TANPINAR’I YENİDEN DÜŞÜNMEK

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın okuyucu kitlesi zaman zaman artış veya azalış göstermektedir. Fakat genel olarak Tanpınar ilgiyle okunan, yazdıkları düşünülen ve çağdaşlarının sözleriyle kıyaslanan bir isim olmuştur. O yüzden Tanpınar’ın günlükleri yayımlandığında geniş bir okuyucu kitlesi tarafından şaşkınlıkla karşılanmıştı. Bazıları, “Aynen düşündüğüm gibi, Tanpınar’ı doğru anlamışım.’ diyerek okudu bu günlükleri. Bazıları, “Tanpınar’ı hiç anlamamışız.” diyerek üstünkörü de olsa günlüklere göz atmadan edemedi. Fakat çoğunluk Tanpınar’ın bütün eserlerini bir de bu günlükler ışığında yeniden okuma gereği duydu. İnci Enginün ve Zeynep Kerman da günlüklerin bu şekilde algılanacağını, daha doğrusu son söylediğimiz şekilde anlaşılacağını düşündüklerinden olsa gerek kitaba “Günlüklerin Işığında Tanpınar’la Başbaşa” (2008, Dergâh Yayınları) gibi isabetli bir isim koymuşlar.

Günlüklerini yayımlamayı düşünmemiş
Tanpınar belli ki günlüklerini yayımlama kaygısı gütmeden yazmış. Zaten günlüklerinin çoğu yeri not tutma şeklindedir. İlginçtir, bir tahlil ve tasvir ustası olan Tanpınar, gezdiği Avrupa şehirlerine dair ayrıntılı tasvirler yapmamış, sadece gördüğü müze ve resimlerle ilgili kısa notlar almıştır. Bunlar ileride yazılacak hikâye, deneme veya romanlara malzeme toplama şeklindedir. Yine ilginçtir, biz-Avrupa veya Doğu-Batı kıyaslamasına da girişmemiştir. Daha çok, Avrupa’nın tadını çıkarma, kitaplardan okuyup öğrendiği Avrupa’yı yaşama gayreti içindedir.

Günlükleri okurken
Kitap doğal olarak parçalardan oluşur. Hatta onlar da kesik kesiktir. Tanpınar çoğu zaman son sözü söylemeden bitirir günlüklerini. Bazen yer ve zaman belirtme gereği de duymaz. Yine de Tanpınar’ın dehasından olsa gerek dikkat ettiği şeylerden dönemine ait edebi, siyasi ve toplumsal verilere ulaşabiliriz. Tanpınar İstanbul’da ve Avrupa’da belli bir edebiyat çevresi içinde olmuştur. Onlardan biri gibi davranmamış ve düşünmemiş, kendisini hiçbir zaman belli bir çevrenin adamı olarak görmemiştir. Ama görüştüğü, fikir alış-verişinde bulunduğu çevre genellikle şair ve yazarlardan oluşmuştur. Onlara dair acımasız, insafsız denilebilecek tespitlerle doludur Tanpınar’la Başbaşa. Hatta bugüne kadar bilinen pek çok şeyin tersine bilgi ve ifadelere rastlanır onda. Tanpınar’ın üstadı Yahya Kemal’e dair bile zaman zaman yönelen bir husumetinin olduğunu burada okuruz mesela. Hele onun çevresine doluşan hayran kitlesine karşı Tanpınar fazlasıyla küçümseyicidir. O yüzden günlükleri okurken Tanpınar’ın bunları kaç yaşında ve hangi yıllar içinde yazdığına dikkat etmek gerekir.

Konuşma diliyle yazmış
Tanpınar günlüklerinde olabildiğince doğrudan, düz ve sadedir. Bu, üslubundan da anlaşılır, yazdığı şeylerden de. Normalde bir hikâye veya romanında karşılaşmayacağımız bir üslupla tutar günlüklerini. Konuşma dili ağırlıklıdır. Çoğu zaman cümle kurma gereği bile duymaz. İkincisi; Tanpınar’ın diğer kitaplarında asla yer vermeyeceği günlük, basit uğraşılar konu edilmiştir günlüklerde. Hiç bitmeyen borçlar, kıskançlıklar, düzensiz uykular, tamamlanamayan şiirler, hastalıklar… Kitabın cezp edici, ilgi uyandırıcı tarafı da burasıdır zaten, çünkü Tanpınar burada yazar, sanatçı, şair kimliğinin dışında salt insan olarak karşımıza çıkar.