SICAK TATİLE SERİN ALTERNATİF: 4 BÖLGE, 4 BİSİKLET ROTASI

Yazla birlikte kıyılar dolarken, sıcak ve kalabalık bir tatil yerine serin alternatifler arıyorsanız, üstelik garajınıza ya da evinizin bir köşesine park ettiğiniz bir bisikletiniz varsa, ‘4 bölgede 4 bisiklet rotası’ önerilerimize bir göz atın. Yolunuz açık, rüzgârınız bol olsun…

Yedi doğa harikası: Düzce-Yedigöller-Bolu (76 km)
Fotoğrafçıların, yürüyüş ve doğa tutkunlarının göz bebeği, Batı Karadeniz ormanları içindeki Yedigöller Milli Parkı, toprak kayması sonucu kütlelerin vadilerin önünü tıkamasıyla meydana gelmiş gölleri ve bitki örtüsüyle bir doğa harikası. Buraya, Bolu merkezden, Yeniçağa-Mengen-Yazıcık rotasını izleyerek ya da Düzce’nin Yığılca ilçesinden ulaşma seçenekleri var. Rotanız, bisikletle yol almak için ideal; ormanın içinden ve oksijen dolu. Rota, bahar ve sonbaharda akılda kalacak renk ve manzaralarla karşınıza çıksa da, her mevsimi ayrı keyif. Büyükgöl, Seringöl, Deringöl, Nazlıgöl, Küçükgöl, İncegöl ve Sazlıgöl aralarında 100 metre yükselti farkı bulunan iki plato üzerinde.

263 bitki türü var
Yedigöller, başta zambak, sıklamen, çiğdem ve orkide olmak üzere toplam 236 bitki türünün yanı sıra karışık doğal ormanlara da sahip. Kayın, gürgen, meşe, kızılağaç, akçaağaç, karaağaç, titrek kavak, sarı ve karaçam, köknar, fındık, yapraklı üvez, keçi söğüdü, yabani kiraz, porsuk, ıhlamur ve dişbudak ağaçlarını burada görmek mümkün. Birçok yaban hayvanın yanı sıra milli park sahasında 100’ün üzerinde kuş türü tespit edilmiş.

Doğal güzelliklerle yolculuk
Düzce’ye 38 km mesafedeki Yığılca’dan başlayarak, Hasanlar Barajı, Saklıkent Şelalesi, Sarıkaya ve Gökçekaya mağaraları, bölgenin doğal güzellikleri. Yukarı Melendere havzası dağlarla çevrili, Yığılca çıkışı burada. Buradan ormanlık alana girerek bu güzergâhta yavaş yavaş yükselmeye başlarsınız. Yaklaşık 1200 ve 1500 metrelik iki rampa tırmandıktan sonra rota, 780 metre yükseklikteki Yedigöller Milli Parkı’na ulaşır. Göllerde gölalası ve gökkuşağı alabalığı var ve 1 Nisan’dan-1 Ekim’e kadar Büyükgöl ve Deringöl’de ücret karşılığı sportif olta balıkçılığı yapılıyor. Parkuru sonlandırmak için, Kapankaya Seyir Terası’na kadar son rampa çıkılabilir. 78 km sonra da Bolu karşınızda…

 

Nergisin sevdiği topraklar: Karaburun Yarımadası (160 km) 
İzmir’in 100 km batısında, Ege Denizi’nin içine uzanan Karaburun Yarımadası’na ismini veren kayaların üzerine kurulu Karaburun, bu civarın en güzel koylarıyla, en temiz denizine sahip. İzmir Körfezi’nin girişinde, yarımadanın en kuzeyinde yer alan Karaburun’un bilinen ilk adı, Homeros’un İlyada eserinde geçen ‘Rüzgârlı Bayır’ anlamındaki Mimas. Osmanlı döneminde Ahırlı adını alıyor. Adının, toprağının koyu renginden ya da ‘kara’ sözcüğünün halk ağzında ‘kuzey’ anlamında kullanılmasından geldiği tahmin ediliyor.

 

 

Efsanelerin çiçeği
Karaburun’un, engebeli arazisi nedeniyle tarıma elverişli alanı fazla değil. Daha çok zeytin, narenciye, enginar ve üzüm yetiştiriliyor. Yarımadanın kendine özgü hurma zeytiniyle son zamanlarda rağbet gören enginarı ünlü… Ayrıca burada, sayısız şifalı ot ve bitki olduğu da biliniyor. Karaburunlular’ın en çok bel bağladığı geçim kaynağıysa, kokusuyla birlikte, bölgedeki efsanelere konu olan nergis.

Dingin koylara uzanın
Bisikletle sahilden yol kat etmek için, iki günlük bir rota olarak, Karaburun Yarımadası ideal bir güzergâh. Bakir koylarda yüzme molası verebilir, kalabalık kıyılardan uzaklaşarak dingin koylara ve köylere uzanabilirsiniz. İçmeler-Gülbahçe-Balıklıova- Mordoğan-İnecik-Ambarseki-Saip-Karaburun-Tatil Sitesi-Yeni Liman-Hasseki-Sarpancık-Parlak-Salman-Küçükbahçe-Tuzla Koyu-İris Gölü-Ildır-Ilıca-Alaçatı güzergâhında, yarımadanın kuzey ucundan batıya döndükten sonra, dingin bir yolculuk sizi bekler.

