‘SUSHI’SINI TADAN MÜDAVİMİ OLUYOR

Yasin Kavşak, 10 parmağında 10 marifet olan yöneticilerden biri. Ailesine ve dostlarına hazırladığı muazzam sofralarla beğeni toplayan Kavşak, özellikle sushi konusunda son derece iddialı. Çok sık seyahat eden ve gittiği ülkelere özgü yemek spesiyallerini tatmaya özen gösteren Kavşak, yemek yapmanın yanı sıra balık tutuyor, fotoğraf çekiyor ve Vespa kullanıyor…

Yasin Kavşak, çeşitli kademelerde 10 yıl yöneticilik yaptıktan sonra kendi işini kurmaya karar veren girişimci ruhlu profesyonellerden biri… Amerikan ayakkabı markası Skechers’ı Türkiye’ye getirmek için Olka A.Ş.’yi kuran Kavşak, 3 yıldır Skechers markasının Türkiye distribütörü olarak faaliyet gösteriyor.

Oldukça yoğun bir iş temposuna sahip olmasına rağmen hobilerine vakit ayırarak enerji depolayan Yasin Kavşak hafta sonlarında eşiyle birlikte arkadaşlarına hoş yemek davetleri hazırladıklarını söylüyor. Kavşak, “Yemek yapmanın yanı sıra motora atlayıp, sevdiğimiz yerlerde bir kahve içmeye ya da güzel bir yemek yemeye gidiyoruz. Hiç olmadı, evde yemek yapıyoruz. Bu sayede haftaya tazelenmiş olarak başlıyorum. Eve çağırdığımız misafirlerimize veya eşime zaman buldukça yemek yapmaya çalışıyorum. Özellikle sushi için gelen arkadaşlarımız var. Başkasının evine gittiğimizde de barbekü başına geçen çoğu zaman ben oluyorum. Ne kadar stresli olursam olayım bir kadeh şarap eşliğinde, eşimle yemek yemeğe hiçbir zaman hayır diyebileceğimi zannetmiyorum.” diyor. Yemek yapmaya üniversite için ailesinden ayrılıp İstanbul’a geldiğinde başladığını ifade eden Kavşak, “Önce Türk mutfağından yemekler yapmaya başladım. Sonra İtalyan ve İspanyol mutfağından denemelere giriştim. Son zamanlarda en büyük tutkum sushi. Balık ve deniz ürünleriyle yemek yapmayı özellikle çok seviyorum. Makarnadan tutun, gravlax ve ceviche’ye kadar, deniz ürünlerini kullanarak bir çok farklı yemek yapabiliyorum.” yorumunda bulunuyor.

Değişik lezzetleri keşfediyor
Yasin Kavşak’ın yemek tutkusu, yurtdışı seyahatlerinde de öne çıkıyor. “Gittiğim birçok yere mutlaka yemeğe dair bir ön araştırma yapıp giderim.” diyen Kavşak, sözlerine şöyle devam ediyor: “Her gittiğim yerde, oranın nesi iyiyse elimden geldiğince arar bulur, onu yemeye çalışırım. Bir şeyi yemeden, o yemek ile ilgili fikir sahibi olunamayacağını düşünüyorum. Sadece, süsü bol ama içeriği boş ve birbirinin aynı yemekler yapan restoranlardan, hem Türkiye’de hem yurtdışında özellikle kaçınıyorum. Yaratıcı yönü kuvvetli olan, çok iyi malzeme kullandığına inandığım, samimi ve ‘her şeyi yapacağım’ derdinde olmayan prensipli lokantalara gitmeye çalışıyorum. Yemek kültüründen etkilendiğim birçok yöre var. Yurtiçinde Gaziantep’in, Antakya’nın, kıyı Ege’nin ve pek tabii ki Anadolu mutfağından bağımsız İstanbul’un, yemek sahnesinde çok ciddi öneme sahip olduğuna inanıyorum. Yurtdışında ise İtalya’nın ve İspanya’nın malzemeyi sadeliğiyle ön plana çıkaran birçok yöresinin yemeklerini kendime oldukça yakın buluyorum. Londra’ya her gidişimde, hep çok güzel yemekler yiyorum. ABD’de San Francisco’nun ve New York’un yemek için önemli şehirler olduğunu düşünüyorum.”

Balık tutmaya da gidiyor
Yemek yapmanın yanı sıra birden çok hobiye sahip olan Kavşak, “Balık tutmayı çok seviyorum. Bunun için vakit buldukça Boğaz, Kaş veya Adrasan’a gidiyorum. Bunun yanı sıra motora binmeyi seviyorum. Hava güzelse, hafta içi akşam veya hafta sonu çıkıp sahil hattı boyunca gezmek bana çok iyi geliyor. İletişim teknolojileri sıkı takibinde olduğum bir konu. Yeni bir ürün piyasaya sürülmüşse, hemen merak edip detaylı inceliyorum, hoşuma giderse satın alıyorum ve gündelik hayatıma aktif bir şekilde dahil ediyorum. Spor, ara sıra ciddi aralar vermek durumunda kalsam da hep hayatımda olan bir hobi. Mümkün olduğunca, sabahları işe gelmeden spor yapmaya çalışıyorum. Güne zinde başlamamı sağlıyor. Fotoğraf çekmeyi de seviyorum. Kendime göre güzel bir fotoğraf makinem ve birkaç lensim var. Yurtdışı seyahatlerimde bol bol fotoğraf çekiyorum.” diyor.