ŞİFASIYLA YAŞAYAN KENT: KASTAMONU

1910’lardan kalma, tarihi Kastamonu Belediye Konağı’nın, merdivenlerinden iner inmez, dönüp yeniden binaya bakıyorum; oturaklı ve ağırbaşlı… Bu Milli Mimari ekolü örneği, dört metre tavan, dengeli duruş ve çarpıcı süslemeleriyle, Anadolu’daki devlet yapılarındaki görkemin bir nostalji olmadığını ima eder gibi. Bina artık Osmanlı Sarayı olarak bilinen butik bir otel… Cumhuriyet Meydanı’ndaki, aynı dönem ve akımın eseri Hükümet Konağı ise görev değişikliği yapmak zorunda kalmadan yaşamını sürdürüyor.

Şifa dağıtan pazar
Günlerden çarşamba, Kastamonu’nun pazarı var. Kendir Kapanı (Yanık Hanı), Yanıkoğlu Hacı İsmail Ağa tarafından ticaret hanı olarak yaptırılmış. 270 yıl sonra, hâlâ içeride ticaret yapılıyor. Üç katlı hanın, avlusunun etrafına dolanan ahşap koridorlardaki odalardan köylüler, urgan yapılmaya hazır, çuval çuval taranmış kendir çıkarıyorlar. Zamanında Roma’ya ceviz ve badem ihraç eden bu kentte yetiştirilen ürünlerin birçoğunu tanımıyorum. Örneğin, üryani eriği… Satıcı kadın, düşüncelerimi okuyormuş gibi, “Kastamonu’dan başka hiçbir yerde göremezsin.” diyor. İnsanoğlunun tarıma geçmesiyle ilk ektiği buğday türü: Siyez bulguru… M.Ö. 10 bin yılında da vardı, şimdi de var. Hikâyesini kadınlar anlatıyor: “Hasattan sonra kazanda kaynatır, kurutur, en son su değirmeninde kabuğundan çıkarırız.” Kara üryani eriği pestili; yenmiyor, su içinde ezilip içiliyor. Elma ekşisi, kepekli su değirmeni unu, Taşköprü sarımsağı, keten tohumu, torba yoğurdu, Tosya pirinci… Kastamonu şifasıyla yaşıyor.

Sıra dışı türbe
Bu evliyalar şehrinde, adım başı yatır var. En önemlilerinden ve en çok ziyaret edilenlerinden biri de Aşıklı Sultan Türbesi. İçerideki beş sandukadan ortadaki, Aşıklı Sultan ya da halkın deyişiyle Yanık Evliya’ya ait… 1116’da, Türkler kaleyi Bizanslılardan almak için savaşırken, kumandan olan Aşıklı Sultan, okla vurularak şehit olmuş, şehit olduğu yere gömülmüş, sonraları da üzerine bir türbe yapılmış. Söylenceye göre, Cumhuriyet’in ilk yıllarında türbeyi ziyaret eden biri, dileği gerçekleşmeyince, öfkeyle türbeyi ateşe vermiş. Aşıklı Sultan, valinin rüyasına girip onu uyarınca da yangın hemen söndürülmüş. İnanışa göre, sultanın sandukanın ucundaki camdan görünen ayakları bu nedenle yanık.

Kastın neydi Moni!
Kentin eski ahşap evlerinin sıralandığı sokakların ucundan er geç Kastamonu Kalesi görünür. Burası, kentteki Bizans varlığını hatırlatan tek yapı. Kent adının kökenine dair, efsanevi, romantik bir öyküye göre; Bizans tekfurunun güzel kızı Moni, kaleyi kuşatan Türk askerlerinin komutanını, kale burçlarından görür ve âşık olur. Türkler, Bizans tekfurunun direnişi karşısında, kuşatmadan vazgeçmek üzeredirler. Bir gece, Moni dadısını kalenin anahtarıyla birlikte, Türk beyinin çadırına gönderir. Dadı, beye, Moni’nin ona âşık olduğunu söyler, kuşatmayı bırakıp gitmemesini ister ve ona kalenin anahtarını verir. Kısa bir zaman içinde, Türkler yeniden saldırıya geçmiş, tekfursa kızının ihanetini öğrenmiştir. Baba, kızını, kırk arkadaşıyla birlikte, kaleden aşağı attırır. Bu sırada tekfur, acı içinde, “Kastın neydi Moni!” diye bağırıyordur…

