SOĞUK ALGINLIĞINIZI ANTİBİYOTİKLE GEÇİREMEZSİNİZ

BİRAZ DİNLENME, SIK SIK EL YIKAMA VE BASİT İLAÇLARLA ÜST SOLUNUM YOLLARI ENFEKSİYONUYLA BAŞA ÇIKABİLİRSİNİZ

Havaların soğuması eğer önlem alınmazsa, bazen yatağa düşürecek kadar hasta olmamıza yol açabilir. Özellikle burun akıntısı, öksürük, koku ve tat duyusunda azalma, hafif ateş ve ses kısıklığı yaşanılan bu rahatsızlıklarda insanlar önce antibiyotiklerden medet umuyor. Uzmanlar basit hijyen tedbirleriyle ve hafif ilaçlarla atlatılabilecek bu durumda antibiyotik alımının vücuda daha büyük zarar verdiği konusunda uyarıyor. Bulaşıcı olan soğuk algınlığı öpüşme, konuşma, öksürme ve tokalaşma gibi çok basit şekillerde bulaşabiliyor. Daha sık ellerinizi yıkayarak, hastalık riskinin yoğun olduğu yerlerden kendinizi koruyarak ve doktorunuzun önerilerine kulak vererek bu soğuk dönemi dinç ve sağlıklı geçirebilirsiniz.

ÖKSÜRÜRKEN MUTLAKA AĞZINIZI KAPATIN
Okul öncesi çocukların yılda 5-7 defa, yetişkinlerin de yılda 2-3 defa yaşadığı soğuk algınlığı (üst solunum yolu enfeksiyonu) konusunda Acıbadem Altunizade Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Keramettin Şar şu uyarılarda bulunuyor:

GÖZLER DE VİRÜSÜN GİRİŞ KAPISI
“Soğuk algınlığı direk temas veya hava partikülleri ile gerçekleşiyor. Virüsler en çok burun mukozasından giriyor. Ancak zaman zaman gözlerden de vücudumuza girebiliyor. Virüsler burun veya gözlerimize en çok el ve el parmakları ile ulaşıyor. Öpüşme, konuşma, öksürme ile virüs etraftaki eşyalara yayılıyor. Soğuk algınlığına sebep olan virüsler ellerimizde 2 saat sonra, çevredeki eşyalarda ise 4 gün sonra bile canlı kalabilir.”

“Soğuk algınlığında semptomlar 2-4 günde pik yapmaktadır. İlk semptom burunda kuruluk ve boğaz ağrısıdır. Ardından burun akması, burun tıkanıklığı, baş ağrısı, yüzde ve kulaklarda baskı hissi, koku ve tat alma kabiliyetinde azalma, öksürük (%30 civarında görülür), ses kısıklığı, huzursuzluk, nadir olarak hafif ateş görülür. Hastalık genellikle 1 haftada geçer.”

SİGARA BULAŞMA RİSKİNİ ARTIRIYOR
“Sigara içmek soğuk algınlığının bulaşma riskini arttırıyor. Çok küçük çocuklarda ve yaşlılarda daha sık görülüyor. Kirli ellerle burun ve gözlere dokunmak hastalığa sebep oluyor. Kalabalık ortamlarda bulaşma riski yükseliyor. Kronik hastalığı olan ve ilaç tedavisi görenlerde daha sık olarak görülüyor.

Rinovirüsler mart-ekim ayları arası hastalık yaparken, Coronavisüs ocak-nisan ayları, Enterovirüsler ise haziran-ekim ayları arası hastalık yapıyor. Soğuk algınlığın prognozu çok iyidir ve genelde bir haftada iz bırakmadan geçer.”

