SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR GELECEK İÇİN BİYOMİMİKRİ

Artık uzmanlar çevreye özellikle de doğaya yakından bakarak, doğanın sunduğu nimetleri kapsamlı bir iş koluna dönüştürecek yaratıcı stratejiler geliştiriyor. Üretimden tasarıma, iş süreçlerinden sürdürülebilir büyümeye, kârlılıktan rekabetçiliğe kadar pek çok noktada farkındalık yaratan bu disiplin ise biyomimikri olarak öne çıkıyor. Biyomimikri odaklı projelerin dünya genelinde 2000 yılından sonra hız kazandığı dikkat çekiyor. Peki, iş dünyasında marka ve kurumlar biyomimikriden nasıl faydalanıyor? Bu konuda başarılı projelere imza atan markaları araştırdık…

Yalıçapkını kuşundan ilham alan Shinkansen
Dünyanın en hızlı treni Shinkansen 500 serisi, Japonya’da işlemeye başladığında The Japan Railways şirketi öngörmediği bir problem ile karşılaştı. Hızlı tren dar tünellerden her çıkışında önünde sıkışan hava serbest kalıyor, patlamaya benzeyen bir ses yaratıyor, çevre sakinlerinin hayatlarını altüst ediyordu. Japon mühendisliğinin en üst noktası olarak görülen Shinkansen 500 Serisi’nin yarattığı problem, şirketi iflas noktasına getirebilirdi.

Trenin başmühendisi Eiji Nakatsu’nun aynı zamanda bir kuş gözlemcisi olması, bu sorunun çözümünü kolaylaştırdı. Eiji Nakatsu kendisine şu soruyu sordu: “Doğada, iki farklı ortam arasında hızlı ve çok kolay bir şekilde hareket edebilen neler var?” Mühendis ve ekibi, usta dalgıç yalıçapkını kuşunu inceledi. Ekip, kuşun gagasını model alarak trenin önünü yeniden tasarladı. Nakatsu ve ekibi, trenin ön kısmını, balık yakalamak için havadan suya dalarken etrafa çok az su sıçratan yalıçapkının gagası şeklinde tasarlayarak sadece trenin daha sessiz çalışmasını sağlamakla kalmadı aynı zamanda trenin, ilerleme hızını yüzde 10 artırırken, elektrik tüketimini de yüzde 15 oranında azaltmayı başardı.

Artık kuşlar cama çarpıp ölmeyecek
Avrupa’da günde 250 bin kuş cam pencerelere çarparak ölüyor. Bu rakamın ABD’de ise yüzlerce milyona ulaştığı tahmin ediliyor. Ornilux’un cam penceresi, örümceklerin ultraviyole (UV) ışınlarını yansıtan özelliğini taklit ederek kuş çarpmasını önlüyor. Alman şirket Arnold Glas tarafından üretilen Ornilux, yalıtımlı cam bir levha olarak dikkat çekiyor. İnsan gözüyle neredeyse tamamen şeffaf görünen, ancak insanlara göre UV ışınlarını daha geniş spektrumda gören kuşların görebildikleri UV ışınlarını yansıtan özel bir kaplamaya sahip.

Max Planck Ornitoloji Enstitüsü’nden Dr. Hans-Willy Ley tarafından yapılan bağımsız çalışmalar, kuş çarpmalarını önlemede Ornilux camın etkinliğini değerlendirdi. Ornilux cam ile ilgili elde edilen sonuçlar, kuşların yüzde 76’sının Ornilux panellerden uzak durduğunu ve geleneksel cam panellere doğru uçtuğunu gösteriyor. UV ışınlarını yansıtan modelleri kullanma fikri, örümceklerin bazı türlerinin, UV ışınlarını yansıtan ipek liflerini ağlarına dâhil etmesinden doğdu. Bu yöntem, böcekleri ağa doğru çekmek ve kuşlar dâhil daha büyük hayvanları uzaklaştırmak veya uyarmak için kullanılıyor.

Yunusların ses dağılımını yansıtan modem
Yunuslar, spesifik varlıkların çağrılarını yani ‘tanıtıcı ıslıkları’, 25 kilometre uzaklığa kadar algılayabiliyor. Bu da yunusların zorlu su ortamına rağmen doğru bir şekilde iletişim kurabilme ve sesle ilgili bilgileri işleyebilme becerisini gösteriyor. Her aktarımda birden fazla frekans kullanarak yunuslar, yüksek frekanslı hızlı aktarımların sesi dağıtma eğilimini önleyerek, mesajlarının güvenilir bir şekilde duyulmasını sağlamanın bir yolunu bulmuş durumdalar. EvoLogics adlı şirket, yunusların bu benzersiz frekans değiştiren ses dağılımını kullanarak veri iletişiminde sualtında kullanılabilecek yüksek performanslı bir modem geliştirdi. Şu anda bu modem, Hint Okyanusu’nda tsunami erken uyarı sisteminde kullanılıyor.

Otomobilde köpek balığı etkisi
1961 yılında konsept olarak tasarlanan Corvette Mako Shark hem tasarımında hem de adında köpek balığı bulunan ilginç otomobillerden biriydi. Daha sonra bu tasarım, 1965’te aynı adla ikinci kez farklı bir formda ortaya çıkarken, C3 olarak anılan seri üretim üçüncü nesil Corvette’in öncüsü oldu. 1969 Manta Ray konsepti ise balık etkisinin sürdüğü bir otomobildi ve 1965 model Mako Shark’ın tasarımının elden geçirilmesiyle oluşmuştu. Sert görüntüsü ve aerodinamik kıvrımları, doğadan alınmıştı. Anımsanması kolay bir başka ‘balıklı’ konsept ise Mercedes’in 2005 yılında ortaya çıkardığı ‘Bionic’ oldu. Esinlenmenin ötesine bile geçen tasarımıyla dikkat çeken Bionic, ‘kutu balığı’ olarak çevrilebilecek balığın aerodinamik avantajlarından yararlanmak üzere geliştirilmiş.