Şairin Trene Çağırdıkları

Şairin Trene Çağırdıkları

Kimleri ve neleri çağırmıyor ki? Aşk, acı, sevinç, hüzün, çocukluk, özlemler, düşünceler… En çok da şiir… Haydar Ergülen adeta şiiri yardıma çağırıyor, treni en sade, en doğal haliyle anlatmak için. Zaten ona göre her şeyde şiir vardır.

Tren, şiirle en çok ahbaplığı olandır, ona en çok benzeyendir. Yolculuksa aşk, şiir ve trenin ortak özelliğidir. Onları birbirinden ayırmak pek mümkün görünmüyor.

Haydar Ergülen’in İnce Tren’deki (2018, Kırmızı Kedi Yayınevi) yol arkadaşları: Şairler, romancılar, kuşlar, dağlar, yollar, raylar, anılar, çocukluk, yalnızlık ve kitaplar… İnce Tren’de sık sık Nazım Hikmet, Sezai Karakoç, Attila İlhan, Necip Fazıl, Cemal Süreya, Orhan Veli ve Behçet Necatigil’le karşılaşırız. Yardım ve dostluk için oradadırlar. Mısraları, trenin farklı boyutlarına ışık düşürür. Ergülen, bundan fazlasıyla istifade eder. Borges, Márquez, Sait Faik, Murathan Mungan, Heinrich Böll, Bilge Karasu gibi öykü ve romancılar da katılıyor bazen sohbete. Fakat en çok da; zaman, hüzün, çocukluk ve özlemler…

Tren Haydar Ergülen için, yolculuk; yolculuksa, hayat anlamına geliyor. İnce Tren’i okurken, bir tren yolculuğunda sanırsınız kendinizi. Şair, adeta sizi karşısına almış ve anlatmaya başlamıştır; tren yolculuklarını, trenin ne anlama geldiğini, hangi duyguları ateşlediğini, düşündürdüğü konuları… Anlatırken, bir plan veya kurgu içinde hareket etmiyor. O an, doğaçlama olarak gelişiyor her şey. Ergülen, konudan konuya geçiyor. Bir çağrışımdan diğer bir çağrışıma  ulaşıyor. Kitaptaki yazıların hepsi de, bu şekilde bir sohbet, dertleşme, konuşma havasında ilerliyor. Dostluğu, sevgiyi ve yoldaşlığı önceliyor çünkü şair. Güzel bakmaya çalışıyor, trene ve trenle ilgili gördüğü her şeye. Kara tren bile Ergülen’in dilinde ayrı bir cazibeye kavuşuyor.

Yazılardaki akıcılık, samimiyet ve sıcaklığın kaynağı bu olsa gerek. Şairin önceliği, trenle ilgili bilgi vermekten ziyade trenin kendinde uyandırdığı duygulardır. Okuyucularda da aynı hisler oluşsun istemiş. Mesela İnce Tren’i okurken yeniden bir tren garını görmek istiyor insan. Bir kez daha kara trenle karşılaşmayı arzuluyor. Haydarpaşa garına gidip, uzun uzun denizi izlemek; merdivenlerine oturup buradan kimlerin gelip geçtiğini hayal etmek; hayatı, olayları ve insanları yeniden düşlemek; trenle karlara bürünmüş, sessiz, sakin, insanda bitmeyecek, sonu gelmeyecek hissi uyandıran Konya ovasından süzülüp geçmek istiyor.

Raillife okuyucuları İnce Tren’deki yazıları hatırlayacaktır. O yazıların bir araya gelmesinden oluşmuş İnce Tren. Bunlar adeta birbirinin devamı yazılar. Araya kısa suskunluk diyebileceğimiz, okuyucuyu dinlendiren ve yeniden düşündüren fotoğraflar konulmuş. Denemeler hikâye, hatırat ve günce tadında. Ergülen’in dili sade, üslubu gayet akıcı. Ergülen, sanki tren beklerken üşümüş, garlarda ayrılık acısıyla titremiş, üzülmüş okuyucularının içine su serpmek, onların içini yeniden hayata ve insanlara karşı ısındırmak için, bu denemeleri yazmış gibi.

Yazarın Kitaplığı

1- Zehmeride Aşk, Levent Gökmen Demirciler, Tortuga Yayınları

2- Türkçenin Göklerinde, Adem Yazıcı, Şule Yayınları

3- Bütün Şiirleri, T. S. Eliot, Everest Yayınları

4- Unutulmayan, Cihan Aktaş, İz Yayınları