ŞİİRİN, BÜLBÜLÜN KENTİ: ŞİRAZ

İranlı genç, bana küçük, kalın bir kitap uzattı ve rastgele bir sayfayı açmamı istedi. “Falına bak, bütün sırlar Hafız-ı Şirazi’de saklıdır.” dedi. Bu mistik atmosferin etkisiyle parmaklarım kitabın sayfalarında gezindi ve bir sayfada durdu. “Hepimiz Hafız’ın satırlarında kendimizden bir şeyler buluruz, hepimiz yolumuzu Hafız’la çizeriz, bu da senin yolun…” dedi genç. İranlılar’a göre her evde mutlaka iki şey bulunmalıdır; ilki Kur’an-ı Kerim’dir, ikincisi Hafız’ın kitabı. Hafız, İran’da saygı duyulan bir halk kahramanıdır. Şiraz’da şiir, sadece entelektüllere ait bir tutku değildir adeta bir halk türküsüdür. Hafız’ın türbesinin önünde, Hafız şiirlerinin yazılı olduğu kağıtları muhabbet kuşlarına çektiren adamlar bekleşir. Hafız yolu çizer, İranlılar dinler. İranlılar ne Hafız’sız kalmak ister ne de falsız…

Fars dili ve edebiyatının üstadı
Şairlerin, aşkın, şarabın, bülbüllerin ve güllerin şehri Şiraz’da halk arasında “Hafıziye” olarak bilinen Hafız’ın türbesi canlıdır. Gün batmış, bahar kapıda, su sesi, kuş sesleri, hoparlörlerden kısık bir sesle etrafa Hafız’ın şiirlerinden şarkılar yayılıyor… Portakal ağaçları ve çiçeklerin olduğu, havuzlu bir bahçe içinde, derviş sarığını sembolize eden, çini işlemeli kubbeyi ayakta tutan sütunlara dayanmış ziyaretçiler birbirlerine Hafız’ın şiirlerini okuyorlar. Kubbenin altında, 14. yüzyılda yaşamış, Şiraz’a methiyeler düzmüş ve öldüğünde bu kentte gömülmek istemiş, Fars dili ve edebiyatının üstadlarından Hafız’ın türbesi var. Bu mermer türbe, halk arasında ‘Aramgah-e Hafez’ olarak biliniyor. Mezartaşında şiirlerinden biri yazıyor. Gelen giden Hafız’a dokunup bir dilek diliyor, başucuna gül bırakıyor.

Şiire ibadet edilen kültür
İran kültürü, gençlerin ve her yaşın şaire ve şiire saygı duyduğu bir kültür. Türbe ve bahçelerin en canlı olduğu zaman akşamları… Türbenin başında, birçoklarının elinde Hafız’ın şiirlerinin bulunduğu fal kitabı “Faal-e Hafiz”. İki bin yılı aşkın bir süre Pers kültürünün kalbi olarak baştacı edilmiş, seçkin bir kent Şiraz… Fars eyaletinin başkenti, aynı zamanda ‘öğrenim evi’, ‘güllerin kenti’, ‘aşkın kenti’ ya da ‘bahçeler kenti’ olarak da adlandırılıyor. En güzel binaların inşa edildiği ve onarıldığı Zend hanedanı (18. yüzyıl) zamanında İran’ın başkenti olup, ortaçağ İslam dünyasının da en önemli kentlerindendi.

Bağlarda bahçelerde bir bülbül sesi
Şiraz, romantik bir kent. Ama her fırsatta önerilen klişe romantik destinasyonlardan değil. Şiraz romantizmi, şairlerin türbelerinin başında, dingin camilerde, bir nargile nefesinde, bağlarda, bahçelerde yaşayan bir kent. Baharda İrem Bahçeleri’nde gezinin. Şiraz Üniversitesi yakınında olduğundan burada birçok öğrenciye, gölgelik gezinti yollarında ve lavanta çiçekleriyle dolu kameriyelerde rastlayacaksınız. Klasik İran tarzında düzenlenmiş, havuzların ve dere yollarının bulunduğu bahçede birçok bitki ve çiçeğin arasında sadece Şiraz’da yetişen bir tür servi ağacı olan Sarv-e Naaz da var. Bahçedeki 19. yüzyıla ait binanın cephesindeki çiniler, ayrıca Hafız ve Sa’di gibi şairlerin el yazması Farsça şiirleri göze çarpıyor. İklimi güzel Şiraz kenti, bereketli bir vadide yer alıyor. Ancak bu vadideki bir zamanların ünlü bağlarında yetişen efsanevi Şiraz üzümlerinin bugün esamesi bile okunmuyor.

