ŞAİRLE BAŞ BAŞA KALMAK

‘Unutulmuşluklar’ (2016, İz Yayınları) Alaeddin Özdenören’in anı, söyleşi ve denemelerinden oluşmaktadır. Aslında söyleşi ve denemelerini de anılar kısmına dâhil edebiliriz. O yüzden olsa gerek Alaeddin Özdenören de kitabında herhangi bir bölümleme yapma ihtiyacı duymamış. Örneğin denemelerinde daha çok Ramazan Dikmen ve Cemal Şakar’ın hikâyelerini konu almıştır. Fakat bu yazılar herhangi bir hikâye eleştirisi veya tanıtımı değildir. Özdenören hikâyelerde anlatılan olayları, kendi hayatıyla bağlantı kurarak, hikâyenin içine girip, orada neler düşünüp hissettiğini yazarak değerlendirmiştir. Aynı şekilde söyleşilerinde de sık sık anılarından söz eder.

Kitabın ilk 16 denemesini anılar bölümü olarak ayırabiliriz. Alaeddin Özdenören çocukluk ve gençlik anılarını anlatırken gayet samimi ve hesapsız hareket etmektedir. Dil ve üslubu da o şekilde sıcak ve etkileyicidir. Hani okuyucunun direkt kanına karışacak cinsten anlatılar denir ya, o cinstendir. Özdenören adeta anlatırken, o anları yeniden yaşamaktadır. Ustalıkla kullandığı Türkçe ve anlatım biçimi okuyucusunu da metne çekebilmektedir. Başka bir ifadeyle okuyucu, yazarın hislerine ortak olmaktadır.

Alaeddin Özdenören ikizi Rasim Özdenören’i anlatırken de aynı dil ve üslubu yakalar. Onun hesapsızlığı belki de en çok bu söyleşisinde kendini gösterir. Alaeddin Özdenören ne yaşamış, düşünmüş ve hissetmişse, onu olduğu, yani yaşandığı, düşünüldüğü ve hissedildiği şekliyle yazmaya çalışır. Olayları değiştirmeye, şahısları daha güzel veya iyi göstermeye çalışmaz. Hiçbir şeyi saklama ihtiyacında, farklı gösterme derdinde değildir. Alaeddin Özdenören sanırım şair olmasından dolayı yaşanan her şeyin büyüleyici, kalıcı, şiirsel yönünü hemen yakalamaktadır. Fakat bu şiirsel yön hiçbir anlatısında gerçeklikten koparak ele alınmaz. Açık sözlü oluşu, gerçekleri olduğu şekliyle ortaya koymasını sağlar. Eleştiri yapmaktan da çekinmez. Ekleyelim: Unutulmuşluklar’daki eleştirel cümlelerin çoğunluğu özeleştiri cinsindendir. Özdenören belki de hiç kimsenin bilemeyeceği, bilse dahi ifade edemeyeceği özeleştirilerini Rasim Özdenören’i anlatırken yapar. Aslında artık bunlar özeleştiri olmaktan da çıkmış, bir şairle hikâyeci arasındaki farkı gösteren olgulara dönüşmüştür.

Alaeddin Özdenören hiçbir metnini, yazmak için yazmamış, her birinde ayrı bir faydayı, niyeti gözetmiştir. Çocukluk anılarını anlatırken de amacı; şair Alaeddin Özdenören’in çocukluğunu göstermek değil, bazısında doğruluğu, bazısında cesareti, bazısında ise merhameti anlatmak olmuştur. O yüzden Unutulmuşluklar, Özdenören’in şiirlerini bilmeyenlere de çok şey söylemekte, okuyucusunu bir şekilde düşündürmeyi başarmaktadır.

Unutulmuşluklar; Cahit Zarifoğlu’nun ‘Yaşamak’, Rasim Özdenören’in ‘Ben ve Hayat ve Ölüm’ ve İsmet Özel’in ‘Waldo Sen Neden Burada Değilsin?’e benzeyen bir hayat kitabıdır. Bunlar kitabi değil yaşantı merkezli; yazarın kendiyle, hayatla hesaplaşma içine girdiği, istifadeye açık, yalın, etkisi kalıcı olan kitaplardır.

Yazarın Kitaplığı

-Wigan İskelesi Yolu, George Orwel, 2016, Can Yayınları

-Buluşmalar, Ferit Edgü, 2016, Sel Yayınları

-Tuhaf Bir Adam, Arif Sağlam, 2016, Avangard Kitap

-Kesik Dil, İbrahim Gökburun, 2013, Profil Yayınları