RENGİ VE ÇİZGİYİ BİR SORU NESNESİNE DÖNÜŞTÜRÜYOR

FİGART MARKASININ KURUCUSU DERYA DAVULCU, TASARIMLARINDA GELENEKSELDEN KOPMADAN SOYUT BİR DÜNYAYA ATIFTA BULUNUYOR

Hiçbir koşulda pes etmeyen, aklına koyduğu her şeyi en ince detayına kadar planlayıp hayata geçiren Figart markasının kurucusu Derya Davulcu ile Kadıköy Rasimpaşa’daki atölyesinde buluştuk. Muhteşem Yüzyıl, Payitaht Abdülhamid, Vatanım Sensin gibi dönem dizileri ve sinema filmlerinde dekor ve sanat ressamı olarak görev yapan Davulcu, yeni projelerde ise freelance olarak çalışmaya devam ediyor. 5 yıldır Figart markası altında farklı çalışmalara imza atan Davulcu; dekor uygulamaları, sahne için aksesuar tasarım üretimleri, ferman, hat, tezhip çalışmaları, duvar ve tablo çalışmalarının yanı sıra şu an ‘Tılsımlar’ üzerine bir sergi hazırlığı içerisinde…

Resim sanatındaki başarısını ödüllerle taçlandırdı
Figart markasının kurucusu Derya Davulcu, hayallerinin peşinden koşan ve yaptığı işte büyük başarılara imza atan bir isim. Çocukluğundan bu yana resim yapan ve aslen Trabzonlu olan Davulcu’nun babası, kızının çizim yeteneğini çok iyi bildiği için onun bu alanda ilerlemesini istemiş. Trabzon Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi mezunu olan Davulcu’yu, güzel sanatlar fakültesinin yetenek sınavına kaydettirmiş. Yetenek sınavına babasının kendisine hediye ettiği suluboya fırçası ile giren ve tüm sınavları geçen Davulcu, Karadeniz Teknik Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nden başarıyla mezun olmuş. Resim-İş Öğretmenliği/Grafik Ana Sanat Dalı ve Seramik Bölümü mezunu olan Davulcu, kendisini bu alanda daha da geliştirmek için Selçuk Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Güzel Sanatlar Anabilim Dalı’nda yüksek lisans yaptı. Davulcu, ‘Azerbaycan Resim Eğitiminin Gelişmesinde Azerbaycan Azim Azimzade Devlet Ressamlık Mektebinin Önemi’, başlıklı tezinin ardından şu an doktora çalışmalarına devam ediyor. Yurt içinde 21 (11 birincilik, dört ikincilik, üç üçüncülük ve üç mansiyon), yurt dışında ise İsviçre, Makedonya, İran, Rusya, Kanada ve Almanya’da gerçekleşen organizasyonlarda 7 ödül kazanan Derya Davulcu, Güzel Sanatlar, Resim ve Tasarım alanında emin adımlarla ilerliyor.

Babasına minnet borçlu
Mimarlık, maket yapım ve tasarım odaklı bir şirkette kazandığı deneyimin ardından birkaç giyim markasının görsel vitrin tasarımlarını gerçekleştiren Derya Davulcu, Zaha Hadid Architects’in bir projesi kapsamında dönemsel mimari alanında iç dekor tasarım ve resim çalışmaları yaptı. Ankara Ulucanlar Cezaevi restorasyon çalışmasının yanı sıra yurt dışı kilise restorasyon çalışmalarında da yer aldı. Ajans ve yayınevlerine kitap illüstrasyonları ve reklamlar için “storyboard”lar çizmeye de devam ediyor. Derya Davulcu’ya kendisini resim yapmaya yönlendiren temel kriterin ne olduğunu sorduk ve şu yanıtı aldık: “Aslında beni resme yönlendiren, düşüncelerimin kâğıttan daha ötesine ulaşmasına vesile olan kişi, her ne kadar Türk Dili ve Edebiyatçısı olsa da babam. Ona minnet borçluyum. Çizim serüvenim, babamın kitaplarını çizmemle başladı. Ardından ilkokulda okuduğum hikâyeleri, o yaşlarda resimlemeye başlamamla gelişti. Sınav kâğıtlarına bile çizim yapmadan duramamamla ilerledi. Sürekli olmayan şeylerin peşinden koştum. Görünmeyen, görme fırsatı elde edilemeyen ya da gerçekte var olmayan uçları tutmaya çalıştım. En önemlisi ise bu bir hazineydi. Herkeste olmayan, sonradan edinildiğine inanmadığım, varoluş bağlamında, başlangıç sonsuzluk sorunsalında yanıt aramaktan öte, rengi ve çizgiyi bir soru nesnesine dönüştürebilmekti.”

