Ruhu ve Hikâyesi Olan Dolma Kalemler

Ruhu ve Hikâyesi Olan Dolma Kalemler

Oruç Gazi Kutluer, Kilk Dolma Kalem markasıyla koleksiyonerlere bir ömür kullanabilecekleri dolma kalemler tasarlıyor.

Türkiye’de dolma kalem alanında uzmanlaşan tek tasarımcı olarak öne çıkan Oruç Gazi Kutluer, Kilk markası ile dünyanın dört bir yanındaki dolma kalemseverlere ve koleksiyonerlere ulaşıyor. Kişiye özel tasarımlarında, dolma kaleme entegre edilen farklı dolum sistemleri de icat eden Kutluer, gövde malzemesinde fark oluşturacak Ar-Ge çalışmalarına da tüm hızıyla devam ediyor. 7 ay sonrasına dolma kalem siparişi alabilen Kutluer’in en büyük hayali ise dolma kalem ucu üretmek…

Hayalini, tek başına gerçekleştirdi

Yıldız Teknik Üniversitesi Müzik Teorisi Bölümü’ndeki serüveninin ardından Uluslararası Saraybosna Üniversitesi Görsel Sanatlar ve İletişim Tasarımı Bölümü’nden mezun olan Oruç Gazi Kutluer, medya sektöründe de görev yapmış bir isim. Medya sektörünün kendisine uygun olmadığını fark edince, birkaç zanaatkâr arkadaşıyla Üsküdar’da faaliyet gösteren PürSanat Atölyesi’ni kuran Kutluer, ilk günden bu yana hayalinin dolma kalem tasarlamak olduğunu söylüyor. Bu hayalini 4 yıl önce gerçekleştiren ve Kilk markası ile kendi imzasını taşıyan dolma kalem tasarımlarına hayat veren Kutluer, “Bu işte bir ustam olmadığı için her süreci deneye yanıla, kıra döke öğrendim. Malzemeyi, hammaddeyi ve işin tekniğini öğrenmem yaklaşık 1 yılımı aldı. Yazmaya gönül vermiş bir kalem kullanıcısı olarak, hem günlük tutuyor hem de özel notlar alıyorum. Günlüklerimde ise dolma kalem kullanıyorum. Çünkü dolma kalem ile yazabilmek için özel bir yazı seansına ihtiyaç duyuyorum.” diyor. Kişiye özel dolma kalem tasarımlarının yanı sıra kurumların talepleri doğrultusunda da tasarım gerçekleştirdiğini belirten Kutluer, sözlerine şöyle devam ediyor: “Kişiye özel tasarımlar kapsamında bir ay içinde 1 kalem yapabildiğim anlar da oluyor 5 kalem de… Kurumlara özel kalem tasarımlarında ise o kurumun vizyon, misyon ve tasarım beklentilerini de gözeterek en fazla 20-100 adet dolma kalem siparişi alıyorum.”

100’lerce dolma kalem tasarladı

Dolma kalem tasarımında uç ve gövdenin ithal edildiğini vurgulayan Oruç Gazi Kutluer, şu yorumda bulunuyor: “Gövde malzemesi ve uç hariç her detayı tasarlıyorum. Uç üretmek benim için tekâmülde önemli bir nokta… Eğer bir evrim varsa, oraya doğru evrilmeye çalışıyorum. Gövde malzemesi, kalemin ana malzemesidir. İşlediğimiz reçine kısmını hammadde olarak alıp tasarıma göre şekillendiriyoruz. Gövde malzemesini İtalya, İngiltere, Almanya, Amerika ve Japonya’dan getirtiyorum. Uçta ise özel olarak Alman ucunu tercih ediyorum. PürSanat Atölyesi’nin yanı sıra tasarım sürecinde daha geniş bir alana ihtiyaç duyduğum için showroom olarak da kullandığım, Üsküdar’daki ikinci atölyeme taşındım. Dünyanın her yerinden müşterim olduğu için sosyal medyada çok aktifim. Her gün pek çok mail geliyor. Günde iki saatim; mailleri kontrol etme ve WhatApp yazışmaları ile geçiyor. Dolma kalemseverler ilk iki yıl boyunca, bana @kilk_kalem Instagram hesabımdan ulaştı. Dolma kalem tasarladığım koleksiyonerler en büyük referansım oldu. Şu an bu koleksiyonerlerin arkadaşları da bana ulaşıyor. Bugüne kadar tek bir dolma kalem ısmarlayan müşterim olmadı. Koleksiyonerler mutlaka ikinci, üçüncü ya da dördüncü dolma kaleminin siparişini veriyor. İngiltere, Almanya, Amerika ve Kanada’ya yüzlerce kalem tasarlayıp gönderdim. Türkiye’den talep ise %90 oranında hediyelik…”