Son durak Alaçatı
Akdeniz yanarken, Ege’ye ilaç gibi gelen rüzgârıyla ünlü rota, Ilıca’dan sonra, son yılların en popüler tatil beldesi Alaçatı’da son bulur. Sarpancık köyü yakınlarındaki bir burunda bulunan Sarpancık Deniz Feneri’ni kaçırmayın. Yolun bir diğer sürprizi de bozulmamış Ildırı ve Erythrai antik kenti. Mutlaka ören yerinin tepelerindeki kalıntılara çıkın, antik tiyatro, akropol, Athena Tapınağı ve surları görün. Günbatımını antik kentin rahmetli bekçisi Hüseyin’in oğlunun açtığı, kır kahvesi Agora Kafe’de seyredin.

FOTOĞRAF MOLASI
Karaburun’un tepelerinden, Sakız Adası, Foça ve Urla’yı görmek mümkün.

 

Karadan mavi yolculuk: Gökova Körfezi (295 km)                
Adeta bir cangıldan ilerleyerek, bir kanalmışçasına ormanların içine kıvrılan, denizi terk etmeden, yer yer çam ormanları arasındaki bük ve köylerden geçen bir rota… ‘Karadan mavi yolculuk’ yapmanın mümkün olduğu, bir baştan bir başa sahilden Gökova Körfezi’ni dolaşan, Karya yerleşimleri Halikarnassos’tan Knidos’a uzanan, ıssız koylara uğrayan 3-4 günlük bir güzergâh.

Kamp imkânı
Birçok doğal plajda kamp imkânının yanı sıra rota üzerinde özellikle Mazı-Çökertme, Akbük Koyu-Akyaka, Okluk Koyu-Bördübet Koyu, Hayıt Bükü-Palamut Bükü arasında doğasıyla Akdeniz’in en etkileyici konaklama tesisleri de var. Güzergâh şöyle: Bodrum-Kızılağaç-Yeniçiftlik- Mazı-Çökertme-Akbük Koyu-Akyaka-Gökova-Karacasöğüt- Okluk Koyu-Longöz Koyu-Yediadalar-Küfre Koyu-Bördübet Koyu (Amazon)-Balıkaşıran-Datça-Mesudiye-Hayıt Bükü-Ovabükü-Palamut Bükü-Yazıköy-Knidos. Bodrum ve Datça’da yol boyunca eski yel değirmenleri size eşlik edecektir.

Kaçırılmayacak duraklar
Rotanın sonunda Datça-Bodrum feribotlarıyla turunuzun çıkış noktası olan Bodrum’a dönebilirsiniz. Akyaka’da Azmak; Özel Çevre Koruma Bölgesi kapsamında, çam ağaçları ve zeytinlikler arasındaki Akbük Koyu; Datça Yarımadası’nın Gökova Körfezi’ne bakan yüzünde yer alan ‘kuş yatağı’ olarak da bilinen Bördübet Koyu; etrafta ışık kirliliği olmadığından yıldızların çıplak gözle izlenebildiği ender güzellikteki yerlerden biri Amazon Koyu; irili ufaklı adalardan oluşan Yedi Adalar; Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi; dünyanın 7 harikasından biri olan ve antik çağın en ünlü kentlerinden Halikarnassos üzerine kurulu Bodrum’daki Mausoleion’dan geriye kalanlar; Ören’de Keramos ve kuzeyine Ege’yi güneyine Akdeniz’i almış Datça Yarımadası’ndaki Knidos antik kenti rotanın kaçırılmayacak durakları… Günbatımı için Knidos’ta olun.

ALIŞVERİŞ
Özlü’deki Datça bademinin tadı benzersizdir.

 

İstanbul ortasında bir vaha: Belgrad Ormanı (20 km)
İstanbul gibi bir kentin ortasında, 400 bitki, 169 kuş, 56 kelebek ve yüzlerce mantar türü ile birçok memeli hayvan ve sürüngenin yaşıyor olmasına ihtimal vermiyorsanız, Belgrad Ormanı’nda bir yürüyüş ya da bisiklet turu, bu fikrinizi değiştirecektir. Kayın, gürgen, kestane, kızılağaç, titrek kavak, ıhlamur, akçaağaç, karaağaç, karaçam, sarıçam, fıstıkçamı, sahil çamı, dişbudak, ladin, sedir ve meşe ağaç türleri de cabası. Flora ve fauna açısından son derece zengin olan Belgrad Ormanı, İstanbul’un oksijen deposu ve adeta bir vaha.

Tarihi önemi var
5 bin 500 hektarlık bir alanı kaplayan Belgrad Ormanı’nın önemi tarihsel… Bizans ve Osmanlı döneminden yakın tarihe dek Neşet, Topuz ve Ayvad dereleri gibi akarsular, kentin içme suyunu sağlıyordu. 1956’dan beri mesire ve piknik alanı olarak kullanılan Belgrad Ormanı, Kırkmerdiven su sisteminin önemli bir merkeziydi. 1600’lü yıllardan 1800’lü yıllara kadar yapılmış yedi bent inşa edilerek şehre su getirilmişti. Büyük Bent ve Sultan II. Mahmut Bendi görülmeye değer. Büyük Bent’in yanındaki 6,5 km’lik en uzun yürüyüş yolunun yanı sıra 8 km’lik özel bisiklet parkuru da yer alıyor. Bahçeköy merkezden başlayıp orman içerisinde bir daire çizdikten sonra tekrar Bahçeköy’e dönebilirsiniz. Girişten başlayan ormanlık alanın sağından devam ederek Valide Sultan Göleti’nin etrafını dolaşın, II. Mahmut Bendi yanından geçerek Gümüşdere yolundan güneye doğru devam edin. Kömürcü Bendi’nin yanından geçip Neşet Suyu’na ulaşın. Büyük Baraj etrafındaki yürüyüş güzergâhını rotaya katarak bu keyfi uzatabilirsiniz.