Orta Çağda Kaybolmanın Keyfi: Tallinn

Orta Çağda Kaybolmanın Keyfi: Tallinn

Kentler vardır, öylesine korunmuşlardır ki, ilk adım attığınız andan itibaren sizi layıkıyla geçmişe taşırlar. Estonya’nın başkenti Tallinn, ortaçağ denince dünya destinasyonları arasında ilk sıralarda yer alır. Tallinn’in sokaklarında kaybolmak ve buraya özgü birçok deneyimi yaşamak için tavsiyelerimize göz atın.

Eskinin cazibesine kapılın

Tallinn’de kaçırılmayacak bir yer varsa, o da 15. yüzyıldan kalma bir cazibeye sahip Eski Kent’tir. Arnavut kaldırımı dar geçitleri, avluları ve dolambaçlı sokaklarıyla, bu kafa karıştırıcı ama keyifli bölgenin tadını çıkarmak için kaybolun. Hatta zaman zaman kent sakinleri bile kaybolur. Zanaat dükkanları ve Usta’nın Avlusu’nun bulunduğu St. Katherine Geçidi’ne (Katariina käik) uğrayın. Sıcak çikolatanın kokusuna doğru yönelirken hatıralıklar için antika ve tasarım dükkanlarına göz atın. Bu arada sanatı ihmal etmeyin; Estonya Tarih Müzesi ya da çocuklar kadar yetişkinler için de ilginç ve sıradışı olan NUKU Kukla Sanatları Müzesi kaydadeğer… Biraz soluklanmak için, ana caddelerden ve meydanlardan uzakta, en kısa cadde Saiakang’daki şirin kafelerde, Rataskaevu Caddesi’ndeki restoranlarda ve sürpriz mekanların sıralandığı Vene ve Müürivahe caddelerinde kendinize bir durak seçin.

Yerel pazarda kaybolun

Birçok kentin keşfedilmeye değer yerel pazarları vardır. Tallinn’de de bu Balti Jaam’dır. Olağanüstü ürün yelpazesiyle, çocuk eşyalarından lezzetli sokak yemeklerine her şeyi bir çatı altında bir araya getiren, yeni restore edilmiş bu pazar kompleksi, Estonya’da türünün en moderni. Salatalık turşusundan İtalyan peynirine birçok sokak tezgahında, özellikle kahvaltıda kendinize leziz bir ziyafet çekebilir, Sovyet geçmişine ait hatıralıklarla bugüne ait tasarımlar arasında ilginç hediyelikler bulabilirsiniz. Ayrıca burada, süpermarket, spor kulübü, kuaför salonu, taze meyve ve sebze tezgahları, ülkedeki en kapsamlı et ve balık seçenekleri ve çeşitli kafeler yer alıyor. Çevresinde birçok restoran ve tasarım mağazası da bulunan Balti Jaam, adeta bir sosyal merkezdir. Kendine özgü atmosferi, ilginç antika parçaları ile burası sadece yerli halkın uğramadan edemediği bir pazar değil, aynı zamanda keyifli bir turist destinasyonu.

Kuş misali kente bakın

Bir zamanlar kent aristokrasisinin yerleşimi Toompea, nam-ı diğer üst kent, Estonya’nın yönetildiği yerdir; hem parlamento hem de yönetim burada. Estonya Parlamentosu yani Riigikogu, Toompea Kalesi’ndedir. UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesinde yer alan bu alanda tarihi birkaç ev var. Ortaçağ haçlı kalesi klasik saray ile kaynaşırken, “dünyanın tek dışavurumcu mimariye sahip parlamentosu” olarak anılan binayı avluda saklar. Giriş belgesi ve pasaportunuzla buraya hazırlıklı gelirseniz, parlamento binasına görebilirsiniz. Meydanın karşısında, kalenin önünde St. Alexander Nevsky Rus Ortodoks Katedrali var. Biraz tütsü kokusunun sarhoşluğu ama en çok da göz kamaştıran altın, bu etkileyici kutsal atmosfere adım atar atmaz sizi etkisi altına alır. Tarihsel olarak en kaydadeğer kilise aslında Nevsky değil, Dome Kilisesi, yani Bakire Meryem Katedrali (Toomkirik). Mükemmel fotoğraflara imza atmak istiyorsanız, şehir manzaralı üç seyir platformu (Kohtuotsa, Patkuli ve Piiskopi) listenizde bulunsun. Küçük bir seyir alanı olan Kohtuotsa Vaateplats’tan, kırmızı çatılı Eski Kent’in üzerinden limana, Kadriorg Park’a ve Estonya’nın kırsalına göz atın. Hatta Kohtuotsa’da, poz vermekte sizinle rekabete girecek Steven adlı martı, buranın asıl patronu. Burada en çok fotoğrafı çekilenler yine martılar…

