Ömer Erdoğdular ile tanıştım. Kendisi, üstat Niyazi Sayın’ın en iyi öğrencileri arasındaydı. Ömer Hoca ile 3-4 yıl kadar meşk ettik. Daha iyi bir neye sahip olmak istiyordum. Bunun için özel olarak para da biriktirmiştim. Ama gelen ney arzu ettiğim gibi olmayınca kendi neyimi yapmaya karar verdim. Bu konuda bana yine ilk bilgileri Ömer Erdoğdular vermişti. Daha sonra yine aynı aile dostlarının vasıtasıyla Niyazi Sayın Hoca ile bir araya geldim. Kendisi, ney yapımındaki ustalığını benimle paylaştı. O zaman da 24-25 yaşlarındaydım. Niyazi Sayın Hoca’nın ney yapımı konusunda icazet verdiği tek öğrencisi ben oldum. Böylelikle profesyonelliğe de adım atmış oldum. Ömer Erdoğdular ve Niyazi Sayın hocalarımın çevresindeki müzisyenler, yaptığım neyleri kullanmaya başladı. Radyoda, CD’de farklı bir ifadeyle herhangi bir yerde duyabileceğiniz her 10 ney sesinden 9’u benim neylerimden çıkar. Neylerimin, profesyonel ellerde bulunma oranı ise yüzde 99. Yurt dışındaki farklı konservatuarlarla da çalışıyorum. Bu konservatuarlara Berkeley de dahil.” diyor.

“Yapılan her eser, ustasını temsil eder”

Ses fiziği ve kamışların titreşimiyle ilgili bilimsel araştırmalar yürüten, ilk kez kendisinin kullandığı ve başka kimsede olmayan değişik aparatlar geliştiren Gökhan Özkök, “UNESCO’nun Yaşayan İnsan Hazineleri listesinde yer almak bana manevi açıdan pek çok değer kattı. Dünyada en çok ney yapan kişi unvanına sahibim. Bugüne kadar dünya genelinde 16 bin ney tasarladım. Özellikle profesyonel neylerimde seri numaraları bulunuyor. Bu seri numaralarında kamışın geldiği bölge, kesildiği tarih, uygulanan ölçüler, kime verildiği gibi veriler bulunuyor. Bunu yapmaya nasıl karar verdiğime gelince… Ünlü keman yapımcısı Stradivarius’un hayatını okumuştum. Onun da kemanlarına numara vererek şecerelendirdiğini fark edince, bu işin Stradivarius’u olmak istiyorum, diyerek yola çıktım. Çok çok sonra gerçekten de ‘neyin Stradivarius’u olarak anılmaya başladım. Ney tasarımlarım; Çin’den Japonya’ya Balkan ülkelerinden Amerika’ya, Avrupa’dan Orta Doğu’ya kadar dünyanın dört bir yanına yayılmış durumda… Yapılan her eser, ustasını temsil eder. Neylerde bana ait özel dokunuşlar da bulunuyor. Örneğin; delik açışım, temizliğim, kamışın tam ortasına çizdiğim çizgi gibi… Bir objenin antika olması için 100 yılı devirmesi ve yapımcısının bilinmesi gerekiyor. Bu konudaki en büyük hedefim ise hocalarımdan aldığım dersler, onların vizyonları ve kendi birikimimle ney yapımını çok daha geniş kitlelere ulaştırabilmek. Bir kurum ya da kuruluşla iş birliği içerisinde yurt içi ve yurt dışında workshop’lar düzenlemek ve sertifika vermek istiyorum.” yorumunda bulunuyor.

Ney yapımı ortalama 3 gün sürüyor

Neyin çok enteresan bir saz olduğunun altını çizen Gökhan Özkök, sözlerine şöyle devam ediyor: “Ney, insana benzer. Kamışlık; ruhlar alemidir. O kamışlıktan koparır ve alemimize sokarız. Isıtıp doğrulturuz. Ne kadar eğikse o kadar benliği vardır. Kamışı benliğinden arındırıp içini boşaltırız ve 7 delik açarız. Her kamıştan sadece bir tane vardır ve o sevdiklerine dönmek için feryat eder. Her insanın nasıl bir yeteneği varsa her kamışın da bir yeteneği vardır. Biz de bu kamışları yeteneklerine göre şecerelendiriyoruz. 3 oktavı da rahat söylüyorsa profesyoneldir. Bazı sazlar alt sesleri, bazı sazlar da üst sesleri söylemeye daha yetenekli oluyor.”

Ney yapımına büyük özen gösteren Özkök, günde bir hatta bazen 3 günde bir ney yapabildiğini dile getiriyor. Tüm neylerini neyi üfleyecek kişiyi düşünerek tasarladığını belirten Özkök, “Ney tasarımlarıma hem kendi ruhumu hem de neye sahip olacak kişinin enerjisini katıyorum. Ney yapımında en önemli şartlardan biri, ney üflemeyi bilmek. Aksi takdirde akortlayamazınız. Çünkü ney, bir kez akortlanan bir enstrüman. Bu nedenle doğru üflemek, aralıkları ve makamları bilmek gerek. Genelde öğleden sonra saat 14.00 gibi çalışmaya başlarım. En verimli olduğum saatler ise sabaha karşı… Ney yapıma en uygun olan kamışlar ise Doğu Akdeniz’de bulunuyor. Antakya Samandağ, Çukurova ve Söke Ovası’ndan kamış temin ediliyor. Binlerce kamışın arasında ney ölçülerine haiz bir ya da iki tane kamış çıkıyor. Bir kamışın ney olabilmesi için kısa, eşit boğumlara sahip olması ve zamanında kesilmiş olması gerekiyor. Yani aralık, ocak ya da şubat ayında kesilmiş kamışlardan ney yapılabilir. Dolunay zamanında asla kamış kesilmez.” diyor.