Sade tasarımlara odaklanıyor

Oruç Gazi Kutluer’e dolma kalem tasarımında nasıl bir çizgiye sahip olduğunu sorduk ve şu yanıtı aldık: “Kendime yaptığım her dolma kalemi, başka bir kalemsevere vermek zorunda kaldım. Çünkü kimseyi kıramıyorum. İlk yaptığım dolma kalemi ise hâlâ saklıyorum. Basit ve sade tasarımlardan keyif alıyorum. Olabilecek en az hareketle, verilebilecek en kuvvetli mesajı vermeye odaklanıyorum. Japon ve İtalyan dolma kalemlerini, tasarım anlayışı olarak kendime daha yakın görüyorum. Japon ve İtalyanlar da Anadolu coğrafyasında olduğu gibi yazı ile çok uzun yıllar iç içe olmuş. Dolma kalem tasarımını öğrenmek için gelenler, bu işin ne kadar zor olduğunu görüyor. Bu nedenle çıraklar da kalıcı olmuyor. Atölyecilik ve işin üretim ayağı gerçekten zor iş… Bir kalem, tornada şekillenirken aslında siz de şekilleniyorsunuz. Hassasiyetleriniz de şekil alıyor. Bir milimetrenin onda birinin, tasarım sürecinde pek çok şeyi değiştirebileceğini de bu süreçte öğrendim. Tasarım vizyonum kapsamında başkalarının arzularına, taleplerine yanıt vermek zorunda kalmak, zaman zaman zorlayıcı olabiliyor. Kalemseverin zihnindeki dolma kalemle, kendi zanaatkâr ruhunuzla tasarlayacağınız dolma kalem kapsamında ortak bir paydada buluşabilmek gerekiyor.”

Tercihler ülkeden ülkeye değişiyor

Dolma kalem tasarımlarında tercihlerin ülkeden ülkeye değişebildiğinin altını çizen Oruç Gazi Kutluer, “Mesela, Elhamra adını verdiğim modelimi Arap piyasası için ürettim. Ancak hiç Araplara satamadım. Almanya, İngiltere, Kanada ve ABD’den ise ikişer ikişer sipariş aldım. Şu an biri Japon, diğeri de İngiliz olan iki koleksiyonere yönelik dolma kalem tasarlıyorum.” diyor. Kişiye özel dolma kalem tasarımının aşamalarına gelince… Öncelikle tasarım konusunda bir mutabakata varılması gerektiğini belirten Kutluer, tasarım aşamalarını şöyle özetliyor: “İşin ruhunda ve dolma kalemin yansıtmak istediği ana temada üslup birliğinin yakalanması son derece önemli. Bu süreç ortalama bir hafta sürüyor. Ardından tasarım çizgisi belirleniyor. 3 boyutlu modelleme sürecinin ardından üretim başlıyor. Gümüş, altın ya da bronz işçiliğine karar veriliyor. Dolma kalemin ne kadarının el işçiliği ne kadarının döküm teknolojisi odaklı olacağı tespit ediliyor. Ardından geriye 3 günlük kalem yapım süreci kalıyor. Bir kalem, ortalama 15 günde tasarlanıyor. Dolma kalem tasarımında verilmek istenen mesaj net değilse, bazen 1. 1-5 ay beklenebiliyor. Bu noktada benden sonra bu bayrağı devralacak, yetişmiş isimlerin olması en büyük hayalim. Bundan 150 yıl sonra bir kalemsever ya da kalem ustasının, benim dolma kalemimi eline aldığında aynı hissi yaşayabilmesi, benim için en büyük miras…”