YERLİ YERİNCE

İbrişim örmüyorlar. Örseler bir “örgü” çıkacak ortaya… İbrişim örmek eyleminden bir gönül münasebeti çıkaran aşığa aşk olsun… İbrişim örülmesi kavuşma/düğün hazırlığını, çeyiz hazırlığını imlediği kadar, bu aşkın vuslatla neticelenme sürecini de imliyor. İbrişim örseler, sevdiğini verecekler çünkü…

Bir sonraki dizede “sevmişim vermiyorlar” dizesi var çünkü…  Türkünün ikinci dörtlüğünde örtülü olarak kızın da oğlana gönüllü olduğu bilgisi var. Ancak “Tanrı’nın zalimleri” münasip görmediği için bu gönül hikâyesinden sadece ölümsüz bir türkü kalıyor.

İbrişimle, nakarattaki altın yüzükle, hoş bilezikle bu münasip görmemenin zenginlik-fakirlik meselesi olduğunu hissediyoruz bir ölçüde…

Zengin kız-fakir oğlan hikâyesi bir nevi…

İkinci dörtlükte “karadut” benzetmesi bir yaz tazeliği, bir olgunluğu verirken bu aşka, aynı zamanda kızın ne kadar güzel ve beyaz tenli olduğunu da söylüyor bize.

Beddua da çok güzel: “Beni yardan ayıran/Kurusun yaprak gibi…” Karadut ve kaymak çağrışımındaki canlılık kuru yaprak çağrışımıyla mutsuz sonla neticeleniyor ancak, sonuçta ezgisiyle, sözleriyle, inanılmaz güzellikte bir türkü çıkıyor ortaya…

Türkü şöyle:

“İbrişim örmüyorlar
Sevmişim vermiyorlar
Tanrı’nın zalimleri
Münasip görmüyorlar

(Altın yüzük kol bilezik kollar nazik oy oy
Ben yârimden ayrılmışım dayanamam ben
Ben güzelden ayrılmışım sabredemem ben)

Karadut parmak gibi
Kız yüzün kaymak gibi
Beni yardan ayıran
Kurusun yaprak gibi”

Notaya alınırken “üçüncü” dize yer almasa da “kız ağzından” söylenen bir dörtlüğü daha var türkünün. Kız da oğlana yangın… Esasında böyle bir türküyü söyleten aşkın karşılıklı oluşu biraz da…

“Kaleden indim ancak
Elimde yeşil sancak
Ne kız oldum ne gelin
Ateşe yandım ancak”

Bu dörtlük farklı yörelerde farklı türkülerde söylense de “İbrişim örmüyorlar” türküsüne yakışıyor.
Aziz Şenses’ten alınan bu Adana türküsünü Ahmet Yamacı derlemiş.
Her söyleyenden dinleyebilirsiniz.
Ben Nazlı Öksüz’den dinlemeyi seviyorum.