ELLERİNİZİ SICAK SU VE SABUNLA YIKAYIN
“En çok el ve el parmakları ile bulaştığına göre en önemli tedbir ellerimizi sık sık sıcak su ve sabunla yıkamaktır. Ellerimizi burnumuza veya gözlerimize götürmemek de çok önemlidir. Öksürürken partikülerin etraftaki eşyalara yayılmasını engellemek için ağzımızı burnumuzu kapatmamız ardından da ellerimizi iyi yıkamamız gerekiyor.”

“Soğuk algınlığı olan hastaların evlerinde 1-2 gün dinlenmesi, bol miktarda sıvı tüketmeleri ve semptomatik ilaçlar dışında ilaç almamaları önemlidir. Bu hastalıklar kendi kendine geçtiği için parasetamol, vitaminler, burun açıcı ve pastil dışında ilaç önerilmez. Antibiyotik kesinlikle alınmamalı. Antibiyotik alarak normal floramıza zarar veriyor ve viral enfeksiyonların artmasına, hastalığın daha ağır seyretmesine sebep olabiliriz.”

SOĞUK ALGINLIĞINI DIŞARDA TUTAN PROTEİN KAYNAĞI YUMURTA, KEFİR VE YOĞURT SOFRALARINIZDAN EKSİK OLMASIN
Acıbadem Altunizade Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan, soğuk algınlığına yakalanmamak için nasıl bir beslenme yolu izlenebileceğini şöyle anlatıyor:

“Soğuk algınlığı, burun akıntısı, boğazda kaşınma hissi ve burun akıntısı ile başlayan belki de en sık bilinen virüslerin sebep olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Bağışıklığın düşük olduğu vücutlarda daha ağır ve uzun seyreder. Dolayısıyla hem soğuk algınlığına yakalanmamak hem de yakalandıktan sonra hastalığı kısa sürede atlatabilmek için sağlıklı beslenmek gerekir. Geniz akıntısı, öksürük gibi nedenlerle mide bulantısı ve iştahsızlık oluşabilir. Bu nedenle fazla yağlı beslenmemek, sindirimi çok zor gıdalardan uzak durmakta fayda vardır.”

“Protein alımı hastalıktan hızlıca kurtulmak ve vücut direncini yüksek tutmak için çok önemlidir. Fakat çok yağlı olanlarını sindirimi zor olduğu için tüketmeyip daha çok ızgara, haşlama gibi daha az yağlı olarak hazırlanmış hallerini tercih etmelidir. Protein alımını arttırmak için yumurta, kefir, yoğurtta beslenmeye eklenmelidir.”

C VİTAMİNLİ MEYVE VE SEBZELER TÜKETİN
“C vitamininden zengin besinler tercih edilmelidir. Taze sebze ve meyve her gün 3-4 porsiyon olarak alındığında fayda sağlar. Ancak C vitamini fazla alabilmek için büyük boylarda taze sıkılmış meyve suyu tüketmeye çalışmak gereksiz yere fazla enerji/karbonhidrat almak anlamına gelebilir, dikkatli olunmalıdır.

Bazı baharatlar ise solunum sisteminin rahatlamasına ve soğuk algınlığının birtakım semptomlarının azalmasına yardım edebilir. Bunlardan bazıları şunlardır:

ZENCEFİL
Zencefil Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu’nun “genel olarak güvenilir” grubunda yer alır. Soğuk algınlığı ve öksürüğe karşı etkilidir, sindirim sistemi rahatsızlıkları için de oldukça yararlıdır. Bulantının önlenmesinde etkilidir. Aynı zamanda çok etkili bir antioksidandır.

IHLAMUR
Ihlamur, grip denilince aklımıza ilk gelen bitkilerden biridir. Yapılan çalışmalar ıhlamurun içerisindeki bileşenlerden bazılarının iltihap giderici ve ağrı kesici etki gösterdiğini kanıtlarken, bazı bileşenlerin ise boğazı yumuşatarak soğuk algınlığı şikâyetlerini hafiflettiğini ortaya koyuyor.

