SIRADIŞI, YETEKLİ VE ENERJİK: GİSELLE TAVİLSON

Sanatçı bir ailenin, sanatçı çocuklarından biri Giselle Tavilson… Ünlü kompozitör İstemihan Taviloğlu’nun kızı. Kızına masalları bile piyano eşliğinde anlatan baba, yetenekli kızının gelişmesine büyük katkıda bulunmuş. Giselle Tavilson sanatı ve şovu bir araya getirerek birbirinden renkli projelere imza atmış. Elektro keman çalarken alışılmışın dışında performanslarla sahne alıyor. Eğlenceli ve unutulmaz gösterilere imza atıyor. Yurt dışından da oldukça talep gören güzel sanatçı, yoğun iş temposuna rağmen sevdiği işi yaptığı için kendisini çalışmıyor gibi hissettiğini söylüyor. Elektro kemanı ile dansçılarla birlikte dans ediyor, lazerlerin içinde yer alıyor ve hatta havada takla atıyor. Enerjisi ve sempatisiyle içimizi ısıtan Giselle Tavilson’a merak ettiklerimizi sorduk.

Müzisyen bir babanın kızısınız, kemana bu sayede ilgi duydunuz sanırım?
Kompozitör ve besteci bir babanın kızıyım. Babam İstemihan Taviloğlu, Türkiye’nin ilk beş müzisyeni olarak sayılan Adnan Saygun’un öğrencisiydi. Günümüzde hala senfonilerde kendisinin eserleri seslendirilir. Müzisyen bir ailede yaşadığım için kemana merak saldım ve keman çaldım.

14 yaşında Amerika’ya taşınmışsınız orada neler yaptınız?
Evet, bana yarı Amerikalı yarı Türk diyebilirsiniz.14 yaşımdan itibaren gençlik yıllarım Amerika’da geçti. Benim kendimi buluşum Amerika’da oldu. İngilizce ve Türkçe ikisi de ana dilim. Burada olduğumda Türk örf adetlerini çok iyi bilen, yurt dışına gittiğimde ise dışlanmayan biriyim. Bu benim sahne hayatımı olumlu yönde etkiledi.

Yurt dışında da sahne alıyorsunuz değil mi?
Evet, yurt dışından çok fazla teklif geliyor. Bu ay Almanya’dan geldi, önümüzdeki ay Londra ve sonrasında Belçika var. Dünya insanı olunca, performansınız da dünyaya uygunsa, yabancı ülkelerden teklifler geliyor. Performanslarım Türkiye ile sınırlı kalmadı, dünyaya açılabildim, bu beni çok mutlu ediyor.

Konservatuar eğitimini nerede aldınız?
Ankara Hacettepe Devlet Konservatuarı’na gittim. Amerika’dan döndüğümüzde babam eğitimci olarak 9 Eylül Üniversitesi’ne atanmıştı, orada da 2 sene daha devam ettim.

Müziğe babanız sizi teşvik etmiş, sizde o yeteneği görmüş değil mi?
Evet, yeteneğim olmasaydı teşvik etmezdi, çok dürüst bir insandı. Çocukken masalları bile babamdan piyano başında dinlerdim. Babam bana Ortaçağ dansları yaptırırdı, böyle bir ailede büyüdüm.

Anneniz müzisyen miydi?
Annem ekonomistti. Müzisyen değildi ama kendi kendine piyano çalmayı öğrendi. Çok güzel bir sesi vardır, arada şarkı söyler. Abilerimden biri trompet sanatçısı. Halam Oya Kınıklı önemli bir ressamdır. İsveç kralı Türkiye’den ilk onun tablosunu satın aldı.

Çocukluğunuz sanatçılar arasında geçti diyebilir miyiz?
Evet, gerçekten öyle… Çocukken hayatım müzikle, resim sergileriyle geçtiği için herkes böyle yaşıyor diye düşünüyordum. Belki de bu yüzden farklı bir şey yapmak isteyerek ticaret okudum.

Ticaret okumaya nasıl karar verdiniz?
Keman çalıyordum ama farklı şeyleri merak ediyordum, ya da daha doğrusu kemanı çaldığım şekil beni sıkıyordu, farklı bir şey yapmak istiyordum. Klasik müzik dinlemeyi seviyordum ama çalma şekli olarak çok tabuları olduğu için sıkılıyordum. Klasik müzik icra ederken ortam sessiz olmalıdır, belli şekilde giyinmek, oturmak ve hareket etmek zorundasınız. Bu şekilde keman çalmak bana sıkıcı geldiği için o dönem New York’ta iş kadını olmaya karar vermiştim.

