SANAT TOPLUM İÇİNDİR

SANAT TOPLUM İÇİNDİR

Turfanda mı Yoksa Turfa mı? Mehmed Murad’ın (Mizancı Murad), ilk baskısı 1890’da yapılan, tek romanıdır. Mehmed Murad aslında bir düşünce ve aksiyon adamı. Bir dönem Jön Türkler’in liderliğini yapmış, Mizan isminde bir gazete çıkarmıştır. Gazete yazıları ve kaleme aldığı anılarından anlaşıldığı kadarıyla Mehmed Murad düşüncelerinden ödün vermeyen, doğru bildiğini söylemekten ve yapmaktan çekinmeyen, idealist bir kişiliğe sahip. Sanatçılığı idealist yönüyle bağlantılıdır. O, Turfanda mı Yoksa Turfa mı?’yla hem ‘ideal şahsiyet’ hem de ‘milli roman’ nasıl olmalıdır sorularını cevaplamış.

Turfanda mı Yoksa Turfa mı? ayrıca Türk edebiyatındaki ilk roman örneklerindendir. Bizce romanın başarılı olduğu iki yön var. Birincisi; ele aldığı dönemin fikir, duygu ve inanç yönelimlerini gerçekçi bir şekilde yansıtması. Özellikle Osmanlı’nın son yüzyılında, devlet memurlarının içine düştükleri aymazlık, etkileyici tasvir ve diyaloglarla canlandırılmış. İkincisi; Mehmet Murad’ın roman her ne kadar Batı’dan alınmış olsa da milli olmalıdır, yerli özellikler taşımalıdır yönündeki ısrarıdır. Zaten Turfanda mı Yoksa Turfa mı?’nın yazılış amacı da milli romanın nasıl olması gerektiğini göstermektir. Milli roman nedir?

Acaba Türk edebiyatına toplumsalla bireysel olan arasında ayrım 19. yüzyılda romanla birlikte mi girdi? Öyle olmalı. Yazarın Turfanda mı Yoksa Turfa mı?’yla kırmaya çalıştığı ilk eğilim, bireyselle toplumsal olan arasındaki ayrımdır. Çünkü bu ayrım Osmanlı’da yoktur. Fakat romanla birlikte Türk edebiyatına girmeye başlar. Mehmet Murad’a göre ‘millilik’; bireyselle toplumsal arasında herhangi bir ayrım gözetmemektir. Her konunun memleket meseleleriyle bir bağlantısı vardır. O yüzden her konu memleket meseleleriyle birlikte düşünülmelidir. Toplumsal meselelerle ilgili her insanın üzerine düşen vazifeler vardır. Bu vazifeler yerine getirilmediği takdirde toplumun düzelmesi beklenemez. Aynı şekilde toplum düzeltilmediği müddetçe bireysel mutluluğa ulaşılamaz. Çünkü bunlar birbirinin sebep ve sonuçlarını oluştururlar.

Fakat romanın milli olması için bu, yeterli değildir. Roman ayrıca milli değerlerin göstergesi olduğu gibi, geliştirilmesine de hizmet etmelidir. Bu yüzden her milli romanın ideal bir kahramanı olmalıdır. Demek ki Mehmet Murad, sanatçıyı toplumu şekillendiren, eğiten, yönlendiren konumunda görür. Roman kahramanı, okuyucuların örnek alabileceği, fikir edinebileceği tipte olmalıdır. Dini, ahlaki değerlere ters düşmemelidir. Onların yılmaz bir savunucusu ve uygulayıcısı olmalıdır.

Mansur, Turfanda mı Yoksa Turfa mı?’da II. Abdülhamit öncesi Osmanlı toplumunun göstergesi, taşıyıcısı ve idealidir.

Turfanda mı Yoksa Turfa mı? aslında bir ahlak ve fikir kitabıdır. Yansıttığı toplum ve karakterler analiz edildiğinde sosyoloji kitabı olarak da değerlendirilebilir. Konusu çok çeşitlidir. Mansur’la Zehra’nın ibretlik aşkı çevresinde bütün konular toparlanmaya çalışılmıştır. Fakat aşk dışındaki konular daha dikkat çekici. Aşk, bir nevi romanın kolay okunmasını sağlar. Diğer yönler ise asıl mesajı oluşturur.