Tasarımlarıyla düşünsel bir yol çiziyor
Ortaya koymak istediği ve kenarda sırasını bekleyen fikirlerine yatırım yaparak ilerleyen Derya Davulcu, “Aslında ne kadar işim gereği gelenekselden kopamasam da daha absürt ve soyut bir tarzım var. Bu da hayal gücümden ileri geliyor. Soyut tasarımlar yaparken sınırsızlığı hissederek çizmek harika bir haz. Beklediğim ise; resimlerime bakanların o sonsuzluğu hissetmesi ve ona belirli bir anlam yüklememesi… Ancak, izleyici o resmi incelemeye başladığında kendisine, kendi iç dünyasına göre şekiller vermeye ya da o resimdeki renklerden ve renklerin akışından bir şekil, bir anlam çıkarmaya çalışacak. Çünkü bizler, yaşantımızın her noktasını anlamlı kılmak için sürekli bir somutlaştırma gayreti içerisindeyiz. Zaman, geleceği duyumsatan “ironik düşünsel”in, tuvale yansıyan bir izdüşümü… Sanatın başlı başına hassasiyet olduğu düşüncesinin paralelinde, sanatın beslediği konular, duyumsattığı hisler, aktarımındaki bütünsellik ve tasarımdaki akıcılığın; seyredene düşünsel bir yol çizmesi gerektiği düşüncesinden yola çıkarak tasarımlarımı gerçekleştiriyorum. Çünkü duyu organlarımız, dış dünya ile aramızdaki tek bağlantı. Bu demektir ki içerideki varlık yani ben, dışımdaki dünyaya birkaç sinir ağıyla bağlanmış vaziyetteyim. Tasarımlarım, geleneksel ve özgün çalışmalarımın çemberinde bir dönence aslında.” diyor.

‘Tılsımlar’ üzerine bir sergi hazırlıyor
Suluboya, ecoline ve mürekkebi harmanlayarak çalışan, yağlıboya çalışmalarında işin içine duvar boyası, kum, alçı, ahşap ve demiri de katan Derya Davulcu, nasıl bir tekniğe sahip olduğunu şöyle anlatıyor: “Farklı teknikler kullanarak ortaya koymak istediğim şeyleri tekdüzelikten çıkarabiliyorum. Ortaya koyduğum bir illüstrasyonun, yağlıboya/akrilik ya da suluboya bir tablonun mutlaka bir davası, kendi içinde bir kavgası olması gerektiğine inanıyorum. İnsanın hareket coğrafyasında bıraktığı izler, kültürüdür. Aynı zamanda neleri içselleştirdiğinin somut bir göstergesidir. Etrafını kendinle, kendini etrafınla anlayarak yol almak, bu karşılıklı ilişkide olguları birbirine bağlayan özü bulup çıkarmak ise sanatın işidir.” Dizi ve sinema sektöründe freelance olarak çalışan Derya Davulcu, yeni projeleri hakkında ise şu bilgileri veriyor: “Çoğunlukla proje gereği olan çalışmalar üretiyorum. Çalışmalarım; resim, tezhip, mekân içi, kalem işi süslemeler, hat, duvar resimleri ve mimari çalışmalar olmak üzere çeşitlilik gösteriyor. Şu an üzerinde çalıştığım en önemli projem ise 1.5, 2 yıl içinde tamamlamayı düşündüğüm, uygulama açısından çeşitlilik gösterecek ve dekoruyla hayata geçirmeyi planladığım “Tılsımlar” üzerine bir sergi projesi… Bu kapsamda bazı çizimlerimi tişört, defter, çanta, yastık vb. tasarım ürünlerine dönüştürüyorum. Ayrıca Konya Selçuklu Belediyesi ile ‘Anadolu Selçuklu Sultanları’ ile ilgili bir senedir araştırmalarını devam ettirdiğim bir projem var. Birkaç aya çalışmalarına başlayacağım.”