Yaptığınız keman performansı fikri bu dönemden sonra mı oluştu?
Keman bilgimle ticaret bilgimi birleştirince bu fikir ortaya çıktı. İçimde var olduğunu bilmediğim bir şey bir anda ortaya çıktı. İstanbul’un başarılı gece kulüplerinden biri bana, ‘elektro keman çalar mısın?’ diye sordu. Elektro kemanla, akustik keman çalmak arasında bir fark yoktur. Ben de ‘tamam’ dedim.

Hem keman çalıp hem takla atmak, dans etmek zor olsa gerek…
Önce beyin gücüne ihtiyaç var, bir şeyi yapacağınıza inanmalısınız. Sonrası çok çalışmak… Sürekli prova yapıyorum. İngilizlerin bir sözü vardır ‘pratik yapmak mükemmelleştirir’ diye, onu uyguluyorum. Günlerim sürekli çalışarak geçiyor.

Yeni projelerinizden bahseder misiniz?
Önemli projelerimiz var; biri lazer kullandığımız bir proje. Diğeri Ürgüp-Göreme’de balonda gerçekleştirilecek bir proje. Son olarak, Boğaz Köprüsü’nden atlayarak keman çalacağım bir projemiz olacak, hazırlıklar sürüyor. Onun için Guinness Rekorlar Kitabı’na geçmek üzere başvurduk.

Kaç senedir devam ediyor şovlarınız?
3,5 senedir devam ediyor. Bu zaman içinde isim bilinirliği kazandık. Bende çok hırs ve aşk var, daha da iyi projeler yapacağız.

Siz klasik müzik konserine gidiyor musunuz?
Yakın zamana kadar abim geliyordu Amerika’dan burada orkestra yönetiyordu, onun konserlerine gidiyordum ama artık pek gitmiyorum. Klasik müzik konserleri de hafta sonları oluyor, benim performanslarımla çakışıyor o yüzden gidemiyorum. Bir de işim gereği çok seyahat ediyorum.

Sahne performansı repertuarınızda neler var?
Klasik müzik eserlerin yanı sıra, sevilen yabancı pop şarkılarına cover yapıyorum. Son dönemde Türkçe şarkılara da yer vermeye başladım. Şöyle bir gerçek var, hangi organizasyonda yer alırsam alayım, herkes kendisinden bir şey bulmak istiyor. Bazı insanlar ‘Türkçe dinlemem’ diyor ama kişisel görüşüme göre bizdeki pop şarkıları Rihanna’nın söylediği şarkılardan daha kötü değil.

Klasik müzik eserlerini neye göre seçiyorsunuz?
Tamamen bilinirliğine göre seçiyorum. Mesela Vivaldi dediğinizde herkes biliyor. Dört Mevsim eserini herkes biliyor. Dâhiyane besteciler var ama eserleri çok ağır, onları seçmiyorum. Doktorlar nasıl bilmediğiniz terimlerle konuşunca anlamazsanız, klasiğin dibine inerek yazılan ağır eserler anlaşılamıyor. Halka ulaşmış, halkın sevdiği eserleri seçiyorum.

Sizin gibi dünyada bu işi yapanlardan beğendiğiniz bir isim var mı?
Evet var, Lindsay Stirling. Çok enteresan bir kız. Senelerdir bu işi yapıyor, insanları keman aşığı yaptı albümleriyle. Bilinirliği çok arttı, benim performansımı seyredenler, ondan bir parça çalıp çalmayacağımı soruyor. Bir de Kate Linn var, Güney Afrikalı, o daha az tanınıyor. Ben sahne enerjisi olarak ikisiyle kendimi çok özdeşleştiriyorum.

Başka bir enstrüman çalıyor musunuz?
Küçükken babam bana biraz piyano öğretmişti. Ben sıkılınca babam çok zorlamadı. Biraz şarkı seslendiriyorum, keman çalışımın büyüsü bozulmasın diye sahnede söylemiyorum ama.

Bir de yeni bir Quartet grup kuruyorsunuz değil mi?
Evet, sahneye hem Giselle Tavilson olarak çıkabileceğim hem de Giselle Tavilson Quartet Grup olarak çıkabileceğim. Bir elektro keman daha, bir elektro viyolonsel, bir de keyboard olacak. Yelpazemiz genişliyor.

Formunuzu nasıl koruyorsunuz?
Sanırım en önemlisi beslenme. Yediklerime dikkat ediyorum, beyaz un, ekmek ve pirinç yemiyorum. Plates yapıyorum. Şimdi bir hocayla anlaştık onunla birlikte açık havada çalışacağız. Sporsuz olmuyor.