Pastrıma yazının pastırması
Belediye Caddesi’nde ayakkabıcılar, kuyumcular, pastırmacılar sıralanmış. Bir zamanlar Kastamonu’da yoğun bir Rum ve Ermeni yerleşimi varmış. Ermenilerin çoğu geçimini ayakkabıcılıkla sağlıyormuş. Bir dükkânda hummalı bir şekilde pastırma kesiliyor, soğan doğranıyor. Kastamonu’nun şanı etli ekmeğin, pastırmalı olanı da çok tüketiliyor. “Bir ekmeklik pastırma…” diye sipariş veriyor içeri giren kadın. Genç delikanlı soğanı doğramayı bırakıp, bir kâğıdın içinde, pastırma, soğan ve kırmızıbiber karışımı hazırlıyor. O paket fırına gidecek, pastırmalı ekmek olarak çıkacakmış… Asıl seven ve bilen, lokantada yemez, böyle yaparmış.

Meydanda dinamik yaşam
Kenti ikiye bölen Karaçomak Deresi üzerinde, bir yanında Saat Kulesi, diğer yanında da Kastamonu Kalesi olan Nasrullah Köprüsü ya da tarihi Taş Köprü var. Rivayete göre saatin sesi yüzünden padişahın gözdelerinden birinin çocuğunu düşürmesiyle saat Kastamonu’ya sürgün edilmiş. Balkapanı Hanı’na, oradan da Nalburlar Çarşısı Sokağa doğru, ardından çocuk yaşta valilik yapmış Cem Sultan’ın adını taşıyan handan geçip, kentin kalbi Nasrullah Meydanı’na varılır.

İlk kadın mitingi
Yunanlıların İzmir’i işgal etmesini protesto etmek amacıyla, Kastamonulular, 16 Mayıs 1919’da, bugünkü meydanın bir bölümü olan Saman Pazarı’nda toplanırlar. Savaş boyunca yapılan mitingler içinde, 10 Aralık 1919’da, yalnız kadınların düzenlediği bu gösteri, Türkiye’nin ilk kadın mitingi olarak anılır. 

İstiklal Marşı ilk burada okundu
Mehmet Akif Ersoy, Kurtuluş Savaşı’na destek veren seslenişini, meydanda bulunan Nasrullah Cami’nin kürsüsünden yapar. İstiklal Marşı, milli marş olarak kabul edilmeden önce, ilk kez buradaki kürsüden okunur. Caminin, günün farklı ışıklarında farklı görüntüler veren, güzel, mermer şadırvanlarından akan suyla ilgili inanış şöyle: “Nasrullah şadırvanından bir defa su içen, ömrü boyunca, Kastamonu’ya en az yedi defa gelir ya da Kastamonu’da kalır.”

Yaşayan konaklar
Gezdikçe güzelleşen, karakteri olan bir Anadolu kenti Kastamonu. İstediğinde, karlı dağlara, sahillere, derin kanyonlara açılır. İstediğinde, bir yatırda huzur bulur ya da ahşap konakların cumbalarının altından kıvrılarak, kaleye çıkar ve buradan kendini seyreder. 534 tescilli konağın birçoğunun ön cepheleri, birbirinden farklı mimarilere sahip. Kentin, çoğu Osmanlı dönemi tarihi yapıları, valilik tarafından satın alınarak restore edilmiş, işlev kazandırılmış. Birçokları, içlerine sivil toplum örgütleri, vakıflar ve müzelerin yerleşmesiyle hayat bulmuş. Münire Medresesi’nde baharatların kokusu, dövülen bakırın sesi, dokuma yapan kadınların sabrı, ahşabın kokusu ruhunu okşar insanın… Kastamonu, içine kapanıktır belki ama onu gerçekten tanımak isteyene kapıları her zaman açıktır…

KAÇIRMAYIN
Kastamonu Kent Tarihi Müzesi, Liva Paşa Etnoğrafya Müzesi, Ellezler Konağı El Dokumaları Müzesi, Arkeoloji Müzesi, müze meraklılarını mutlu edecektir.  

LEZZET MOLASI
Et, tuz ve kırmızı biber karışımının, sarımsak ve çemene bastırılıp pastırma yazında, güneşte kurutulmasıyla hazırlanan doğal Kastamonu pastırmasını ve dibek dövme kahveyi tadın.

ALIŞVERİŞ
Kızılcık tarhanası, üryani eriği, kepekli pirinç, kepekli su değirmeni unu, keten tohumu, siyez bulguru alışveriş listenizde olsun.