ROMANA GİRMEYEN PARÇALAR

ROMANA GİRMEYEN PARÇALAR

ORHAN PAMUK, DENEMELERİNDE ADETA ROMAN KARAKTERİ GİBİ KONUŞMAKTADIR. BİR ROMAN KARAKTERİYMİŞ GİBİ OLAYLARA BAKMAKTA VE ONLARI DEĞERLENDİRMEKTEDİR.

Cemal Süreya, Nurullah Ataç için, “Yapıtının bütününe günce demeliydi.” der. Cemal Süreya’nın bu tespiti Orhan Pamuk’un denemeleri için de geçerlidir. Onun da hatıratlarıyla denemeleri arasında neredeyse hiç fark yoktur. Orhan Pamuk’un denemelerinde kendi şahsiyeti ve hayatı dışında pek bir şey bulmak mümkün değildir.

Manzaradan Parçalar (İletişim Yayınları) üç ana başlık altında toplanmış yazılardan oluşuyor: Hayat, sokaklar ve edebiyat. Aslında Orhan Pamuk’un hayat ve sokaklar bölümünde anlattıkları sanki İstanbul kitabı için yazılmış fakat kitabın bütünlüğü düşünülerek oraya alınmamış gibidir. Edebiyat bölümündekiler ise Öteki Renkler yayımlandıktan sonra yazıldıkları için Manzaradan Parçalar’dadır, yoksa rahatlıkla Öteki Renkler’de de kendilerine yer bulabilirlerdi. Fakat bu sözünü ettiğimiz yazı ve kitapların hepsinde de dediğimiz gibi bir hatırat havası vardır. Bu havanın olması da gayet normaldir; çünkü Orhan Pamuk hangi konuda yazarsa yazsın, onu romancı gibi düşünmekte ve işlemektedir.

Orhan Pamuk bir sosyolog, felsefeci, psikolog veya edebiyat eleştirmeni gibi düşünmeye ihtiyaç duymaz. Kitaplarla ilgili yazarken de öyledir. Oysa sadece romanlarla ilgili yazmamıştır. Örneğin şair Coleridge’in ünlü şiiri Yaşlı Gemici’nin Türkçe baskısına önsöz yazar. Önsözde neden Coleridge’yi çok sevdiğini anlatır. Burada okuduğumuz Coleridge değildir aslında, yine Orhan Pamuk’tur. Daha doğrusu Pamuk’un düşünce dünyasındaki Coleridge’dir. Yani Pamuk, Coleridge’i olduğu gibi yansıtma gereksinimi duymaz. Onun kendindeki yansımasını aktarmakla iktifa eder. Belki de o yüzden Pamuk, denemelerinde adeta roman karakteri gibi konuşmaktadır. Bir roman karakteriymiş gibi olaylara bakmakta ve onları değerlendirmektedir. Daha da ileri giderek, Pamuk’un hatırat ve denemeleriyle romanları arasındaki sınır silinmiştir diyebiliriz.

Manzaradan Parçalar’da sanki Pamuk’un romanlarına girmemiş parçalar vardır, diyerek onun değerini düşük göstermiş olmuyoruz. Aksine ne kadar değerli olduğunu söylüyoruz. Çünkü denemelerinden söz ettiğimiz kişi, romanlarıyla Nobel ödülüne layık görülmüş bir yazardır. Bu yüzden Pamuk’un denemelerinde romanlarına doğru açılan kapılar vardır. Pamuk’un romanlarını, onun denemelerini okuduğumuzda daha net ve açık görürüz. O roman dünyasına, bu denemeler sayesinde daha rahat gireriz. Bu, okuyucunun Pamuk romanlarına daha gerçekçi bakmasını sağlar. Fakat okuyucunun gerçekçi bakış adına kendi hayal dünyasında onları çoğaltmasına da engel olur. Gerçekçilik daha çok edebiyat tarihçisi ve eleştirmeninin kullanacağı bir yöntemdir.

Böylelikle Manzaradan Parçalar’ın tamamen sübjektif bir şekilde yazıldığını söylemiş oluyoruz. Fikirlerin sübjektif olması, onların öğretici, düşündürücü, tartışmaya açık şeyler olmadığını göstermez. Aksine Pamuk’un yazdıkları bir yandan gayet öğretici, diğer yandansa düşündürücüdür. Pamuk kendi içine kapalı dünyasını öyle bir anlatır ki sanırsınız onların hepsi Türkiye’yle alakalıdır. O, sürekli kendini anlatır ama okuyucuda, ‘bana ne senden’ duygusu uyandırmaz. Sanırım Orhan Pamuk kaleminin gücü de buradan ileri gelmektedir.

Yazarın Kitaplığı:

  • Yol Durumu, Kamil Yeşil, 2013, Profil Kitap
  • Epidemia, Seyhan Arslan, 2017, Beyan Yayınları
  • Yalın Strateji, Everett Carl Dolman, 2017, Avangard Kitap
  • Bâtınîler, Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi, 2016, Büyüyen Ay Yayınları