ÖDÜLLÜ VE GÜZEL: MERYEM UZERLİ

Hürrem Sultan karakteri ile hayatımıza giren yetenekli oyuncu Meryem Uzerli, dizideki başarısının meyvelerini toplamaya devam ediyor. Dizinin son döneminde tükenmişlik sendromu yaşayan oyuncu Almanya’ya dönerek dinlenmeye çekilmişti. Güzel oyuncu bir yandan kendi kozmetik markasını kurarak farklı bir sektöre de adım attı. Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta bu sene yedincisi düzenlenen Beyrut Uluslararası Ödül Töreni (BIAF) ödüllerinde Meryem Uzerli projelerindeki başarılı oyunculuğu ile “En İyi Kadın Oyuncu” ödülüne layık görüldü. Ödül töreni öncesi kırmızı halıda gözleri kamaştıran Meryem Uzerli zarafeti ve şıklığı ile herkesi büyüledi. Güzel oyuncu ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Türkçeyi nasıl öğrendiniz?
Biraz biliyordum ama çok çalışarak ve Türkiye’de de olmanın etkisiyle dili öğrenmem kolaylaştı.

Almanya’da yaşamakla Türkiye’de yaşamak arasında ne fark var?
Almanya doğup büyüdüğüm yer. Arkadaşlarım, ailem hepsi orada. Şehrin sokaklarını avucumun içi gibi biliyorum, kendimi iyi hissediyorum. Orada ünlü değilim, herhangi biriyim. Bunun da rahatlığı var. Star da değilim. Özgür biriyim.

İstanbul’a gelmeden önce nasıl bir hayatınız vardı?
Televizyonda işlerim vardı, tiyatro yaptım. Filmler çektim.

Türkiye’ye gelip de birdenbire üne kavuştuğunuzda zorlandınız mı?
Yok zorlanmadım. Yaptığımız iş çok beğenildi. Oyunculuk yapıyorsanız bir gün ünlü olabilirsiniz. Tabii ki işimi yaptığım için mutluyum. İnsanlar işimi beğeniyor. Beni kişilik olarak seviyorlar. Galiba bendeki enerjiyi hissediyorlar. Benim kalbimi hissediyorlar. Dizide güçlü bir karakteri oynadım.

Hürrem karakterini  sevdiniz mi?
Sevdiğim tarafları vardı. Birçok kişi onun kötü şeyler yaptığını düşünebilir. Her zaman doğru yolu seçmeyebiliyor; buna ben de katılıyorum. Ama şunu da dikkate almak gerek; 500 yıl önce kural bu: “Ya sen öleceksin, ya ben.” O da, bu kurala göre oynuyor. Ayrıca ben onun kötü taraflarını da sevmek zorundayım ki iyi canlandırabileyim.

Neden devam ettirmediniz Hürrem karakterini?
Hassas bir insanım ben. Öyle bir yapım var. Belki de o yüzden bazen iyi oynayabiliyorum. Rolün içine girebiliyorum. Hürrem çok zor bir karakter ve benden çok uzak aslında… ‘O güçlü, ben zayıfım’ demiyorum, benim de güçlü taraflarım var ama biz Hürrem’le tamamen farklı kadınlarız. O olmaya çalışmak kolay değildi. Ve ben ona son nefesime kadar emek verdim.

Günde 14 saate kadar set yaşamı tükenmişlik sendromunun gelişmesine neden oldu. Neler söylersiniz?
Çok yorulmuştum. Sadece çalışma şartları veya özel hayatım yüzünden değil. Bazen değişik durumlar üst üste geliyor ve zamanla durum daha da kritikleşiyor.

Bir diziyi bırakıp gitmek, bir oyuncu için kötü bir şöhret değil mi?
Hem de nasıl… Ben de mecbur kalmasam asla yapmazdım. Bir de sadece dört bölüm kalmıştı. Fakat dört bölümü bile oynayabilecek durumum yoktu. O kadar fenaydım. Yoksa üç senedir dayanmışım, dört bölüm daha dayanırdım. Ama yapamadım işte.

Babanız Türk, anneniz Alman. Nasıl tanışmışlar?
Üniversitenin koridorunda… Birbirlerini görmüşler ve âşık olmuşlar.

Ödüllere bakışınız nasıl?
Beni hayatımda en mutlu eden şey beni izleyen insanların, benim içimde var olan duyguları hissetmeleri. Benim hislerimin beni izleyen insanlara geçebilmesi. Beyrut’taki komite bunu hissettiği için inanılmaz mutlu oldum.

7. Beyrut Uluslararası Ödül Töreni’nden En İyi Kadın Oyuncu ödülü ile döndünüz, yaptığınız konuşmayı bizimle de paylaşır mısınız?
“Bu ödülü almak, bu güzel insanlarla, bu güzel ülkede çok büyük onur ve çok mutluluk verici… Bugün biraz şehirde dolaşma fırsatı yakaladım, buranın mimarisine hayran kaldım. Sıcakkanlı insanlar beni çok güzel karşıladı. Söyleyecek bir şey bulamıyorum. Çok teşekkür ederim. Hislerimi anlatmak için kelimeler arıyorum. Bir oyuncu olarak farklı karakterler yaratabilmek adına hep gerçek olmaya çalıştım. Bu emeklerimin karşılığı işte bu elimde tuttuğum ödül. Ben dünyanın en mutlu insanıyım. Çok çok teşekkür ederim. Bu ödülü, tüm dünyadaki kendi şansını bekleyen genç yetenekler ile paylaşmak isterim. Gerçekten çok teşekkür ederim, kendimi çok gururlu ve mutlu hissetmemi sağladınız.” dedim.

Beyrut’ta ödül alacağınızı öğrendiğinizde ne hissettiniz?
Beyrut’ta düzenlenen 7. BIAF ödül töreninden ödül alacağımı öğrendiğimde çok mutlu oldum. Beyrut’taki kadar pozitif, samimi ve katılan herkesi sevgiyle sarmalayan bir tören nadir gördüm. Beyrut’ta üç gün kaldım. Şehirde biraz zaman geçirme fırsatı buldum, sokaktaki halkın sevgi dolu ilgisi, mimarisi ve yemekleri beni büyüledi. İstanbul gibi, gizemli, sıcak ve samimi…

Törende giydiğiniz elbise çok beğenildi, hangi tasarımcının?
Törene Ziad Nakad imzalı bir elbise giydim, kendisi Lübnan’lı bir tasarımcı. Elbiseleri kırmızı halı törenlerinde sıkça tercih ediliyor.

Sizce neden bu kadar çok sevildiniz Türkiye’de?
Bilmiyorum belki de dürüst ve neşeli bir insan olduğum içindir.

Yeni projeleriniz var mı?
Bu sezon için kesinleşmiş bir projem yok henüz. Gelen teklifleri değerlendirme aşamasındayım. Bu süreçte de Meryem Cosmetic için Rusya ve Orta Doğu’ya seyahatlerim olacak.