SECDEYE DENK DÜŞEN ŞİİRLER

Kimin şiirine benzer Bülent Ata’nın şiirleri? Ya da hangi grup veya akım içerisinde değerlendirilebilir? Bu soruların cevabı bulmak kolay değildir. Bülent Ata bireysel bir şairdir demek de, kolaya kaçmak olur. Bireyseldir, fakat onun uzun, destansı şiirlerini ne yapacağız? Hem de ilk şiir kitabı ‘Eve Gitmek İstemediğim Günler’den (Şule Yayınları), son kitabı ‘Savaş Alanında Başıboş Atlar’a (Şule Yayınları) kadar. Hepsinde de Bülent Ata insan ve hayat üzerine düşünür. Kendi destanını yazar. Yeni bir anlamlandırma uğraşı içine girer. Bu, ilk iki şiir kitabında sancılı bir süreç olarak işlerken, üçüncü şiir kitabında Bülent Ata’nın tarzına, daha doğrusu araştırma, bilgi edinme ve sorgulama yöntemine dönüşür.

Kompleksiz bir şiir yazar Bülent Ata… Kimseye benzemek gibi bir derdi yoktur. Aslında kimseye benzememek gibi bir derdi vardır. Fakat Türk şiirinde sıfırdan başlamak, en özgün sesinle ortaya çıkmak ve onu devam ettirmek de mümkün değildir. Bu yüzden ‘Eve Gitmek İstemediğim Günler’in “Kederli Kendir” bölümüne bakabiliriz. Buradaki şiirler daha çok Sezai Karakoç ve Cahit Zarifoğlu’nu andırır. 1997-1999 yılları arasında yazılmıştır. Bu yıllarda yazan diğer şairlere baktığımız zaman da, bunlara benzer kısa, sembolik, şairin üst perdeden konuştuğu, açık söyleyişten ziyade kapalı söyleyişe önem verdiği şiirlerle karşılaşırız. Bülent Ata böyle bir ortamda yine kendine özgü bir sesle, fakat ortamdan bağımsız da olmayan bir şiir yazar. 2000’de yazdığı “Kapı” şiirini ise milat kabul edebiliriz. “Kapı” şiirinden sonra Bülent Ata’ya özgü o bireysel ama kendi içinde destansı şiirleri okumaya başlarız.

İç savaşının destancısı
Bülent Ata dış dünyanın içine dalan bir kahraman ortaya çıkarmaz. Aksine dış dünyayı içine alan, bu şekilde anlamlandıran; çoğu zaman dışarı yansıtmadan, içten içe yaşanan bir savaşın destancısıdır. “Her şeyi içime taşırdım anlamak için” der “Yaşarken” şiirinde. Sonuçta yine kendisiyle baş başa kalacağını; kurduğu, yargı bildiren mısraların ilk ve son muhatabının kendisi olacağını bilir. Bu yüzden çok anlamlı bir şekilde bitirir “Küsme Beyim” şiirini: “Secde eden alnını koru.” Secde bireysel bir eylemdir, fakat bütün Müslümanların yaptığı bir eylemdir. Tek başına yapılmasıyla bireysel; bütün Müslümanların yapmasıyla toplumsaldır. Tam da Bülent Ata şiirinin denk düştüğü noktadır secde.

Bir yerde Bülent Ata şiiri kendi sınırlarına uzanmak isteyen, ondan ötesine geçmek derdinde olmayan bir şiirdir. Taşkınlık ve isyandan ziyade itidal ve orta yol esas alınır. Ulaşılmak istenilen nokta orasıdır zaten. Ne zaman itidal ve orta yoldan sapılır, o zaman Bülent Ata şiiri savaşmaya başlar. ‘Savaş Meydanında Başıboş Atlar’da bunu okuruz. Savaşın iş ortamınada cereyan etmesi, onun modern yönüdür. Yargıda bulunan sesin kibre bulaşmamaya çalışılması, iki yönlü savaşın (bireysel ve toplumsal) tipik bir örneğidir. Bu iki yönlü savaş Bülent Ata şiirinde destana karşılık gelir.