KARABİBER
Karabiber özellikle nefes açıcı özelliği sayesinde boğaz enfeksiyonlarını azaltma ve önleme konusunda yardımcı bir besindir. Bol karabiberli hazırlanan tavuk suyu çorba bu tür hastalarda iyileştirici etki gösterebilir.

FRAMBUAZ, KARADUT, AHUDUDU
Berry grubu (üzümsü meyveler) meyvelerin antioksidan kapasitesi çok yüksektir. Dolayısıyla bağışıklığı yükseltmek gereken bu tür hastalıkları iyileştirme konusunda da çok etkilidirler. Vücut direncini arttırmak için tüketilmelidirler. Mürver tohumunun ise antioksidan kapasitesi çok daha fazladır. Ve soğuk algınlığı belirtileri ilk görülmeye başladığında hemen alınması soğuk algınlığının daha kısa sürmesini sağlayabilir.”

CİLDİNİZİ SOĞUK HAVAYA HAZIRLAYIN
Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Gamze Erfan kışın zorlu şartlarına karşı cildin nasıl hazırlanabileceğini şöyle tarif ediyor:

“Yazın yoğun güneş ışınlarına maruz kalma sonucunda ultraviyolenin cilt üzerinde oluşturduğu yıpratıcı etkilerini henüz atlatamayan derimiz sıcaklıklardaki ani düşüş ve havadaki nemin azalması nedeniyle hızla kurur, çatlar ve kırışır. Yine kışın kapalı mekânlarda sigara dumanı ya da dış mekânlarda hava kirliliğine bağlı olarak serbest radikallerin oluşumu ile cilt yaşlanması daha da hızlanır ve yıllar içinde kanser gelişimine bile yol açabilir. İşte bu sebepler ve istenmeyen sonuçları nedeniyle özellikle mevsim geçişlerinde cildimizi nemlendirmek çok önemlidir.”

KIŞIN DAHA FARKLI ÜRÜNLER GEREKLİ
Yaz aylarında su bazlı nemlendiriciler tercih ederken kış aylarının yaklaşması ile bu ürünlerin yerini, yağ oranı ve onarıcı özelliği yüksek olan vazelin, gliserin, linoleic asid ya da seramid içeren ürünler almalıdır. Nemlendirici seçiminde özellikle C ve E vitamini gibi antioksidan içerikleri olan krem ya da losyonlar seçmeye özen gösterilmelidir. A vitamini içeren ürünlerin tercihi yazın yıpranmış cildin bakımında önemli bir yer tutar ancak retinoid ihtiva eden ürünlerin kullanımında kuruma, kızarma ve tahriş görülebilir. Bu nedenle retinoid içeren ürünler ile beraber kış mevsiminde bile güneş koruyucu kullanılması gerekir.

BAKIM MASKELERİ DE YARDIMCI
“Günlük nemlendiricilerimiz ile yüz ve vücudumuzda yeterli nemi sağlayamıyorsak bazı bakım maskeleri uygulanabilir. Tüm özenimize rağmen yeterli nemi sağlayamadığımızı düşündüğümüz noktada dermatoloğumuza başvurmalıyız. Her mevsim öncesi, cildimizi etkileyen hava koşullarına göre gerekli tıbbi ve kozmetik tedavi yöntemlerini uygulamak ve uygulatmak, oluşabilecek hasarları önler ve sürekli olarak sağlıklı genç bir cilde sahip olmamızı sağlar. Özellikle mevsim değişikliklerinde bu bilinçle hareket etmek uzmanların önemli bir tavsiyesidir.”

HAVUÇ YİYİN
“Kışa girerken cildin yenilenmesini sağlamak amacı ile diyetimizde vitamin ve minerallerden zengin taze havuç, kayısı, domates gibi çok çeşitli sebze ve meyvelerin tüketimine ağırlık verilmelidir. Aynı oranda günlük su ihtiyacımızı da düzenli karşılamak cildimizin nemini sağlarken serbest radikallerin atılımını da kolaylaştırır.”