Ruhunuz da Vücudunuz da Soğuk Almasın!

Ruhunuz da Vücudunuz da Soğuk Almasın!

Yaz mevsiminin sonlarındayız, bir sonraki ay sonbahara adım atacağız. Mevsimler değişirken hava ısısında ani yükselmeler ve düşüşler yaşanıyor. Isı değişiminin hızlı olduğu günlerde vücudun da buna uyumu zor oluyor. Uzmanlara göre vücut bu gibi durumlarda strese girip, savunma sistemini zayıflatıyor. Bağışıklık sisteminin zayıflaması grip başta olmak üzere birçok hastalık için de davetiye gibi.

Burun ve boğaz enfeksiyonlarının yaşanabileceği; tansiyon, kalp hastalıklarının görülebileceği; iç organlarımızın, cildimizin, psikolojimizin dahi etkilendiği bu süreçte yaşanabilecek riskler ve alınabilecek önlemleri okuyucularımız için araştırdık.

Bizi bu havalar mahvetmesin!

Hava ısısının değişimiyle, vücudun strese girerek savunma sistemini zayıflattığına dikkat çeken Liv Hospital Dahiliye Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Alev Özsarı şunları söylüyor: “Mevsim değişikliklerinde vücudun alışık olmadığı bir ortama girerek bağışıklık sisteminin zayıflaması birçok hastalığa sebep oluyor. İlk başta solunum sistemimiz ve dolaşım sistemimiz bundan çok etkileniyor. Başta çocuklar ve yaşlılar olmak üzere birçok kişi bu dönemde üst solunum yolları enfeksiyonları; yani burun ve boğazda iltihap problemiyle karşı karşıya kalıyor. Isı artışının fazla olması, alerjik hastalıkları ve bulaşıcı hastalıkları arttırabilir.”

Kalp krizleri artıyor

“Maalesef hasar sadece solunum sistemiyle sınırlı kalmıyor. Damarların etkilendiği bu durumda birçok yetişkinde tansiyon problemlerinin ortaya çıkması çok olağan. Basınç değişimi kalbi de etkiliyor. Bu dönemde birçok kişide kalp krizlerinin yaşandığı hatta sayısında artış saptanmıştır. Aynı zamanda sonbaharda migren atakları da görülebilir. Kronik hastalıkları olanlarda ve yaşlılarda adaptasyon daha zor olur. Bu kişilerin daha dikkatli olması önerilir.”

Depresyona girmeyin

“Ani hava değişimleri kişinin duygu durumunu etkileyebilir, sinirlilik, endişe hali ve aşırı hassasiyet ortaya çıkabilir. Olumsuz hava değişimi, yani daha az güneşli, yağışlı ortamlar depresyona neden olabilir. Hava değişimi kişide yorgunluk, uyku düzeninde değişiklik yapabilir. İştah üzerinde de değişikliklere yol açabilir.”

Grip aşısı herkesi korur mu?

Liv Hospital Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Zehra Çağla Karakoç, griple ilgili merak edilenleri anlatıyor: “Grip insanda influenza virüsü tarafından oluşturulan bulaşıcı bir solunum yolu hastalığıdır. Çoğu kişide hastalık basit seyirlidir ancak kimi zaman ölümcül de olabilir. Bir virüs hastalığı olduğundan bu hastalıkta antibiyotikler etkisizdir. Grip salgın yapan bir virüstür. Hasta kişide ateş veya üşüme-titreme, öksürük, boğaz ağrısı, burun akıntısı, kas ağrıları, baş ağrısı, kırgınlık, halsizlik, bulantı, ishal gibi şikayetler olabilir.”

Konuşurken bile bulaşabilir

“Hastalar diğer kişilerle konuşurken, öksürürken hastalıklarını bulaştırabilirler. Ofis ortamları gibi birçok kişinin birbiriyle yakın bulunduğu kapalı ortamlarda virüs hem hava hem de temas yolu ile yayılabilir. Bulaşıcılık, hastalık belirtileri başlamadan 1 gün önce başlayıp 7 güne kadar sürer. Risk grubu dediğimiz; yaşlılar, gebeler, küçük çocuklar, kronik hastalığı olanlarda hastalık ağır ve ölümcül seyredebilir.”

Grip aşısı yüzde 70 etkili

“Aşılama yüzde 70’in üzerinde gribe karşı koruyucudur ve riskli kişilerde de gelişebilecek ağır akciğer enfeksiyonları gibi hastalıklar önlenebilir. Ayrıca el hijyenin sağlanması ve genel sağlık önlemlerine dikkat edilmesi, kalabalık ortamlar ve hasta kişilerden uzak durmak da hastalıktan korunmada önemlidir. Grip çoğu kişide ilaç almadan bir haftada iyileşirken, risk gruplarında ağır seyredebilir. Tedavide ilk 48 saatte doktor kontrolünde antiviral ilaçlar kullanılmaktadır. Bu antiviral ilaçların tıpkı antibiyotiklerde olduğu gibi bilinçsiz kullanımının dirence yol açabileceği unutulmamalıdır.”

Cildinize güzellik dokunuşları

Yazın cildimize deniz ve rüzgarın yıpratıcı etkilerinden kurtulmak için yapılabilecek yöntemleri Liv Hospital Estetik, Plastik ve Rekonstriktüf Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Gürsel Turgut şöyle açıklıyor: “Ciltte yaşla birlikte oluşan kırışıklıklar, lekelenmeler, cilt renginde matlaşma gibi problemlerin tedavisinde pek çok yöntem kullanılır. Cilt gençleştirme için uygulanan botoks ve dolgu, ulterapi-ultralift her mevsimde yapılabilir. PRP, fibroplus, fibrogel, fibroblast gibi hücre tedavileri, günümüzde vitamin ve benzeri ürünlerle yapılan mezoterapilerin yerini hızla alıyor. Cildin yaş ile birlikte hasara uğramış yapılarının onarılmasını sağlar ve cildin daha gergin ve parlak görünmesini sağlar. Cilt lekelerine karşı da kimyasal soyma işlemleri ve fraksiyonel lazer tedavileri uygulanabilir.”