Raysever Şair

Raysever Şair

Ben de kendimi ‘tren şairi’ sanırdım, ta ki geçen yıl Raysever Şair’le karşılaşıncaya kadar.

Öyle tren yazıları yazmakla, tren üzerine birkaç şiir kaleme almakla, trenleri özleyip hülyalara dalmakla tren şairi olunmuyormuş meğer! Anladım ve ‘ustalara saygı’nın gereği olarak, kendisini ‘tren şairi’ diye selamlıyorum: Merhaba Güntürk Üstün.

Raysever Şair Merhabasının Dizeleri (Zeus Kitabevi, İzmir, Mart 2017), Güntürk Üstün’ün kitabının adı. 2016’da yazmış bu dizeleri. Yalnız onları mı? Üstün’ün yayımlanmış diğer şiir kitaplarının adlarına baktığımızda, Demiryolu Palas Oteli’nden Şiirler, Raylı Sistemin Uzun Öyküsünün Kısa Şiirleri gibi demiryolu ve tren şiirlerinin yanı sıra, denizyollarına ve vapurlara olan yakınlığının ürünü olan Limanı Gören Bir Çatı Katından Şiirler, Denizyoluna Turkuaz Gölgeli Dizeler adlı kitapları da görüyoruz. Onları da edinip okuduktan sonra belki yeniden paylaşırım.

Güntürk Üstün bir tıp doktoru. 1985’de kırgınlıkla bıraktığı şiire, 2016’da yeniden başlamış. İyi ki diyoruz. Pek çok dergide şiirlerini yayımlamış. İyi derecede İngilizce ve Fransızca bilen şairin şiirlerinin ana temaları; doğa ve insan ilişkileriyle yolculuk ağırlıklı günlü yaşam kesitleri.

Üçlükler halinde, uzun dizelerde düzyazı şiire benzer biçimde yazdığı tam 236 şiirin yer aldığı kitap, “Şiirini yaz yaz bitiremeyeceğimin/Bilincindeyim demiryolu kardeş/Karşılaşmalarımız eksilmesin yeter bana” dizeleriyle başlıyor. Bu dileğe katılmamak olmaz.

Demiryoluna övgü olarak yazdığı şu şiirdeki tutkuya bir bakın! “Can damarımdır demiryolu, şiirime demir rengi esin kanını bağışlar daima/Can arkadaşımdır demiryolu, sabırla dinler ona armağan içtenlikli şiirlerimi/Can yoldaşımdır demiryolu, kadınlar ve şiirler terk edebilir beni, o etmez.” Ne demeli?

Demiryolu müzelerine ilişkin şiirleri de var. Şair en çok işleyen garlar içinde yer alan müzeleri seviyor, çünkü orada hala çalışıyormuş izlenimi veriyor trenler. “Kişiliklerine aykırı biçimde kımıldamaz kalmaktansa/Kaplumbağa hatta salyangoz hızıyla bile hareketlenmeyi/Kabullenmiş gibidir demiryolu müzelerindeki lokomotifler.” diyor.

Trene ‘demir at’ denildiğini duymuştum, bu kez de Güntürk Üstün’ün dizelerinde karşılaştım onunla: “Belirgin ayırım yapmazlar ama en çok/Demiryolu kasabalarıyla kentlerini birbirine/Bağlamaya bayılır tren yurdunun ‘Demir At’ları”. Cumhuriyet’in kazanımlarından olan demiryollarının, 10. Yıl Marşı’nda da “Demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan” dizeleriyle yer aldığını hatırlatıyor ‘Demir At’lar.

Şair, benim gözümde de özel bir meslek olan, tutkuyla çalışmayı temsil eden demiryolcuları da unutmamış elbette, onları ‘emeklilik istasyonu’na dek uğurlamış: “Demiryolu sevdalısı dispeçer dedenize ne mutlu/Telgraf maniplesiyle başlayıp, bilgisayar tuşuyla biten/Onca ray yılının ardından, sağ salim ulaştı emeklilik istasyonuna.” (Dispeçer, tren trafiğini düzenleyen görevli).

Tabii her şair gibi onu da üzen şeyler vardır ve bunu içtenlikle anlatır: “Seferden kaldırıldığını öğrendiğinde bir trenin/Saygın bir şiir seçkisinden sevimli bir demiryolu şiiri/Çıkarılmış gibi gelir raysever şair Güntürk Üstün’e.” Demek ki hiçbir treni seferden kaldırmamak gerekiyor. Niye? Şairler üzülmesin diye!

Bu hoş kitaptan ayrılmak kolay değil ama biz de yazı istasyonuna geldik, öyleyse raysever şairin kitabındaki son şiiriyle selamlayalım demiryollarını, demiryolcuları ve trenleri: “Olduğum yerle/Olmak istediğim yer/Arasında durur demiryolu şairliği.” Ne diyelim, umarım olur!