PORSELEN ÇAMURUNDAN RENKLİ DÜNYALAR

Porselen çamurundan birebir elle şekillendirerek hazırladığı sehpa, saksı, karo ve takı tasarımlarıyla dikkat çeken barbo // work+shop’un kurucusu Barış Gün, Kadıköy Moda’daki atölyesinde kendisine rengârenk bir dünya yaratmış. Atölyesine kapanıp farklı tasarımlara imza atan Gün, ev dekorasyonuna yönelik yeni koleksiyonlarında Mezopotamya kültürüne yoğunlaşmayı hedefliyor. Gün’ün en büyük hayali ise bu lokasyondaki çömlekçi ustaları ile çalışıp, her birinden farklı teknikler öğrenerek özel bir koleksiyona imza atmak.

Köylere giderek yöresel formları deneyecek
barbo // work+shop’un kurucusu Barış Gün, içindeki girişimci ruhu inovatif tasarımlarıyla öne çıkaran başarılı genç sanatçılarımızdan biri… Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Geleneksel Türk Sanatları, Çini Tasarımı mezunu olan Gün, daha sonra İstanbul Üniversitesi’nde Müze Yönetimi Bölümü’de yüksek lisans yaptı. İlk atölyesini 2007’de Studiotto adıyla açan Barış Gün, 2009’a kadar seramik, porselen ve çini desen tasarımıyla ilgilendi. Müze işleriyle daha yakından ilgilenebilmek için atölye çalışmalarına ara veren Gün, Chelsea Art Museum, Proje 4L/Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi, Endüstriyel Tasarım Sanal Müzesi (ETSM), Tasarım Vakfı İstanbul, Arter ve İstanbul Tasarım Bienali’nde yer alan çeşitli projelerde görev aldı. Eylül 2014’te ise ‘Tasarım Müzeleri’ üzerine olan tezini tamamlaya- rak yeniden seramiğe dönen Gün, ikinci atölyesi barbo // work+shop’u açtı. Şu an iç mekânlara yönelik seramik sehpa, karo, çini, saksı ve masaüstü porselen ürün tasarımları yapan Barış Gün, bir yandan da kendi pazarlarını yaratmak için kurdukları Pop-Up Kadıköy ile ilgileniyor. Sehpalarını sırtüstü tekniği ile yapan Barış Gün, “Bu teknikle düz zemin boyama hâkimiyetim çok daha iyi. Bunun dışında her şeyi elle şekillendiriyorum. Tornam var. Fakat bu işi ustalarından öğrenmek, köylere giderek, yöresel formları deneyerek çalışmak istiyorum.” diyor.

“Çini altyapısından vazgeçmeyeceğim”
Barış Gün’e barbo // work+shop bünyesindeki tasarımların nasıl bir konsepte sahip olduğunu sorduk ve şu yanıtı aldık: “Beni çini okumaya annem ve babam yönlendirdi. Bu bölümde 1 yıl okuduktan sonra çini tasarımının önemini ve bana kattığı değeri başka şeyle değişemeyeceğimi anlamıştım. barbo // work+shop’u hem üretim yapabileceğim hem de ürettiğim tasarımları satabileceğim bir konseptte kurguladım. Tasarımlarımda daha çok deseni ön plana çıkarıyorum. Seramik şekillendirme altyapısından ziyade desen tasarımı ve tarih kısmım güçlü. Bu nedenle Mezopotamya ve Orta Doğu kültürüne dair motifler, inançlar ve geometri barbo // work+shop’un en büyük özelliği. Ne olursa olsun aldığım çini altyapısından vazgeçmemeye karar verdim. Kullandığım malzeme çoğunlukla porselen. Fakat torna ve elle şekillendirme için daha farklı, kendine özgü olan yeni çamur ve renkleri denemeye çalışıyorum. Hâlihazırda Totem serisi, Period kolye serisi, mavi-beyaz renklerden oluşan ‘Yeryüzü’ serisi ve ‘Pop’ kolyelerim bulunuyor. Gelecekte Mezopotamya kültürüne yoğunlaşmayı ve yerinde çalışmalar yapmayı hedefliyorum. Bu nedenle civardaki çömlekçi ustalarını bulmak, tekniklerini, çamurlarını denemek, öğrenmek istiyorum. Hayalimdeki koleksiyon bu şekilde doğacak. Mardin’de doktora yapabilmeyi de çok istiyorum.”

Farklı bir üçlemeye imza atacak
Gün, barbo // work +shop’un 2016’da öne çıkan projeleri hakkında ise şu yorumda bulunuyor: “En önemli projem, Totem projesi oldu. Bu projede Anadolu geleneklerini gündelik ürünlere uygulamanın modern bir yolunu sergiledim. Genellikle halı ve kilimlerden aşina olduğumuz motiflerin anlamlarını öne çıkararak ‘totem sehpa’lar tasarladım. Böylece dileyen ya kendi totemini seçip özel sipariş veriyor ya da hazır olan üretkenlik, yaşam, bolluk, birliktelik, korunma, güç ve mutluluk gibi kompozisyonlardan birini seçiyor… Bunun dışında El Quinto isimli takı markası ile ortak projemiz olan ‘Period’ kolye serisini tamamladık. Pamuklu ipler ve akrilik boya kullanan El Quinto ile benim renkli porselen kolye uçlarım birleşti.” 2017’de motif, teknik ve çamur olarak 3 alana ayırdığı projesinin, kalan iki kısmını hayata geçirmeyi hedefleyen Barış Gün, “Yani geleneksel bir teknikle üretilen koleksiyon ile yöresel çamur kullanarak ortaya çıkarttığım bir koleksiyon yapmak istiyorum. Motiflerin öne çıktığı Totem projesi, zaten tamamlandı. Kendi içinde farklı kullanım alanlarıyla daha da büyüyecek. Daha sonra bu üçleme değişik bir boyut kazanacak. 2017’de farklı kategoride tasarımlarım olacak.”