Meydanın dinamizmine karışın

Ortaçağdan kalma Eski Kent’in kalbi ve ruhu, Belediye Meydanı’dır (Raekoja plats). Tallinn’de tüm yollar buraya çıkar. 11. yüzyıldan itibaren, pazarlar kurulmaya başladığı günden beri kentin nabzı burada atar. Bir tarafı gotik belediye sarayının hakimiyetinde, diğer tarafı da 15. ve 17. yüzyıllara ait pastel renkli binalarla çevrili bu alan, mevsim ne olursa olsun, her zaman fotojeniktir. Yazın, dışarıya yayılan kafeler insanı burada oturup hayatı seyretmeye davet eder. Birçok yerde pizza bulabilir ya da Estonya mutfağıyla tanışabilirsiniz. Yılbaşında gelirseniz, 1441’de olduğu gibi meydanın ortasında kocaman bir çam ağacı görürsünüz. Eski Kent’te, konser ya da pazar gibi bir etkinlik oluyorsa, mutlaka burada gerçekleşir. Özellikle yazın, Tallinn Eski Kent Günleri ya da Tallinn Ortaçağ Günleri gibi çeşitli etkinliklerle pek boş kalmaz. Mayıs-eylül ayları arasında ise her çarşamba, burada hayalgücünüzü harekete geçirecek bir el sanatları pazarı kurulur. Meydanın köşesindeki, Avrupa’nın 1422’den beri açık ve aktif en eski eczanesi, Belediye Sarayı Eczanesi’ne (Raeapteek) uğrayın. İlacını bulamadığınız bir derdiniz varsa, tarihi bölüme bir göz atın; acaba yanık kirpi ve insan kafatası tuzundan yazılan bir reçete derdinize deva olabilir mi? Meydanın kozu, 1404 yılına ait Belediye Sarayı. Kuzey Avrupa’daki tek gotik belediye yapısı. Hemen kulenin tepesinde, Tallinn’in sembolü Eski Thomas (Estonya’da Vana Toomas) gözünüze çarpacaktır. Kulenin dar basamaklarından yukarıya çıkarsanız, sizi güzel bir manzara bekliyor.

Sanata ve doğaya doyun

Tallinn’in belki de en güzel bölgesi Kadriorg. Kadriorg’da, Çar Deli Petro’nun karısı Katerina için yaptırdığı muhteşem yazlık saray var. Peyzaj anlamında güzel bir bahçeye sahip olan bu saray, 1710’da yapılmış. Petro, bu sarayda eşi ile bir süre kalmış. Burası bugün Kadriorg Sanat Müzesi. 300 yıllık sarayın çevresindeki park, kentin en büyük parkı. Müze, Başkanlık Sarayı’nın hemen yanında yer aldığından, muhafızların nöbet değişimini ya da şanslıysanız başkanın kendisini görme fırsatını yakalayabilirsiniz. Civarda birçok müze var. Aralarında en önemlisi, ulusal sanat koleksiyonuna ev sahipliği yapan görkemli Kumu Sanat Müzesi. 18. yüzyıldan bugüne uzanan Estonya sanatının zengin koleksiyonuna ev sahipliği yapan müzenin yelpazesi, ülkenin sanatı hakkında az vakti olanlara doyurucu bir fikir veriyor.

Yenilikçi yaşama adım atın

Tallinn, alternatiflere ve yeniliklere açık bir kent. Eski Kent’e yakın, kısa bir yürüyüş mesafesinde, kentin en havalı bölgesi Kalamaja, bunun bir yansıması. Burada eski binalar yeni fikirlere ilham verirken, kentin hip ve modern atmosferi de sizi sarmalıyor. Tallinn’in en eski bölgelerinden Kalamaja’da bir zamanlar balıkçı ve denizciler yaşarmış. Şimdi genç hipster’lar buranın hakimi. Kalamaja’nın iki bölümü var; sanayileşmenin ardında bıraktığı 20. yüzyıldan kalma bir miras ve fabrika işçilerinin yaşadığı eski ahşap yapılar. Kentin en çok rağbet gören konutlarının arasında yer alan ve zamanla popülerleşen eski ahşap yapılarda bugün birçok genç aile yaşıyor. Valgevase, Salme ve Kungla gibi sokaklarda tipik örneklerine rastlamak mümkün. Eski bir endüstriyel yapıdan dönüştürülen, Telliskivi Yaratıcı Kent’te, yıl boyunca 300’ün üzerinde etkinlik yapılıyor. Telliskivi’de stüdyo mekanları, yenilikçi firmaların ofisleri, havalı restoranlar, sanatsal kafeler, atölyeler, galeriler, yerel tasarım mağazaları, haftada bir kez kurulan bit pazarı, lüks barlar yer alıyor. Eski fabrikanın ve evlerin duvarlarını süsleyen grafiti sanatını incelemek için vakit ayırın.

 

Kente denizden bakın

Birçok ziyaretçi Tallinn’e gemi ile ulaşır. Kente denizden bakınca görülen, kentin karakteristik yapıları, savunma kuleleri ve sur duvarıdır. Tallinn’in şehir duvarı, tüm Kuzey Avrupa’nın en iyi korunan alanlarından olması nedeniyle görmeye değer. Silahlı muhafızlara hesap vererek aşılan bu kireçtaşı sur, ilk inşa edildiği zaman yaklaşık 2.4 km uzunluğa, 8 kapı ve 46 kuleye sahipmiş. Etkileyici hendeğinden geriye ancak bir gölet kalmış olsa da, surun 1.9 km’lik kısmı ve kulelerin yarısı günümüze kadar gelebilmiş. Surda yürümeyi ve hayalgücünüzü harekete geçirmeyi ihmal etmeyin. Surun bir kısmını ve kulelerin bazılarını ziyaret etmek mümkün. Kaçırılmaması gereken bölüm ise, Kız Kulesi’ne ulaşan Danimarka Kralı’nın Bahçesi’nde. Surun arkalarındaki dar sokaklarda yürüyüş yapmanın sizi Ortaçağ’a götürmesi garantidir.