İnşası 180 yıl süren ihtişam
İran turizminin önemli kozlarından biri olan, Rahmet Dağı’nın eteklerindeki Persepolis, Şiraz’a sadece 50 km mesafede. M.Ö. 6. yüzyıl sonlarında Pers Kralı I. Darius (Dara) tarafından kurulan Pers İmparatorluğu’nun başkenti Persepolis, Farsça’da “Cemşid’in Tahtı” anlamına geliyor. Kentin inşası 180 yıl sürmüş, iki asır ayakta kaldıktan sonra da Büyük İskender’in orduları tarafından tahrip edilmiş. Bugün görülen harabeler Persepolis’in ihtişamının sadece bir gölgesi. Kent bugünkü varlığını asırlar boyu toz ve kum ile kaplanmış olmasına borçlu. Kazılar ancak 1930’larda bu ihtişamı tekrar ortaya çıkarmış.

Şiraz’dan Avrupa saraylarına
Şiraz’da turizmle gelen yozlaşmadan eser yok. Vekil Pazarı’nın bir kapısından girip diğerinden çıkın, labirentlerinde dolaşın, Serai Mushir kervansarayının dükkanlarından alışveriş edin, İran’da iyi huyluluğuyla ün salmış, ülke çapında sevilen eli açık Şirazlılar’la sohbet edin, safran ve sürme alışverişi yapın, asırlar boyu Avrupa saraylarını, pamuk ve petrol zengini Amerikalılar’ın malikanelerini süslemiş, bir statü göstergesi İran halılarının içinde en ünlülerinden olan Şiraz halılarının peşine düşün. Halıcılarla sohbet etmek ve halıların tarihini öğrenmek de bu zevkin cabası. Pazarın hemen yanındaki Vekil Camii, 18. yüzyılda Kerim Han tarafından yaptırılmış. Havuzlu büyük avlusu, çiçek desenli çinilerle kaplı kameriyesi, mihrabı ve 14 basamaklı mermer minberiyle etkileyici. Her biri tek blok taştan yapılmış kırk küsur sütunun bulunduğu kemerli ibadet alanının sükûneti insanı hipnotize ediyor.

Sevgi saçan gezgin
“İki şey ruhumuzu karartır.” demiş Sadi; “Biri konuşacakken susmak, diğeri susacakken konuşmak.” Şiraz’ın İranlılar için bir hac yeri haline gelmesinin bir başka nedeni de Şirazlı şair Sadi’nin türbesidir. Sadi’nin hayatı Hafız’ın tam tersine yollarda geçmiş, gezgin derviş olarak Hindistan’dan Anadolu’ya, Lübnan’dan Etiyopya’ya, 30 yılı aşkın bir süre dolaşmış. Bir tepenin eteklerindeki türbe, Hafız’ın türbesine göre daha sade, daha az turistik. Mermer türbenin üzerinde, “Şirazlı Sadi’nin türbesi aşkın kokusunu saçacak, hatta, onun ölümünden binlerce yıl sonra bile…” diye yazıyor. “Qanat” olarak bilinen bir su yolu ile beslenen balıklı bir havuz başında bulunan türbenin avlusundaki merdivenlerden aşağıda balıklı havuzun başında dilek dileyenler görülüyor. Türbenin huzurlu bahçesi, İranlılar’ın sevdiği bir piknik alanı.

YEREL TAD
İran tatlısı ‘falude’yi tadın.

FOTOĞRAF MOLASI
Dağa oyulmuş kral mezarından Persepolis’e başka bir perspektiften bakın.

LEZZET NOKTASI
Vekil pazarındaki Kerim Han’ın özel hamamı, bugün Hamam Restoran…

LEZZET NOKTASI
Soufi Restoran’da otantik atmosfer, yerel yemekler ve geleneksel canlı müzik bulacaksınız.